banner114
banner146

Aslında ne güzel bir günle başlamıştık haftanın ilk gününe… 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günüydü.

Güzel dilekler, temenniler…

Gazetecilik mesleği kutsal bir görevin ifa edilmesidir bir anlamda. Toplumun sesi, halkın vicdanıdır gazeteci.

Ta ki görevini bu tanıma uygun yaptığı sürece.

Lafı çok uzatmadan.

Günümüzde ise yeni gazeteci tanımları karşımıza çıkmaya başladı.

Bir gazeteci var.

Bir gazeteci görünen

Bir de yeni türeyen, gazeteci taklidi yapanlar.

Son dönemlerde en çok da bu gazeteci taklidi yapanlar yoruyor insanı.

Çünkü piyasaya öylesine hızlı giriş yaparlar ki… Şaşarsınız, ancak bir süre sonra bakarsınız o hızlı girişin ardından ortalıkta hiçbir şey kalmamış.

Trabzon’un belki de en fazla gazeteci yetiştiren Büyükliman Havzası’ndan yetişen bir gazeteci olarak meslek hayatımızda 21.yılımıza girdik. Mesleğe başladığımız dönemde Vakfıkebir, Çarşıbaşı, Tonya, Beşikdüzü ve Şalpazarı İlçesi’nden yetişen çok sayıda gazeteciden birisi olmuştuk. Ve o dönem yazı işleri müdürümüz de bize “Batı Cephesi” ismini takmıştı.

Çünkü çok çalışkandık, görevimizin hakkını fazlasıyla veriyorduk.

Çünkü o dönem görev yaptığımız gazetenin lokomotifiydik.

Ve sadece işimize odaklanmıştık.

Öyle olmasaydı bugün meslekte 21 yılı bulmak mümkün olmayacaktı.

Vakfıkebir İlçesi’nin etrafındaki ilçelerle birlikte gerçekten çok güzel bir ekiptik ve çok iyi gazeteciydik dersek abartı olmaz.

Halen görev yaptığım günebakış gazetesinde ise 11.yılımıza da girmiş olduk.

Gazetemiz imtiyaz sahibi aslen Gümüşhaneli ancak hani derler ya, ‘Doğma-büyüme şu memlekettenim’ diye. Kendisi de ailesiyle birlikte çok küçük yaşlarda geldiği Trabzon’da geçirdi bütün yaşantısını. Büyükannesi, Büyükbabası, Annesi, Babası, Ablası Trabzon topraklarında yatıyor. Üç çocuğuyla ve torunlarıyla Trabzon’da yaşıyor.Trabzon ona emleketi olmuş.Oda Trabzon’u memleketi olarak savunuyor.( Bunu yazmak bile insana inanılmaz kötü bir hal hissettiriyor.)

Bu çağda…

Bu dönemde…

Böyle bir zamanda halen insanları oralı, buralı, diye topluma lanse edip bir ayrımcılığa gitmenin medeni hiçbir izahı yoktur.Hele hele et ve tırnak gibi olan Trabzon ile Gümüşhane üzerinden.

Olamaz da…

Sözü nereye getireceğiz?

Evet bu çağda yazımızın başında bahsettiğimiz gazeteci taklidi yapan sınıfında yer alan birileri Günebakış gazetesinin imtiyaz sahibinin Gümüşhaneli kimliği ile Trabzon’da gazetecilik yapmasını içine sindirememiş olacak ki bunu kendisine araştırma-inceleme tez konusu olarak belirlemiş.

Bu çirkin ses de benim ilçem Büyükliman Havzasının merkezi Vakfıkebir’den yükselmiş.

Günebakış gazetesinde çalışıp evine ekmek götüren gazetecilerin kronolojisini çıkarsanız yüzde 80’i Büyükliman Havzasında yer alan ilçelerden ve çoğunlukla Vakfıkebir-Tonya’dan çıkar.

Vakfıkebir esnafını en fazla besleyen de geçmişten beri Tonya halkı olmuştur. Tonya ile Vakfıkebir et-tırnak misalidir geçmişten beri.

İşte Trabzon-Gümüşhane de böyledir.

Trabzon’da iş yaşamını sürdürüp binlerce Trabzonluya ekmek kapısı açan onlarca iş insanı varken…

Bugün bu şekilde bir mikro milliyetçiliği kast eden yazı kaleme almak neyin nesi acaba?

Birilerinin çıkıp da Ali Öztürk’ün Gümüşhaneli kimliği ile toplumda farklı algı yaratma çabasına sadece öfke duyar ve yine toplumun vicdanına havale ederiz.

Bu gazetenin yayın politikasını ya da köşe yazarının yazısını eleştirebilirsiniz. Ancak işi mikro milliyetçilik noktasına taşırsanız hayatınız sadece gazeteci taklidi yapmaktan öteye gitmez, gazetecilik hayatınız Gümüşhane-Trabzon arasındaki mesafeden daha kısa olur.

Aslında benim anlayamadığım konulardan birisi de o talihsiz yazı kaleme alınırken bu kadar sözler sarf ederken, insanlara hitap şekline hiç dikkat edilmemiş olması.

Dedik ya…

Gazetecilik sadece ‘Para da kaynak da var, gazete çıkarabilirim, ben gazeteci oldum’ demekle olmuyor.

İnsan önce kendisini eğitecek, kendisini yetiştirecek.

***

O sözleri sarf ettiğiniz insanlar Trabzon basınına yarım asra yakın ömrünü veren insanlar.

Şunu hatırlatmakta da fayda var;

Bu gazetenin sahibi Ali Öztürk bu şehirde varken  ve Vakfıkebirli sınıf arkadaşlarıyla oynarken, gezip tozarken belki siz dünyaya gelmemiştiniz!

Bu gazetenin sahibi 2000’li yıllarda Trabzon’un teşvik kapsamından yararlanması için bu şehrin en önemli sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte imza kampanyaları yaparken, belki de siz ilkokulda okuyordunuz.

Bu gazetenin sahibi bu şehirde varken, bu şehir için sizin bilmediğiniz çok şeyin mücadelesini verirken siz hiçbir yerde yoktunuz. Gidin bu gazetenin sahibini en iyi tanıyanlardan biri olan Vakfıkebir’in kanaat önderi İsmail Hacıfettahoğlu ile konuşun.

İşe adam yerleştiriyormuş. Evet...

Bir kişiyi işe yerleştirenden Allah razı olsun.

Gazetesinde çalışan herkese iş bulmaları halinde devlet dairelerine gidebileceklerini söylüyor. Yardımcı olabildiklerine yardım ediyor. Son olarak bizim Vakfıkebir’den sevgili Gültekin Sadıkoğlu’nu İstanbul’da bir belediyeye gönderdi. DOKA’ya da, Adliyeye de , Büyükşehir’e de, Hastahanelere de, KTÜ’ye de, İçişleri Bakanlığına’da... Yanlız çalışanlarını değil  çalışanlarının yakınlarını da yerleştiriyor. Hiçbir şey beklemeden. Tıpkı bir babanın evlatlarına muamelesi gibi. Lakin şunu da bil ki Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu hariç. En başından yol arkadaşlığı yapmayacağını söyledi. Hiçbir şey de istemedi.

***

İstersen Koza Holding konusuna da girebilirsin. Hiçbir sakıncası yok. Ali Öztürk’ün o taraklarda hiçbir bezi yok. Senden önce çok deneyen oldu. Dilinin altında veya sana üflenen hangi yalan varsa yazabilirsin. Sadece şunu bilmeni isteriz ki senden önce yazanlar kendilerini hakimin önünde buldu kimi ise kurtulmak için uğraşıyor. Bunlar çok ucuz yollar.

***

 Ali Öztürk bölge insanını eleştiriyormuş. Öyleyse gazetenin reklamını kesilsin!

Mantık bunu mu söylüyor size?

 Ali Öztürk bir gazeteci, siyasetçiyi de eleştirecektir. Eleştirdikleri de gazeteci olarak onun eleştirdiği ne ilk ne ilk ne de son  siyasetçi olacak.  Ancak sizin mantığınızın söylediği reklam kesme işine gelince. O para günebakış çalışanlarının parası. Bizim rızkımızı ise Allah veriyor.  Daha üzücü olanı ‘gazeteciyim‘ diyen birinin bunları savunması. Ve algı yaratmaya çalışması.

***

Ve belki de en önemlisi;     

Başta Vakfıkebir İlçemiz olmak üzere Büyükliman Havzasındaki ilçelerimizin halkı feraset sahibi  bilinçli insanlardır.

Onlar ak’la-kara’yı ayırt etmesini iyi bilirler.

Bizim de doğup büyüdüğümüz halen evimizin olduğu Vakfıkebir’e gittiğimiz zaman insanlarla yaptığımız sohbetlerde de bu gazeteye ve bizlere olan teveccühlerini görmemiz, onlardan işitmemiz bize yeterli.

Dedik ya…

Onlar da gazeteciyi de gazeteci taklidi yapanları da çok iyi ayırt edebilecek kadar bilinçli insanlar.

Umarım önce üslubunuzu, sonra iş ahlak ve etik kurallarını öğrenir, sonra da gazeteci olma iddiasında bulunursunuz.

BU DA DİP NOT OLSUN:

İleride bir gün size ‘Gazetecilik adına ne yaptınız, ortaya ne koydunuz ya da var mı geride bir eseriniz?’ diye sorduklarında vereceğiniz cevabı da düşünerek kullanırsınız kaleminizi.

Zira o Gümüşhaneli diye topluma lanse edip algı yaratmaya çalıştığınız Ali Öztürk ekibiyle birlikte ortaya koyduğu eserlerle zaten bu sorunun cevabını çoktan vermiştir.

Sarı’ları sevdik!

Trabzonspor’un yeni transferi Puchaez de formayı giyindi ve kulübün sosyal edyasından ilk mesajlarını verdi.

Alexander Sörloth’un ardından Andreas Cornelius ve şimdi de Puchaez…

Taraftarlar Puchaez’in transferiyle sosyal medyada “Bu sarı oyuncuları sevdik” şeklinde yorumlarda bulununca bizim de dikkatimizi çekti.

Hakikaten şimdilerde Trabzonspor’da moda sarışın oyuncu.

İşin esprisi bir yana bu transferler Trabzonspor’a gerçekten çok şey katacak.

**********

Bu kadarını kimse beklemiyordu

Bu sezon hakikaten çok ilginç maçlara sahne oluyor. Böylesine hiç kimse şahit olmadı. Ne bizden öncekiler ne de bugün bizler…

Alışık olduğumuz bir durum vardı, rakipleri puan kaybettiğinde sanki bir gelenekmiş gibi Trabzonspor da o hafta mutlaka puan kaybediyordu.

Şimdilerde ise işler tamamen değişti.

Trabzonspor kazanıyor rakipleri kaybediyor.

Gerçekten bu kadarına kimse alışık değildi.

Adeta tabular yıkıldı!

Futbolun tarihi bu sezon bir başka şekilde yazılıyor sanki.

Tarih bu sezonu gerçekten çok farklı yazacak.

İstatistikler alt üst…

Rekorlar alt üst…

Hakikaten güzel bir tarih yazılıyor.

Trabzonspor adına en güzel sezonlardan birisi olarak tarihin en güzel sayfalarında bu yeri alacağı için de ayrıca büyük bir gurur ve onur.

**********

TSYD’nin farkı

Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Trabzon Şubesi olarak 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde meslektaşlarımızla daha doğrusu spor muhabirleri ile bir araya geldik. Trabzon Şube yönetimi olarak Trabzonspor’u takip eden muhabirler ve gazetelerin spor müdürleri ile muhabirlerinin de katıldığı bu güzel organizasyon gerçekten yararlı bir de buluşmaya vesile oldu.

Belki de uzun zamandır böylesine organizasyonların yapılmadığı bir dönemde TSYD Trabzon Şubesi olarak her geçen gün daha güzel işlere imza atılmaya devam ediliyor.

Bu konuda da TSYD Trabzon Şube Başkanı Selçuk Kılıç arkadaşımız gerçekten önemli bir fedakarlıkta bulunarak ekibiyle uyumlu bir çalışma gerçekleştiriyor. Zira her ay düzenli olarak çıkarılan ve birbirinden güzel haberlere imza atılan dergi çalışması ise başlı başına bir örnek. Her ayki sayıda sadece özel röportaj ve haberlerin yer aldığı TSYD Trabzon Şubesi’nin dergisi dolu dolu içeriğinin yanı sıra mizanpajıyla da büyük beğeni topluyor. Önümüzdeki günlerde çok önemli bir çalışmaya daha imza atmaya hazırlanan TSYD Trabzon Şubesi başarılması zor çalışmalara imza atmayı hedefliyor.

Bu güzel çalışmanın da çok ses getireceğinden şüphemiz yok.
Bu anlamda çalışanın, görevini yapanın hakkını her zaman vermek gerektiği düşüncesinden yola çıkarak; TSYD Trabzon Şubesi Başkanı arkadaşımız ve yönetim kurulunu gerçekten tebrik etmek gerekiyor.

************

İnsanın kendisine yaptığını!

Gerçekten ‘Bir insanın kendisine yaptığı kötülüğü kimse yapmaz’ sözünün ne kadar doğru olduğuna bir kez daha şahit olduk.

Son yıllarda oldukça yaygınlaşan sosyal medya kullanımı insanlığa çok şey katsa da büyük zararlar da veriyor.

Sosyal medya platformlarından twitterda kullanıcıların çoğu zaman hiç düşünmeden yaptıkları paylaşım ya da yorumlar başlarına büyük sıkıntı açılmasına da neden olabilmekte.

Son örnek hemen yanı başımızda…

Gazeteci bir arkadaşımıza Trabzonspor’da Ünal Karaman’la yaşanan ayrılık sonrası yapılan hakaret-küfürler gerçekten üzücü boyutlara varmıştı.

Ve arkadaşımız da yapılan bu hakaret ve sinkaflı küfürlere sadece sessiz kalmış ardından da kanuni yollardan hakkını arayarak dava açmıştı.

Gelinen süreç…

Siz siz olun sosyal medyada klavyenize güvenerek kimse için bu şekilde bir davranışta bulunmayın.

Çünkü gerçekten gelinen süreç çok dramatik olaylara sahne olmakta.

O küfür ve hakaretleri yapanlar araya hatırlı insanları sokarak açtığı bütün davaları kazanan arkadaşımızdan ricacı olmaya ve tazminat ödemekten kurtulmaya çalışıyor.

Yazımızın başında dediğimiz gibi!

İnsanın kendisine yaptığı kötülüğü başkası yapmazmış!

O yüzden çok dikkatli konuşmaktan öte yazmak gerekiyor!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.