banner114
banner146

Bizde bakalım Kur-an’ı Kerimde Allah bizlere ne emrediyor. Nisâ Süresinin 58. Ayetinde. Ayet-i Kerimenin meali birçok tefsir ve mealde aşağıdaki gibi geçmektedir. Yani çevirisinde ve anlamının ortaya konmasında mana aynıdır. İhtilaf içermemektedir. Fakat anlamak için biraz bize biraz da dinimize bakalım.

“Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor. Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.”

Emanetleri ehline veriniz. Noktasından başladığımızda birçok soru kafamızda oluşuyor. Ehil kimdir? İşin ehli nasıl belirlenir? Gibi birçok soru ile irdelediğimizde verilecek global cevap insanı ve İslami çizgide yürüyebilen, adaletli ki Ayet-i Kerimede de aynen geçmektedir.

Adalet ile hükme geçmeden önce adaletli insan nasıl olmalıdır noktasını irdelemek gerekir. Peşin peşin söylemem gerekir ise yaşadığı dine bağlı kitabına bağlı olmalıdır. Hangi dinden olursa olsun imanı ve bağlılığı olmalıdır. Bir kısıtlamaya tabi olmayan düşünceler yakıp yıkmaya, kırıp çalmaya meyillidirler.

Eğer ki bir dine mensup olup o dinin kuralları dışında davranış sergileniyor ise. Ona da fitne denir, fesat denir ki Allah korusun onun kurtuluşu yoktur sonu hüsrandır.

Adaletli olmak demek empati yapabilmek ve onu yapacak kısıtlamalara, korkulara ve vicdana sahip olmak gerekir. Bir toplumun içinden bir lider seçilir ise seçilen o toplumun kendisidir. Kişi kendini eleştirmekte mutlaka çıkar gözetir. Gözetmem derse yalan der. Ne kadar imanlı, bağlı ve vicdanlı olursa olsun bireysel çıkarını gözetler. Hiçbir şey yapmaz ise durduğu yeri, konumu yükseltmek, daha kıymetli yapmak için uğraşır. Yani adaletli olması sağlam olmaz.

Şimdi çıkıp Nisâ süresinden günümüz ortamını eleştirirken ne dediğimize, geçen zamana, yapılan işlere bakmak gerekir. Dini kullanarak yer edinme derdine düşmek adalet değil, adaletsizliğin kendisidir.

Buradan yola çıkarak toplumun yoksuzluğu, işsizliği, devletin bekası ve vakarı ile dalga geçilmemeli. Bu değerler ile dalga geçilir ise zaten o dalga geçene itibar etmek intihar etmektir.

Keza çalışmayan, üretmeyen, düşünmeyen, toprak ve nimet için hazine için çaba harcamayana devlet bakar ise bu adaletsizliktir. Bu değerler için bireyler, taraflar değil top yekûn herkes elinden geleni yapmalı.

Gençler işsiz, işyerleri işçisiz zaman harcamamalı, en yaşlı dahi hiçbir şey yapamaz ise gönülden dua etmeli, beşikteki bebekleri sallamalı.

Kahve köşesinde oturarak ve daha önemlisi salgının getirdiği yeni yaşam zihniyeti. Evde oturup anne kucağında, baba ocağında keyif yaparak devletten beklemeye geçilmemeli. Zor zamanlarda daha çok üretken, daha çok çalışkan olmalı.

Ya anne babamız bakacak ya devlet bakacak. Ne zamana kadar? Onlar ölene yok olana kadar mı? Ya da açlıktan, yokluktan bitap düşene kadar mı?

Dün deden kanı, canı ile bu toprakları emanet ederken yatman için değil. Ya genişletmen ya da üzerindeki değerleri koruman ve dünya üzerinde daha refah, en önde, lider seviyeye getirmeni beklemektedir.

Her şeyi devletten bekleyerek yatanların gıybet edenlerden, çalanlardan, haram yiyenlerden farkı nedir? Çalışmadan yatanlar, iş beğenmeyip çalışmayanlar. Bir eğitim dahi almadan, tamamlamadan zahmet çekmeden evde oturarak kazanç arayanlar o dedelerin kanı ile sıvanmıyorlar mı? O dedelerinin toprak altındaki bedenlerini lime lime etmiyorlar mı?

Zahmetsiz rahmet olmaz, emeksiz kıdem olmaz, terlemeden ekmek bulunmaz, çalışmadan yaşam ferah olmaz.

Sağlık sıhhat ile güzel yarınlar dilerim…

    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.