banner114
banner146

Geçtiğimiz haftanın gündem maddelerinden biri Muhtarlar Federasyonu Başkanı Bekir Aktürk ve kendisine bağlı tüm ilçelerin muhtar dernekleri temsilcilerinin şaşırtan çıkışıydı.Muhtarlar, katıldıkları bir programda Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’na ağır göndermelerde bulundu. Federasyon Başkanı Bekir Aktürk, Zorluoğlu’nun idare zafiyeti dahil şehrin sorunlarından uzak olduğunu, halkın temsilcileri olmalarına rağmen kendilerine bile 3-4 aydır randevu verilmediğini söyledi. Aktürk’ün bu çıkışı, kamuoyunda geniş yankı buldu. Vatandaşla ilişkisi sorunlu olduğu bilinen ve Trabzon’u çok kötü bir kadroyla yönetmeye çalıştığı gözlenen Zorluoğlu’nun muhtarlara bile bu denli uzak oluşu kralın çıplaklığının artık her kesim tarafından görülüyor olmasıydı. Ancak esas şaşırtan Federasyon Başkanı’nın Zorluoğlu’na, kralın çıplak olduğunu söylemesiydi.

Olayın bundan sonraki boyutu ise vukuundan daha beter bir hal aldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu Büyükşehir Meclisinde konuyla ilgili bir soruya verdiği cevapta muhtarları doğrudan tehdit etti. Zorluoğlu, “Orada söz alan bazı arkadaşlarımla ilgili birkaç şey söylerim mahcup olurlar. Gerekirse ayrıntıları da çıkarırım. Herkes sözüne dikkat etsin. Burada başka şeyler var.” iddialarını dile getirdi.

Trabzon’u yönetmekten uzak bir irade sergileyen Murat Zorluoğlu, en küçük eleştiriye bile tahammül edemiyor. En garip olanı ise hemen tehdit diline başvuruyor. Büyükşehir makamını kullanarak ya da makamın arkasına saklanarak muhatabını tehdit ediyor. Zorluoğlu’nun bu çıkışının ardından bu kez Federasyona karşı olarak kurulan diğer 64 üyeli muhtar derneği Zorluoğlu'na destek için  basın toplantısı düzenledi. Tablo Trabzon açısından tam bir fecaat sergilemekteydi. Zorluoğlu muhtarlar arasında ayrımcılığa gitmiş, muhtarlar bile bölünmüştü.  Şükür ki bu vaziyeti erkenden görenler oldu. Zorluoğlu ile Federasyon Başkanı Bekir Aktürk, bir araya gelerek yanan ateşin üzerine kül döktüler.

***

Geçtiğimiz haftanın bir diğer gündem maddesi Arap turizmi ile var olan Trabzon turizminin hem içerden hem de dışardan hedef haline gelmesiydi. Turizm kenti olma iddiasını Arap turizmi ile yakalayan Trabzon, ideolojik bir bakışın hedefi haline gelmişti. Arap’ı sevmeyenler ve ülkede Arap istemeyenler Trabzon’a olan yoğun Arap turist ilgisi karşısında harekete geçtiler. Suriyeliler üzerinden mülteci düşmanlığı üretenler, mülteci diyemeseler de Arap düşmanlığını yine öne çıkardılar. Sanki bu bir projeydi ve bir yerden düğmeye basılmıştı. İşe önce Uzungöl’deki Arapça tabelalardan başladılar. Uzungöl’de üç dilde tabela olmasına rağmen her yerde yalnızca Arapça tabela olduğunu ileri sürerek Uzungöl’ün Türklerin elinden çıktığını bile iddia ettiler. Şimdi şu düşmanlık nitelemelerine bakalım:

1-Bizim paramız yok. Araplar çok para harcıyor.

2-Mağazalar, restoranlar Arap doldu. Kendimizi ülkemize yabancı hissetmeye başladık.

3-Çok rahat dolaşıp, rahat hareket ediyorlar. Ev sahiplerini hiç önemsemiyorlar.

4-Araplar pisler ve elleriyle yiyorlar.

Genel anlamda özetleyebileceğimiz yukarıdaki 4 madde yalnız dışardan Trabzon’a yöneltilen turizm tehdidini barındırmıyor. Benzer tepkiler Trabzon’un içinden de yükseliyor. Özellikle 40 yaşın altı genç nesil ve yeni kuşak, etrafında çarşaflı başörtülü Arap görmek istemiyor. Ancak karşı çıkarken bu ideolojisini gizliyor. Yani karşı çıktığı insanın kimliğinden rahatsızlık duyuyor. Arap’ın kimliği belli, yaşam biçimi de. Alanya’nın yüzde 75’i Alman ve Fransız. Antalya yarı yarıya Rus ve Avrupalı. Ama oralar hiç gündeme gelmiyor. Trabzon’daki Arap turist yoğunluğu yerini İngiliz, Rus ya da Alman turiste bıraksa Araplara tepki gösterenler bundan rahatsız olmayacak. Belki de Trabzon Antalya gibi “Türkiye’nin ikinci turizm cenneti” olarak yorumlanacak.

Türkiye’nin turizmden beklentisi 40 milyar dolar. Trabzon’un bu yıl için beklentisi ise 1 milyar dolar. Trabzon, turistin en çok para bırakanı ile muhatap oluyor ama kah içerden kah dışardan ciddi bir tehditle karşı karşıyayız. Bu gerçeğin şehir tarafından önce bilinmesi, sonra da müdahale edilmesi çok önemli.

Günebakış gazetesi olarak gerek turizm olayında, gerekse kentin diğer çıkarlarında ilkesel duruşundan hiçbir taviz vermeden bu saldırılara da sonuna kadar direneceğiz. Dün bu şehirde Ruslara karşı yapılanın bugün Araplara karşı yapıldığını yazıp çizeceğiz. Lakin iki gerçeğin altını çizerek… Birincisi para uykusuna yatan ve bu tehdidi hala algılayamayan başta esnaf olmak üzere şehrin ileri gelenlerinin duyarsızlığını eleştireceğiz.  Bir diğer ifade ile onlara duyarsızlıklarını duyurmak için aykırı seslere de yer vereceğiz. Yani işin vahametini fark edemeyenlere sorumlu bir yayıncılık çerçevesinde bu sorumluluğu hissettireceğiz. İkincisi kafasını kuma gömüp “Bana ne?” diyenleri de ifşa edeceğiz. Oturduğu yerden ahkam kesenleri dikkate almayacağız.

Bu şehirde Arap turizminin önemini ortaya koymak için gül dağıtan bir siyasetçi linç edilirken ne Esnaf Odasının sesi çıktı, ne Vali’nin ne de TÜRSAB Başkanı’nın… Onlar da sokağa çıkmak yerine bir iki beyanatla işi geçiştirmek istediler. Söyledikleri tek şey var: “Basın aykırı seslere yer vermesin.” Yani basın da bizim gibi kafasını kuma gömsün. Sanki basın aykırı seslere yer vermezse bu sorun  hallolacakmış gibi… Karşı karşıya kaldığımız vahameti bilmem anlatabildik mi! İçerde durumun farkına varabilsek yanlışa ve dışa karşı direnmemiz daha kolay olacak. Ancak zor kazandığımız turizm olayını erken kaybetmek üzereyiz. Zira turizmi kazandığımız dönemin ne yöneticilerinden ne siyasetçilerinden ne de sivil toplum örgütü temsilcilerinden galiba kimse kalmadı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kerem 4 hafta önce

Araplar değilde Avrupalı turistler sokakları doldursaydı yine tepki çekerdi. Sorunun asıl kaynağı insanımızın ekonomik sıkıntısı varken birde turizmin etkisiyle fiyatların daha da yükselmesidir.

Avatar
Akıncı 3 hafta önce

Kimse ülkeye turist gelmesin demiyor,kimse yabancı düşmanlığı da yapmıyor!… Ancak bu ülkenin asli unsuru Türk milleti cebindeki para ile uzandığını alamazken, bir Amerikan Doları ya da İngiliz sterlini Ya da Arap riyali karşısında yerle bir olan Türk lirası ile Türk vatandaşı mindere 17-18 ya da 20 kat yenik çıkıyor. Adamlar bir dolar veriyor, biz 17,80… Meydanda ki lokantalarda bu ülkenin bu şehrin insanlar cebindeki para ile yemek yiyemiyor, ya da oğluna kızına daire alamıyor, kiralık ev dahi bulamıyor.Bu çirkin siyaset olayı öyle evirip çevirip hamasi nutuklarla yabancı düşmanlığı yapılıyormuş gibiye getiriyor ki devletin büyük büyük adamları hiçbirşey yokmuş gibi utanmadan poz veriyorlar.. Afgan’ı Suriyelisi ülkede terör estirir, Arabı İngiliz’i Almanı bedava yer içer, yatar kalkar, benim vatandaşım aç olarak sadece olanı biteni izlemek zorunda kalır. Şairin dediği gibi” ÖZ YURDUNDA GARİPSİN, ÖZ VATANINDA PARYA” Herkes aklını başına alsın,bu vatan müstemleke değil, yeter artık!… Türk insanını köle yapın, yabancıları efendi, hiçbir ülke ve devlet bunu kendi insanına reva görmez..Bu sessiz istila ya da işgal değil,basbayağı korkunç bir sesli istila ve işgal Yazık çok yazık!!!…