banner114
banner146
banner122

Geçen hafta Trabzonsporlu Yunan oyuncu Bakasetas’a basın toplantısında sorulan bir sorunun yarattığı infiali biliyorsunuz! Ne soruyu, ne yansımalarını yazmayacağım. Çünkü gazetecilik artık o bildiğimiz gazetecilik olarak yapılmıyor! Bu meslek genel anlamı ile ölmüştür, yapmaya çalışanlar ayak sürüyor, o kadar…

Olayda masum bir muhabir kızımız açıkça kendi müdürü tarafından hedef yapılmış, kullanılmış, zor durumda bırakılmış, bir kenara itilmiş ve üstelik işinden de olmuştur. Kimse o muhabir kızımızı suçlamasın! Onun konumunda olan herkes verilen “görevi” yapmak durumundaydı! Onu yönlendiren ve bir basın toplantısının ortasında kendisine mesaj atan müdürüne karşı gelmesini bırakın, o ortamda sorulması istenen sorunun neticesinin nereye gideceğini bile idrak etmesi kolay değildir.

Nereden mi biliyorum? Bunları çok yaşadım ve gördüm de ondan… Ama bizim zamanımızda gazetecilik adına bir suç ya da hata varsa, paylaşılırdı!!! Kimse aslanların önüne atılmazdı. Gençlerin hevesi kırılmaz, meslekten soğutulmaz, yanlış bile bile savunulmaz, özür dilenirdi! Gazetecilikte tuzak sorular da vardır ama, böyle densizlik yapılması için bizzat kendi muhabirini tuzağa düşürmek yoktur! Hele çağımızın en büyük hastalıklarından, ırkçılık kokan sorular asla… Elbette gazeteci, kimsenin hoşuna gidecek soruları sormak zorunda değildir. İstediği soruyu sorar ve sorumluluğunu da üstlenir! Ama ayırımcılık, bölücülük, cinsiyetçilik, ırkçılık vs gibi konular insan hakkı ihlalidir. Düz mantıkla bakıldığında soruda hiçbir “ olmadığı zannı uyanabilir! Ama Yunanistan’la Türkiye arasındaki önemli sıkıntılar varken böyle bir çanak soruyu sordurmak iyi niyet ölçülerini aşar. Sorunun karşılığı olarak istenen cevap gelse idi gazeteye manşet olacak, büyük gazetecilik olayı olarak sunulacaktı! Ve müdür bey de bunun keyfini çıkaracaktı! Ama ters tepince sorumluluk almaktan kaçındı. Komutan zaferden gurur duyabilir ama yenilgiden de sorumludur. Bundan kaçamaz.  Olaydan sonra muhabir kızımız yapılması gerekeni yapmış, ancak bir anda işsiz kalmıştır! Şu ortamda işsiz kalmanın ne demek olduğunu her halde herkes biliyordur! Ama asıl faillerin hiçbir şey olmamış gibi ortalıkta gezinmeleri ise düşündürücüdür! Yazık ki asıl istifa etmesi gerekenler, zeytinyağı gibi kendilerini savunup üste çıkmaya çalışıyorlar.

LANET OLSUN!

Bu sayfada güzel şeyler yazmak isterdim ama, toplam 16 şehit verdiğimiz bir ortamda bunu yapmak çok zor. Spor yazarı olsam da zor. Çünkü ben de bu ülkenin bir ferdiyim, işimin niteliği ne olursa olsun böyle caniliklere, insanlık dışı olaylara kayıtsız kalmak imkansız. Lanet olsun bu olayların müsebbiplerine… Umarım bir an önce canilerden hesap sorulur. Ateş düşen o evlere, o ana babalara, kardeşlere, eşlere, çocuklara ne dersek diyelim boş… Onları teselli edecek kelimeler icat edilmedi. Sadece Allah’tan onlara sabır, katledilenlere rahmet diliyorum.

UFUKTAKİ TEHLİKE!

Kazanınca her şey güzeldir. Hiçbir hata, yanlış göze batmaz, dile de getirilmez. Tabii nihai olarak mutlu sona ulaşılırsa bu geçerlidir. Yoksa halının altına süpürülen tüm çöpler ortaya dökülür.

Trabzonspor sürekli kendimizi tekrarladığımız gibi Abdullah Avcı ile silkindi ve inanılmazı başarıp yarışa ortak oldu. Maçlarını ya 1 - 0 ya 2 - 1 kazanıyor. Bir 3 - 1 ve bir 2 – 0 var. 6 maçı 1 – 0 kazanmış. 4 maçı 2 – 1. Bu süre içinde en çok kazanan, en fazla puan alan ve en az gol yiyen takım olmuş. En çok gol yiyen takımdan, hemen hemen aynı kadro ile en az gol yiyen takım konumuna gelmiş.

Bunlar taraftar için harika sonuçlar. Ama, kazanırken yanlışları ve hataları görmek de gerekiyor. Trabzonspor maçları 1 – 0 ve 2 - 1’e bağlıyor ya, bu sistem her zaman tutmaz. Hemen her maçın sonları kabus gibi geçiyor. Maçları televizyondan izleyenlerin yürekli inip çıkıyor. Evet, bir takımı tamamı ile rayına oturmak, hele böyle bir ekibe bunu yaptırmak zor, hatta imkansız. Ancak Abdullah Avcı daha iyi görüyordur ki rakip kim olursa olsun son yarım saatlerde Trabzonspor adına oyun başka yerlere gidip geliyor!

Bir takım her zaman bu kısır skorları koruyamaz. Kadro ne olursa olsun bunu yapamaz. Bu nedenle takımdan genelde kopuk olan forvet hattının da entegre olması lazım. Nwakaeme, Ekuban, Djaniny çok zaman başlarına buyruk oynuyorlar. Ya oyuncular takımı rahatlatacak golü değil, golleri atacaklar ya da oyunun hücum yönüne olduğu kadar savunma yönüne de yüzde yüz destek verecekler.

Artık bundan sonra ligde tüm takımlar can pazarına çıkmış durumdalar. Puan kayıplarının telafisi olmayacak. O nedenle tüm ekipler maçlara daha çok asılacaklar. Trabzonspor’un bundan sonra bu rahatlığı bulacağını sanmıyorum. Üstelik çok zor bir döneme de giriliyor. M.Başakşehir bunlardan ilki… Bu maçta zaman zaman varlığı yanında yokluğu da dert olan Nwakaeme olmayacak. Ayrıca virüse yakalanan kaleci Uğurcan ve belki başkaları da… Ardından Fenerbahçe ve zor maçlar gelecek. Üstelik Trabzonspor’un mevcut kadrosu hem nitelik, hem sayısal olarak diğer şampiyon adaylarına göre daha kısıtlı… Umutlu olmak iyidir ve Avcı ile bu aşılandı ama, gerçekleri de göz ardı etmeyelim!

KONUŞANA BAKIN!

Emre Belezoğlu yine döktürmüş! “Limit konusunda konuşanların niyeti başka…” demiş! Sonra “ 18 futbolcu aldık, 18 milyon avro verdik! Kime ne?” demiş! “ Bu konularda ehil kişilere ihtiyaç var!” da demiş!!! Bak, bak, bak!!!

Bunları Hürriyet gazetesinde Fenerbahçe muhabirine söylemiş ya da muhabir onun ağzından yazmış! Böyle şeylere çok rastladık da ondan yazıyorum! Yani, fanatik yazar ve muhabirler kulüpler adına sözcülük yapıyorlar ya…

Belezoğlu bunları niye demiş ya da onun adına neden denmiş? Galatasaray’ın başkan yardımcısı Abdurrahim Albayrak’ın Fenerbahçe’ye sataşması üzerine… Eğer tonlarca parası olmasa değil yöneteci kulübün çevresine bile yaklaşmasına izin verilmeyecek olan kişinin yani…

Emre Belezoğlu’nun dediğine gelirsek, limit konuşanlar haksız mı? TFF kulüplerin harcama limitlerini gelir giderlerine göre düzenlemedi mi? Üstelik bu gelir gider blançolarını da kulüpler bizzat kendileri hazırlayıp TFF’ye bildirmedi mi? Eee, neresi yanlış? TFF bu limitlerin aşılmasına ses çıkarmaz o ayrı mesele!

Sonra 18 futbolcu alıp 18 milyon avro ödemişler! Miş miş da miş miş!!! Sevsinler! Sanırım sadece Mesut Özil’e o kadar para ödendi. İrfan Can’a bir 10 milyon daha, etti mi 28 milyon avro? Bunları ben uydurmuyorum, basında yazılıp çiziliyor ve kimse de itiraz etmiyor ya ondan… Sosa’ya Novak’a verilen transfer bedelleri, imza paraları ayrı… Diğer aldıkları oyunculara ve kulüplerine her halde “horozlu şeker” vermediler!

Belezoğlu’nun en çok güldüğüm ifadesi ise “ Bu işlerde ehli kişilere ihtiyaç var” demesi!!! Gerçekten çok doğru… Bu işte ve her işte ehli ya da ehil kişilere ihtiyaç var! Hem de şiddetle… Belezoğlu aynaya bakıp bunun en azından kim olmadığını çok iyi anlayabilir! Ama durun bir dakika! Bir yanlışlık yapmayalım: Belezoğlu bu kadar kısa sürede bu kadar laf cambazlığını öğrendiğine göre “ehil ifadesinden “ becerikli” ifadesini de çıkarabiliriz! Yani, işi raconuna göre yapmak!!! Ehh, bunu kendilerinden başka kim yapabilir ki? Ne de olsa zamanında kendisinin de adı geçtiği şike uzmanı bir kulüpte çalışıyor!

AMATÖRLERDE UMUTSUZ BEKLEYİŞ

Salgın hastalık dünyada her sektörü olumsuz etkiledi. Bundan Türkiye de fazlasıyla “nasibini” aldı. Negatif yönde elbette… Konumuz spor olduğundan amatörlere de ses vermek gerektiği düşüncesi ile sürekli ertelenen amatör müsabakaların akıbetini araştırıyorum. Ancak bu konuda ne yazık ki olumlu bir haber veremiyorum. Çünkü, bir yıldan beri yapılmayan tüm amatör müsabakaların; ne zaman başlatılacağı konusunda hiçbir gelişme yok! Futbola umut bağlamış, gelecek hayalleri kuran on binlerce genç futbolcu ile salon sporları ile uğraşan binlerce genç fidan, umutsuz bekleyiş içindeler. Bu arada zaman durmadığı için birçok genç umudunu yitirip vatani görevi için askere giderken, birçoğu da futboldan vazgeçmek durumunda kaldı. Sadece profesyonel müsabakalara izin verilip, amatörlerin bir kenara atılması açıkça haksızlık ama, mevcut şartlarda yapacak bir şey de yok… Umarım buna bir çözüm yolu bulunur.

“FENER DÜTÜ ZOR KURTARDI!”

Her zaman söylüyor ve yazıyoruz ya “Trabzonspor bulunduğu yere gökten zembille inmedi” diye… Birçok genç bilmiyor, eskilerin de çoğu hatırlamıyor! Trabzonspor bugün adı süper olan lige 1974’te çıktı. O sezon Türkiye Kupası’nda da çeyrek final oynadı. Hem de o sezonun şampiyonu Fenerbahçe ile… Trabzon’daki maç 0 – 0 sona erdi. Maçın ilginç yanı ise anlı şanlı Fenerbahçe’nin Trabzonspor’un kalesine hiç gelemediği ve tek korner dahi atamadığı maç olarak tarihe geçmesi idi.

İstanbul’daki maçta ise Trabzonspor Kadir (Ömer Kadri) Özcan ve Hüseyin Tok’la iki kez öne geçmesine rağmen son dakikalarda Cemil Turhan’ın attığı golle 3 – 2 mağlup olup elendi. Cemil Turhan hem Trabzonlu idi, hem de 3 Temmuz şike sürecinde Fenerbahçe adına etkin olan bir elemandı ki ceza da aldı.

İstanbul’da 3 – 2 sona eren maçtan sonra Fenerbahçe’nin ünlü teknik adamı Didi Trabzonspor’un birinci ligde oynamaması hayret vericidir” demişti. Nitekim o sezon bordo mavili ekip birinci lige yükseldi. Bir sene sonra da şampiyon oldu.

1974 yılındaki maçtan sonra Trabzonspor yere göğe konulamadı. Gazeteler ilginç başlıklar kullandılar. Mesela Günaydın gazetesi “ Fenerbahçe dütü zor kurtardı” diye ilginç bir manşet attı. Gazetenin yıldız tablosunda da enteresan yıldızlara parantez içinde ilaveler vardı. Bunlardan birinde maçta 4 yıldız verilen Faruk Özak’ın karşısına (Kral Faruk gibiydi) ibaresi en ilginci idi…

SPORCU EMNİYET MÜDÜRÜ!

Trabzon Emniyet Müdürü Metin Alper’in eski bir futbolcu ve TFF üst klasman temsilcisi olduğunu biliyor muydunuz? Evet, şimdi öğrendiniz. Meğer bizim sevimli ve güler yüzlü, çakı gibi emniyet müdürümüz, eski amatör bir futbolcu ve TFF Üst Klasman Temsilcisi imiş…

Alper, ilk tayin yeri olan Ardahan’da komiser yardımcısı iken Emniyetspor’u bizzat kurmuş, amatör lige sokmuş, takım kaptanlığı yapmış ve santrfor olarak da hayli goller atmış biri… Ardahan’dan görev gereği ayrılınca ve işler de yoğunlaşınca futbolu bırakmış ama, futbol onu bırakmamış! 2004-2007 yılları arasında Osmaniye’de hakem il gözlemcisi, 2007-2009 arasında Sivas’ta gözlemci, 2014’ten günümüze kadar da TFF Üst Klasman Temsilciliği görevini emniyet müdürlüğüne ilave olarak yapıyor.

Evli ve 3 çocuk babası olan 1970 Konya doğumlu Metin Alper, emniyet ve özellikle futbol camiasında son derece sevilen ve sosyal kişiliği olan bir bürokrat…

BAKASETAS VE MESUT!

Ara transferde iki kulüp Trabzonspor ile Fenerbahçe adı önemli iki oyuncu transfer ettiler. Trabzonspor Yunan oyuncu Bakasetas’ı geçen sezon hayli takıntılı olduğu Alanyaspor’dan aldı. Ki bu transfere iki taraf adına devlet ricalinin de katkı verdiği söyleniyor! Fenerbahçe ise Türk asıllı ama Alman vatandaşı olan Mesut Özil’i aldı. Özil’in transferi ise hayli su kaldıran cinsten… Çünkü 16 milyon avroluk bu futbolcunun Fenerbahçe’ye sadece 3 milyon avroya geldiği söyleniyor!!! İşinize gelirse inanın, gelmezse istediniz organınızla gülebilirsiniz!!!

Bir futbolcunun transferinin başarılı olup olmadığını anlamak için zaman lazımdır. Bu süre içinde kar zarar hesabı yapılır. Ki Trabzonspor’un çok başarılı bir transfer yaptığı kısa sürede test edildi. Burada Ahmet Ağaoğlu’na bir parantez açıp onu - hep eleştirecek değiliz ya - kutlamak gerek. Her ne kadar Abdullah Avcı bu oyuncuyu çok istemişse de asıl paye Ağaoğlu’nundur. Bakasetas bir maçın son anları olmak üzere 4 maçta görev aldı ve son 3 maça direkt etki etti. Oynadığı 4 maçı da Trabzonspor kazandı. Yani Bakasetas neredeyse kendinin aldığı parayı çıkardı.

Fenerbahçe’nin sözde 3 milyon avroya aldığı söylenen Mesut Özil ise henüz bir numara gösteremedi. Buna son Karagümrük maçı da dahildir. Bakmayın medyanın üfürmelerine, istatiklerle oynanmalara… Mesut hiç hazır değil… Geçmişte çok büyük oyunlar sergileyen bu oyuncu zaten bir yıldır futbol oynamıyordu. Oynadığı son dönemlerde bile eleştiri konusu olan oyuncunun Real Madrid ve Arsenal’deki eski şaşaalı günlerine dönmesi zor görünüyor. Üstelik futbol Türkiye’de hayli sert oynanıyor. Ve görünen o ki Fenerbahçe, Mesut’u saha içinden çok saha dışını etkilemek için aldı! Psikolojik etki için… Kısaca pazarlama aracı olarak…

Kısaca şu an için iki transferi kıyaslarken Trabzonspor ve Bakasetas açık ara önde… Umarım kalitesine sözümüzün olmadığı Mesut da 7 - 8 yıl öncesinin durumuna döner de futbolumuzun kalitesinin artmasına katkı verir!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.