banner114

Fırsatçılık sadece satın alınan malzemede mi? Dinimizde pazarlık sünnettir denirken bize siz fiyatı en tepelerden başlatın da satın alacak kişi pazarlık ederse

aşağı doğru inersiniz. Nerelerde biterse pazarlık oralardan kazanç sağlarız mantığı.

Bu mantık fırsatçılığın kendisidir. Evet pazarlık yapalım fakat pazarlığımızı da fiyatlarımızı da makul seviyelerde yapmalıyız. 

Ortamı kollayıp neyin daha fazla satıldığı ve neye daha çok ihtiyaç duyulduğunu görürsek hemen elimizde olanları saklar ya da etiketlerini değiştiririz. Bu davranış mantıklı bir davranış doğru bir davranış değildir.

Biz bu davranışı düşünce, bilgi konusunda da yapıyoruz. Bu günlerde hangi konu gündemde ise hemen herkes o konuda uzman olur. Küçük araştırmalar ve sadece makale, belge, bilgilere göz gezdirerek işin uzmanı oluyor.

Buda bilginin fırsatçılığı değil midir? Anlık kazançlar anları kurtarır zamanları batırır. Zaman içinde sağlanan haksız kazanç başka bir yoldan bizi terk eder.

Çocuklarımıza yedirdiğimiz bir dilim haksız kazanç onların kişiliğine kadar sirayet etmektedir. İlahi noktada bunun farkında değiliz. Fırsatçılıktan sağlanan kazançlar bizim evlatlarımızı mutlu ederken bir başkasının evladını mutsuz kılabiliyor. Yine fırsatçılıktan kazanılan ile bazen cami, çeşme, okul gibi daha küçük ve daha büyük değerlerde hayır hasenat yaparız.

Bu hayır hasenatlar, sadaka, fitre ve zekatlar ne fırsatla kazanılanı helal eder ne de yapılandan bizlere ilahi bir fayda sağlar sadece namını ve hamallığını yapmış oluruz.

Kazancın daima bereketli olması için helal olması gerekmez mi? İnancımız varsa tabi, peki o zaman fırsatçılıktan kazanılan helal midir? Bu soruyla işimize başlarsak fırsatçılığın da karşısında durmuş oluruz.

Biz fırsatçılığı alışkanlık haline getirdiğimizden dolayı pazarlıklarımızda da onar, yirmişer pazarlık ederiz. Oysa birçok ülke insanı ve de farklı inançlardan olmasına rağmen bizim “gavur” tabir ettiğimiz insanlarda pazarlık yapar fakat onlar kuruş, kuruş, sent, sent pazarlık ederler ve çok da zorlamazlar.

Bizler pazarlıkta da fırsatçılığımızı ortaya koyarız. Oysa her şeyin maliyeti ve kazanç birimi üç aşağı beş yukarı bellidir. 

Her konuda fırsatçılığımız ön plandadır, işimiz, işlerimiz fırsatçılık üzerine kuruludur neredeyse. İşe gireriz bir iki gün normal bir şekilde çalışır ve çevreyi inceleriz. Sonrasında ise gördüğümüz bütün eksiklerden fırsat sağlamaya çalışırız.

Asla bu işi düzelteyim de işyerim zarar uğramasın demeyiz. Der gibi yapar ve kendimize paye çıkararak fırsat değerlendirmesi yaparız. Sonra da işveren bunun farkında olur oda bir başka noktadan fırsat sağlamaya çalışır. Derken iş çığırından çıkar ve o iş yerinde artık kedi fare oyunu başlar. Üretimden çok boşluk bulma değerlendirme yarışı yapılır.

Fırsat yarışına girmiş olan toplumumuzda herkes eline geçen fırsatı değerlendirirken. Kişiler işsiz, işler işçisiz, alacaklar karşılıksız, borçlar sahipsiz, üretim bereketsiz, kazanç bereketsiz olmuş.

Herkes kendi yağında kavrulmaya meylederken, bir süre sonra doğacak olan olumsuzlukları kimse düşünmüyor ya da düşünse de önemsemiyor.

Peki başka mahalle, köy, kasaba olmadığına göre ve yine karşılaşacağımıza göre, yine birbirimize ihtiyaç duyacağımıza göre neden iş işten geçtikten sonra bir şeyleri düzeltelim diyoruz. Neden düzeltelim derken daha da inatla bir şeyleri yok ediyoruz, geleceğimizi küçültüyoruz.

Gün birlik, beraberlik içinde ahenkle, keyifle helal çalışma ve kazanma zamanıdır. Uyanan kazanır uyanmayan kaybeder. Fırsatı kaza edelim gerçeklerle yüzleşelim artı.

Selam saygı sevgi ve sağlıklı yarınlar. Helal kazançlar dilerim…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.