banner114
banner146

Hemen hemen herkes bilir, bilmeyenlerde mutlaka sosyal medyadan “NÖBETÇİ KULUBELERİNİN” fıkrasını okumuştur. Evet tuvalet ve kanalizasyon. Konuşması hem ayıp hem de hoş olmayan bir konu fakat sağlık açısından dünyanın en önemli ve en önde gelen konusu. Yaratılmış hiçbir canlının uzak olmadığı metabolizmasında yaşadığı bir olay.

Peki neden şimdi biz bu konuya kadar geldik diye düşünenler olacak. Durum şu yemek içmek nasıl ihtiyaç içe buda onun kadar önemli bir ihtiyaçtır. Ve bir o kadar da hijyen olmak zorundadır. Hem kullanılacak tuvalet hem de sonrasında akıtılacak yerler.

Eskiden o “HER EVİN YANINDA BİR NÖBETÇİ KULUBESİ VAR” esprisinin geldiği yerdir. Her evin yanında, kenarında, köşesinde bir tuvalet olurdu. Bu tuvaletlerde su olmaz oraya münhasır bir ibrik, güğüm, bidon gibi su kapları ile su ihtiyacı karşılanırdı. Bireyin hijyeni böyle sağlanırdı. Çevre hijyeni ise tuvaletlerin altına kazılan çukurlar ve üzeri yaprak, kurumuş ot tozu, saman, toprak, kül, çam yaprağı gibi malzemelerle örtülürdü. Yani toprak altında kalması sağlanır suları da derine sızması için tedbir alınır, yüzeyde kötü koku ve görüntü olmazdı.

Sonra dünya gelişmiş taşıma su olayı bitmiş su evin içine girmişken tuvaletler de evlerin içine alınmış, kanalizasyonlarla çeşitli şekillerde arıtma kuyularında bertaraf edilmiştir. Yine köylerde hemen hemen her evin etrafında derin bir kuyu kazılıp üstü iyice kapatılarak kanalizasyonla içine akıtılmış ve bu sefer hijyen daha çok öne çıktı ve sorunlar daha az olmaya başladı.

Bu kanalizasyon olayı yapılırken denize yakın illerde deniz tabanına indirilmiş ve o şekilde bertaraf edilmiş. Gümüşhane, Bayburt illerimiz gibi ortasından nehir akan illerimizde ise hiç çekinmeden ve hiç düşünmeden direk nehirlere akıtılmış. Oysa denizden daha çok zararlı ve bir o kadar da kayıp yaratan bu durum suların azalması ile çok kötü ortamlar ortaya koymuştur.

Bir o kadar da hata merkezden uzak kalan ilçe ve köylerde olmuş hiç çekinmeden doğalmış gibi, olması gerekenmiş gibi hala nehirlere akıtılmaktadır.  

İşin ilginç tarafı ise bunu dile getirdiğiniz zaman yadırganan taraf siz oluyorsunuz. Bunu yapan insanlar hiç mi su içmiyorlar, hiç mi bahçe sulamıyorlar, hiç mi balık avlamıyorlar, yazları hiç nehir kenarında oturup ayaklarını nehre sokmuyorlar.

Hiçbir şey yapamazsalar toprağı kazıp oluşturdukları fosseptik dediğimiz çukurlara akıtmak daha hijyenik gelmiyor mu? Bir yanda evinde ne varsa suya katarak nere akıtıyor diğer bir yanda ise nehirden bahçesine oluk oluk sulama suyu alıyor. Diğer bir yanda ise sondaj yaparak içme suyunu evinin her bölümüne ulaştırıyor.

Nasıl bir düşünce nasıl bir hijyen ben çözemedim. Bunu söylediğinizde de siz sanki uzaydan gelmiş ve dünyalıların hiç duymadığı bir şeyler anlatıyorsunuz. Ve suların kirlenmesinde en başta gelen hatamız değil mi?

Diğer bir yanda ise hamaratlık yapan yerel yönetimler sizden yıllık boşaltım istiyorlar. Fosseptik kuyunuzu boşaltalım diyorlar. Bu da işin diğer bir ilginç tarafı, siz yok ederken onlar vidanjörlerle çekip kim bilir ya bir nehir kıyısına ya da açık alan bir araziye boşaltarak işlem yapacaklar.

Oysa hijyen demek tuvalete gittiğinizde iyice temizlendikten sonra sabunlu su ile bunu pekiştirerek bir daha muhatap olunmayacak bir döngü yapılması gerekmez mi? Yani hiçbir şey yapamaz isek toprağa gömülerek bertaraf edebiliriz. Keza dinimizde bunu emreder, abdest, namaz ve temizlik noktalarında tuvalet konusunda kesinlikle toprakla yok edilmesini öngörmektedir.

Şimdi bu fosseptiklere hayır diyen düşünceler ve mühendislerin tuvalet ve kanalizasyon hijyenini nasıl çözdüklerini çok merak ediyorum. Bir daha muhatap olmak en iyi çözüm müdür?

Bence herkesin yapabileceği ve şehirlerde daha detaylı olacak fosseptik atıkları için projeler hazırlanıp bütün toplumun ve yerel yönetimlerin bunu uygulaması sağlanmalıdır. Deterjanlar olmasaydı kovit-19 salgınına gerek kalmaz tifo, kolera ve daha sayamayacağımız birçok hastalık salgını olmuştu.

SAĞLIKLI, MUTLU YARINLAR DİLERİM…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.