banner114

Trabzonspor’da Ünal Karaman’ın istifa ettirilmesinden sonra atılan tüm adımlar yanlış. Hoş önceleri de büyük yanlışlar vardı ama, saha sonuçları bunların görünmesine engel oldu! Ünal’ın “sır istifası” her şeye tuz biber oldu. Başkan Ahmet Ağaoğlu ve yönetim dik duruşlu, kendi doğrularını uygulamak isteyen teknik adam arzu etmiyor! Bunun için söz geçireceğini umduğu Hüseyin Çimşir’le bir süre idare ettiler. Ama Çimşir, ligde takım 2’nci sırada, kupada final oynamak üzere iken yollandı! Hüseyin Çimşir de tartışılabilir ama birer maç kala bir hoca üstelik Trabzonlu bir hoca bu şekilde asla gönderilmezdi. Sonrası malum… Bir bilmece olan, nasıl geldiği, nasıl hoca olduğu bilinmeyen Newton! ve sonrasında peş peşe transferler ama ne transferler!!! Böyle bir tutumdan başarı beklemek hiç inandırıcı değildi.

Bunları biliyorsunuz. Ne yazık ki benim gibi birçok kişi de yazıyor, söylüyordu. Takımın, kulübün durumu vahim ama, bu konuda son derece müsterihim de! Çünkü olacakları tek tek söyledim, yazdım, uyardım, kimse tınmadı. Yarım asra yaklaşan meslekte neler gördüm, neler yaşadım, bunları görüp anlamamak mümkün değildi. Ama her şeyi toz pembe gören zihniyet ve sahipleri yanlış üstüne yanlış yaptılar. Sonuç ortada…

Bugün Trabzonspor tam bir kaosun içindedir. Öyle “Daha ligin başı… Köprünün altından çok sular akar…” falan demeyin. Sadece saha boyutuna da bakmayın! Ne yönetimde, ne teknik kadroda, ne de takımın içinde liderlik yapacak, “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak…” diyecek kimseyi ne yazık ki göremiyorum.

Anlamadığım; başkan ve yönetimin bile bile bu işlere nasıl lades demeleridir! Böyle olunca da her türlü eleştiri yapılar. Transfer harcamalarından, menajerlere, alınan oyuncuların kefillerinden, ödenen paralara, aracılara hepsi didik didik incelenir!

Çünkü futbol asla şakaya gelmez! Futbol bir oyundur ama dünyanın en ciddi oyunlarından biridir! Yani futbol “oyuna” gelmez! Affı yoktur, hataya yer yoktur. Endüstriyel boyutu, katma değeri en yüksek oyun belki de… Oynayanlar sıradan insanlar değildir. Yönetenler de sıradan olmamalı!!! Ama izleyenler her türden olabilir ve oynanması, uygulanması çok zor ama, kuralları çok basittir! Her insan iyi yemek yapamaz ama, yerken lezzetinin olup olmadığını bir tadımda anlar, hisseder! Aynen futbolda olduğu gibi…

Özetle gelinen nokta hiç tesadüf değildir. Bu sonuçlar bağıra bağıra, bile bile gelmiştir. Şimdi Trabzonspor arayışlar içinde… Yeni kaoslar bizi bekliyor! Muhtemelen teknik adam değiştirilecek! Siz bu satırları okurken belki de öyle olmuştur. Ama umarım kulübü yeniden büyük sıkıntılara sokacak kararlar alınmaz. Trabzonspor’u tanımayan, onunla dertlenmeyen, hissetmeyen, ne kadar profesyonel olursa olsun aidiyet duymayanlar burada başarılı olamazlar!

Hayrettir ki bunca başarılı futbol adamı çıkaran Trabzonspor, hala tartışılan insanların peşinden koşup, değerlerini inkar ediyor! Ama şu da unutulmasın. Hangi teknik adam gelirse gelsin, geldikten sonra Trabzonspor’un teknik direktörüdür! Yanlış yapmadığı sürece sorun olmayacaktır. Ve futbolda yanlış ya da doğruyu anlamak dünyanın en kolay algısıdır! Sadece oyuna bakılır ve de saha sonuçlarına…

KAFASI BOZUK FUTBOLCULAR!

Trabzonspor’da işler hiçbir yönden iyi gitmiyor. Bu konuda yapılması gereken tek değişiklik, eski sayılan futbolcuların “kafalarının” değişmesidir! Ya da değiştirmeleri…Geçen sezon “yılan yutan”, canını dişine takan oyuncular gitmiş, yerlerine onlara benzeyen imitasyonları gelmiş… Kaleci Uğurcan’ın kafası bozuk ve karışık. Net. Yurt dışı transferi olmadığındandır muhtemelen… Abdulkadir Ömür de sakatlık sonrası bir haller oldu. Çok şey yapmak istiyor ama, karıştırıyor! Bir sıkıntısı olduğu muhakkak. Peki ya Nwakaeme’ye ne demeli? Adeta “one man show” oynuyor! Tamam oynasın da biraz da takım oyununa dönsün! Çünkü futbol bir takım oyunudur. Ne kadar yetenekli olursanız olun tek başına hiçsiniz. Bu 3 oyuncu takımı dönüştürebilir. Abdulkadir Parmak ile Ekuban da dahil… Yenileri hiç saymıyorum bile… Kim bilir belki de teknik adam değişirse onlar da değişirler! Belki bunlar cevherdir de Newton oynatamıyordur! Ne dersiniz? Bunu anlamak için teknik adam mı değişecek yani?

YUSUF YAZICI

Yusuf Yazıcı, Lille forması altında UEFA Avrupa Ligi’nde üstelik deplasmanda 3 güzel gol atınca hem UEFA’ca haftanın futbolcusu oldu, hem de Fransa ile Türkiye’de gündeme oturdu. Geçen sezon bu oyuncu sakatlanmasa idi şimdi hakkında çok daha başka şeyler de konuşabilirdik. Yusuf, Trabzonspor Alt Yapısı’ndan yetişti. Üzerinde Sadi Tekelioğlu’nun büyük emeği vardır. Onun gibi Uğurcan, Hüseyin, iki Abdulkadir ve Serkan Asan var. Hepsinin kafasında da Avrupa… Yusuf da Avrupa’yı istemişti.

Ben ise bu oyuncuların önce Trabzonspor’u, sonra Avrupa’yı tercih etmelerini isterdim. Eğer bu kulüp başarıya ulaşacaksa rol model olacak, kulübün efsanesi olmaya aday oyuncuları yetenek olarak yetiştirme yanında, ruhsal olarak da hazırlaması gerekir diye düşünüyorum.

Yani Trabzonspor’daki futbolcu önce Trabzonspor ve onun şampiyonluğu, olmasa bile başarısı, sonra ise istediği yere gitme arzusu taşıyacak. Yusuf Yazıcı ile gurur duyuyoruz ama, Trabzonspor’a sahada hemen hiçbir şey vermeden gitti!

ŞEREFLİ YENİLGİLER!

Avrupa Kupaları’nda nal topluyoruz. Trabzonspor’un büyük beceriksizlikler sonunda men edildiği Avrupa’dan önce Beşiktaş elendi. Sonra Alanyaspor, ardından da GalatasarayBaşakşehir ile Sivasspor ise direkt gruplarda mücadele ettikleri için yollarına devam ediyorlar ama, şerefli yenilgilerle… İki takımın da amacı Türkiye’ye puan kazandırmak. Ancak, ne mümkün? Eloğlu Türkiye’deki gibi davranmıyor. Hele hakemler yok mu o hakemler? Gözünün yaşına bakmıyorlar. Bizim “tarafsız, düzgün, doğru, yalan yazmayan, yalan konuşmayan!!!” spor basınımız da habire yağ çekiyor! Başakşehir 2 - 0 yenilmiş ama ezilmemiş, çok iyi oynamış… Hele Sivasspor güçlü rakibi karşısında 3-3’e kadar direnmiş. Sonra mı? Canım 2 gol daha yemiş ve toplam 5 gollü ama, şerefli bir mağlubiyet almış! Ama isterdim ki Sivasspor, Avrupa’da başarılı olsun. Çünkü belki de orada oynamayı en çok onlar hak etmişti. Ama dediğim gibi Avrupa’da hakeme saldırmak, itiraz etmek, ters bakmak yok! Demek ki neymiş? 40-50 yıl önceki “şerefli mağlubiyetler” dönemine geri döndük! Maçların ancak radyolardan anlatıldığı dönemlere yani… Sebep olanlar utansın!

KULÜPLERİN HALİ!

Türkiye’de futbolda inanılmaz işler oluyor! Transferler, menajerler, aracılar, başka faktörler gırla gidiyor. Geçen hafta Galatasaray kulübü başkanının bir açıklamasını okudum. Haber eğer doğru ise -ki kimse yalanlamadı -inanılmazdı. Galatasaray başkanı diyor ki “ Belhanda, Feguli ve Falcao’dan indirim istedik. Ama kabul etmediler. Falcao’yu aldığımızda güya 500 bin adet forma satacaktık. Halbuki sadece 30 bin adet satabildik. Hiç böyle şey olur mu?”

Evet, başkan böyle şey olur ve ancak sizde, bizde, kısaca Türkiye’de olur! Siz bu oyuncuları alırken zorla mı imza attılar? Bu paraları silah zoru ile mi garanti altına aldılar? Ayrıca “Şu kadar forma satılacak” diye bir madde mi var? Kulüpler işte bu yüzden ve bu tür yöneticiler yüzünden ekonomik bunalımda…

Sözleşme yaptınız, yabancı oyuncudan indirim de istediniz, kabul ederse ne ala… Ya kabul etmezse? Zorla mı kabul ettireceksiniz? Hele yabancı futbolcu alacağı paradan niye fedakarlık etsin ki? Nasıl olsa para garanti, Türkiye’den alamazsa UEFA, çatır çatır kulüplerden alıp oyuncuya verecek. Üstelik tazminatı da cabası… İşte kulüplerimizin hali… Hem de en büyük ve en kurumsal olanlarından biri… Buyurun buradan yakın!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.