banner114

     Başakşehir ile başa baş şampiyonluk mücadelesi veren Trabzonspor, bir gün önce rakibinin üç puan alması münasebetiyle, zaten kazanması gereken maça mutlak galibiyet parolasıyla çıktı. Antalyaspor'un Trabzon'a eksik bir şekilde gelmesi, maçın önemini asla azaltmıyordu. Hüseyin Çimşir ve oyuncuları, rakibin eksiğine fazlasına bakmadan kalan maçları kazanmakla mükelleftiler. Karadeniz Fırtınası şampiyon olmak istiyorsa maçlarını kazanmalı, aynı zamanda rakibinin puan kaybını beklemeliydi.

     Maç penaltıyla başladı, penaltı ile devam etti. İlk yarı, üçüncü penaltı ile tamamlandı. İlk yarı sonunda, Bordo Mavililer bir gol önde soyunma odasına girdi. Sahada, futbol anlamında şampiyonluğa oynayan bir takım yoktu. Çok kötü bir Trabzonspor vardı. Yaklaşık kırk elli metrede oynayan bir takım rakibine ne baskı kurabilir ne de üstünlük kurabilirdi. İkinci yarı, skor üstünlüğü ve Hüseyin Çimşir'in oyuncularını uyarmasıyla düzeleceğini beklediğimiz Karadeniz Fırtınası, futbol olarak aynı tas aynı hamam vaziyetindeydi. Hüseyin Türkmen-Campi uyumsuzluğu ve yetersizliği, Ndiaye'nin bal yapmayan arı misali performansı, Sorlöth'ün verimsiz ve çok kötü futbolu... "Üçüncü golü bulması gerekli ki, takım rahatlasın" diye içimizden geçirdiğimiz an, Hüseyin Çimşir maçtaki en doğru hamlesini yaparak Nwakaeme ve Guilherme'yi oyuna aldı. Aynı dakika içinde taç atışından Antalyaspor'un beraberlik golü geldi. Takım savunması ve savunmanın göbeği bu golde evlere şenlikti. Maçın en zayıf halkalarından Hüseyin Türkmen'in rakibine hamle dahi yapamaması hem golü getirdi hem Trabzonspor'u Başakşehir'in dört puan gerisine düşürdü. Son bölümde biraz kıpırdanma olduysa da, Trabzonspor hak etmediği üç puanı doğal olarak hanesine yazdıramadı.

     Nihayetinde, evinde Antalyaspor gibi neredeyse takımının yarısı olmayan bir ekibe karşı "son dört maç kala" iyi futbol sergileyemezsen şampiyonluk umutların yok olur, sana inananlar çok üzülür. Çünkü, önce takım olarak inanacaksın ve şartlarını yerine getireceksin ki, başarıya uzanabilesin. Dün, sahada Antalyaspor kadar hırslı oynayamayan, onun kadar bile doğruları yapamayan, çok tuhaf futbol sergileyen bir Trabzonspor vardı. Hocasından oyuncusuna kadar, sanki "biz şampiyon olmak istemiyoruz" mesajı verir gibiydiler. Bu saatten sonra mucize olmazsa Trabzonspor'un şampiyonluğu imkansıza yakın! Trabzonspor taraftarının çok inandığı şampiyonluğa oyuncu ve teknik kadronun onlar kadar inanmadığını dünkü maçta gördük. Süper futbol oynayıp berabere kalınsaydı kimse bişey diyemez, kaderine boyun eğebilirdin. İyi futbol oynamadan, yeterince iyi mücadele etmeden puan kaybedersen camia olarak çok üzülürsün. Trabzonspor, dünkü maçta "Trabzonspor gibi" oyna(ya)madığı için şampiyonluk yarışında çok büyük yara aldı. Geçmiş olsun!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yasar 1 ay önce

yönetim maalesef teknik heyette hata yaptı, hüseyin efendinin ne liyakati vardı ne de futbol bilgisi, taktik bilgisi , tecrübesi . hoca takımı motive edemedi, değişiklikler felaket , wakame alınabilir ama asla ekuban çıkmamalıydı.