banner114
banner146

Dün aklıma geldi.
Hıdrellez’de...
İlk, rahmetli babaannemden dinlemiştim hikâyesini. Gerçi o "Hıdırlez" derdi kısaltarak.
        ***
Bahar ve yaz karışımı bir gün sayılırdı.
Evini, bahçeni, kalbini, dilini temiz tut.
Ne dilersen dile
...
        ***
Şana Taka Kütüphane’ye 5 Mayıs akşamı bir çanta dolusu kitap bırakılmasını...
"Hıdrellez, bereketiyle geldi" diye yorumladım.
Çocuk kitaplarıydı daha çok, çocuklar gibi sevindiğimi de itiraf etmeliyim.
Büyük masanın üstünü adeta bir kitap sergisine çevirdikten sonra derin bir nefes aldım. Ve bir kez daha anladım ki kitap bereketti, sağlıktı, mutluluktu.
        ***
Ne zamandır gündüz gece demeden devam eden yağmurun sesi geliyordu. Güvertenin ışıkları yanıyor, sokak lambasının altından yağmur taneciklerinin bir an önce çimlerle buluşma telaşını anlayabiliyordum.
8 Mayıs Pazar günü kütüphanede kutlanacak Anneler Günü için son hazırlıklara bir göz atabilirdim ve öyle de yaptım. 8 Mart Kadınlar Günü kutlamasında alınan notlar da işime yarayabilirdi.
         ***
Sonra düşündüm de...
"Bir şey eksik bu kıyılarda!?"
"Ne?"
Cevabı belliydi işte, "şenlik"...
Hani "festival" diye diye bize ait olanı neredeyse unutmak üzereydik.
"Geleneği geleceğe taşımak" diye mırıldandım.
             ***
Trabzonspor’un şampiyonluğu için şehrimizde gerçekleştirilen kutlama programının sosyal medyada bir milyar kez izlenmesiyle kendimize gelir gibi olmuştuk.
Şenlikleri özlediğimizin en güzel fotoğrafıydı bu.
Ve istersek en güzelini düzenleyebileceğimizin de...
Meydan Meydan olalı böyle bir kalabalık görmemişti. Trabzon Büyükşehir Belediyesi "yine yapalım" diye paylaştığı sırada tüm dünya Trabzon’u, Trabzonspor’u konuşuyordu.
"Trabzon, ne yaptın sen?!"
          ***
Yaşadıklarımızdan anladık ve öğrendik ki bu kıyılarda eksik olan şeylerin başında "şenlik" geliyor.
Görev gereği İtalya, Fransa, Polonya ve Almanya gibi ülkelerde bulunma, festivallere katılma fırsatımız oldu.
Bırakın büyük şehirleri, her kasabanın ve köyün neredeyse ortasından sular seller gibi geçiyor festivaller.
Etkinlik kapsamında olmayan meydan, park, salon yok gibi...
Kasaba ve köylerin hemen hemen tüm sakinleri festival gönüllüsü...
Bir hafta süren şenlikte doyasıya eğleniyorlar, yürüyor ve dünyanın farklı kültürlerini tanırken kendi kültürlerini de tanıtıyorlar.
İnsanlar özellikle festivali bekliyorlar ve bir yılın yorgunluğunu üzerlerinden atıyorlar.
         ***
Peynir mi üretiyorlar?
Meyve mi sebze mi?
El sanatları, yöresel yiyecekler...
Aklınıza ne gelirse sağlı sollu dizilmiş tezgahlarda...
Çoluk çocuk, genç ihtiyar kol kola yürüyorlar.
Şarkılar danslar...
        ***
İşin bilimsel tarafı da ihmal edilmiyor.
Konferanslar, tiyatro ve film gösterileri ile destekleniyor şenlik.
En çok dikkatimi çeken de şüphesiz kortej yürüyüşü...
Sanki koca kasaba, dünyanın dört bir yanından gelen konuklarıyla yürüyor.
Halkın üzerine kutsanmış tohumlar serpiliyor, şarkılar söyleniyor, danslar sergileniyor.
         ***
İşte bizim buralarda da "bundan" isteniyor.
"Şenlik."
Zaten stres topuna dönmüşüz.
Bir "futbol" kalmış elimizde dilimizde...
Geleneklerimizi geleceğe taşımalıyız fakat çıta yüksek bu kez.
Mademki Meydan’da yapabildik...
Mademki "bizden iyisi yine bizden birisi" dedik.
İş, belediyelere düşüyor.
Kültürel zenginliğimiz bize yeter de artar bile.
Tarım ve denizi de yazalım bir kenara...
Şenlik ateşini yaksınlar ve şehrin sakinlerine Meydan kıvamında günler geceler yaşatsınlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.