banner114
banner146

Genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), genetik materyalin doğal olmayan yolla değiştirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Bitki ve hayvanlar üzerinde yapılan bu genetik uygulamaların tarihçesi 1970’li yıllara kadar dayanmaktadır. Her geçen gün artan insan nüfusunun besine karşı olan gereksinimi karşılamak için uygulanan bir teknoloji olarak karşımıza çıkmıştır. Genetik mühendislik çalışmaları sonucu ilk üretilen besin domatestir. Domatesten sonra ise zararlı virüslere dayanıklı kabak; organik pestisit içeren patates, kanola, soya fasulyesi; herbisitlere dayanıklı pamuk ve mısır genetik mühendislikle geliştirilen diğer besinler olmuştur.

Genetiği değiştirilmiş besinlerin geliştirilme amaçları doğrultusunda hedeflenen potansiyel faydaları söz konusudur. Bu sayede tarımda verimliliğin artması, finansal zararların azalması hedeflenmektedir. Ayrıca bazı besinler zenginleştirilmiştir. Örneğin, beslenmesi pirince dayalı toplumlarda A vitamini ya da demir yönünden zenginleştirilmiş pirinç üretilmektedir. Bu durum besin ögesi eksikliklerinin hafifletilmesinde bir alternatif olabilecektir. Bir diğer olası yararlı etkisi ilaç ve aşıların besinlere uygulanmasıyla ulaşılabilirliğin sağlanmasıdır. Özellikle gelişmemiş ülkelerde aşıya ulaşım, depolama ve uygulamadaki aksaklıkların önüne geçebilecek bir adım olabilecektir. Dahası bitkilerde oluşabilen virüs ve bakteri kaynaklı hastalıklara direnç kazanılabilir. Soğuk toleransı ve kuraklık koşullarına dayanıklı olan bitkiler yetiştirilebilecektir. Tüm bu yararlı olası etkileri yanı sıra riskleri de söz konusudur. Başta GDO’lu besinlerin geliştirilmesiyle hedefte olmayan diğer organizmalar zarar görebilmektedir. İnsan sağlığı üzerinde olası etkileri günümüzde hala araştırılmaktadır. Yapılan çalışmalarda infertiliteye, bağışıklık problemlerine, insülin metabolizmasında bozukluklara, gastro intestinal sistem üzerine olası zararlı etkileri söz konusu olabilmektedir. Bununla birlikte yeni genlerin alımı beraberinde yeni alerjilerin gelişmesini sağlayabilmektedir. Antibiyotik dirençli genlerin kullanımı anti-mikrobiyal tedaviyi etkileyebilmektedir.

Ülkemizde GDO konusu biyogüvenlik kanunu 2010 yılında yasal olarak düzenlenmiştir ve GDO’lu tohum ile tarım yapımı yasaklanmıştır. Ancak yem olarak kullanımı amacıyla genetiği değiştirilmiş soya ve mısır gibi besinlerin ithalatına izin verilmektedir. Hayvanların yem olarak bu besinleri tüketmesi, insanların ise bu hayvanların etini, sütünü ve yumurtasını tüketiyor olması bu besinler aracılığıyla insanlar GDO’ya maruz kalıyor mu şüphesini beraberinde getirmektedir. Sağlık üzerine etkileri önemli bir tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Genetiği değiştirilmiş besinlerin sağlık risklerine yol açmadığından emin olunduktan sonra tarım uygulamaları ve tüketimde kullanılması yaygınlaştırılmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.