banner114
banner146
banner122

Aşağıda okuyacağız yazı 11 kasım 2017 tarihinde haber61.net’te tarafımdan yazılmıştır. Sadece isimler, rakamlar ve tarih farklı. Yine basının gazları, yine uçuran, havalandıran palavra haberler, gol makinaları, atanlar, tutanlar ve sonunda mutlaka hüsran bizi bekliyor! “Allah akıl fikir versin”den başka ne diyeyim!

“Rıza Çalımbay, haber eğer doğru ise ara transferde, yani ocak ayında yüzde yüz transfer yapılacağını söylemiş!!! Ki sonraki açıklamalar bu haberi doğruluyor. Kısaca Trabzonspor, onca transfere, onca astronomik harcamalara, aynı mevkilerdeki yığılmalara rağmen hala transfer peşinde koşacaksa vah ki vah! Eyvah ki eyvah!

Ersun Yanal’ın ağzının içine bakan başkan, bu kadar transfer ve harcamaya rağmen skandal sonuçlar alınca şimdi Rıza Çalımbay’ın isteklerinin peşine düşecek!

Öncelikli şunu sormak lazım: Trabzonspor’a transfer gerekli mi? Olabilir ama bu kadar borca rağmen, çoğu Türkiye standartlarının üstündeki kalburüstü oyuncularla hala bir kadro kurulamıyorsa artık aynaya daha düzgün bakmak gerekmez mi? Hep teknik adamlar, hep oyuncular mı suçlu?

Başkan Muharrem Usta seçimi kazanmak için bol keseden atmış, Yanal’dan başkasını dinlememiş ve bildiğini okuyarak takımın ve kulübün bu hale gelmesine neden olmuştur. Ne yazık ki kulüp yönetmeyi, transferi bilmediğini de bilememiş ve yine yeni arayışlar, yine yeni borçlanmalar peş peşe gelmiştir. Ve anlaşılıyor ki yeni borç yükü kapıda…

Halbuki uzman bir doktor olmasına rağmen kendi ifadesi ile 1993 yılından beri ticaretin içinde olan Muharrem Usta, sanmıyorum ki hiçbir işini Trabzonspor gibi laçka yönetmemiştir! Keşke Trabzonspor’u da kendi işleri gibi yönetmeye kalksaydı.

Çünkü kulüp yönetmek, hele Trabzonspor gibi bir kulübü çekip çevirmek tek adamın işi değil!

Aklı, bilimi, geçmişte kazanılan başarıların, zaferlerin sırrını bilmeden, aramadan, sormadan, öğrenmeden sadece transfere odaklı bir politika izliyorsanız, arkasında başka hesaplar aranır! Bunun başka başta türlü izahını yapmak da çok zordur.

Özetle Trabzonspor için yeni sıkıntılar kapıda…

Son eylül, ekim ayları hariç açıklanan 770 milyon liralık borcun nerelere dayanacağını varın tahmin edin!

ÇİÇEK VE BAHAR İLİŞKİSİ!

Ligde ilk 7 maçta tel tel dökülen ve sadece 5 puan alan Trabzonspor, son iki maçını kazanınca hemen havaya girdi! Aslında iki maçta alınan 6 puan önceki maçlara göre altın değerinde ama, bu Trabzonspor’un tarzına yakışıyor mu? Geçen sezon şampiyonluğu kıl payı kaçıran ve Türkiye Kupası’nı kazanan takımdan söz ediyoruz!

Kimsenin keyfini kaçırmak istemem fakat, Trabzonspor’un mevcut kadrosu ile alacağı çok uzun yol yok. Eğer Abdullah Avcı’nın teknik direktörlük becerisi varsa bu takım belki iş yapar. Yoksa sonuç yine hüsrandır. Tamam, Avcı’nın futbol felsefesi olduğunu kabul ediyor herkes lakin, yine de bunu uygulamak için yeterli kadronun olması de gerekir. İyi usta olmak yetmez malzeme de iyi olmalı… Un, şeker, yağ gibi… Takımın transferle düzeleceğini umanlar parayı nasıl bulacaklarını da düşünmüş olmalılar!

Kısaca iki kıytırık galibiyetle havaya girmenin anlamı yok! Bir çiçekle baharın gelmeyeceğini herkes bilir. Ama bilmek işe yaramaz. Ve toplumu gereksiz havalanmak bozar! Son iki maç diyorum: Sondan üçüncü maçı Trabzonspor, İhsan Derelioğlu nezaretinde oynamıştı. Alanya maçı… Belki de bu sezon ki en kişilikli maçtı. Hatırlatırım.

“İNADİYE” ÜST GEÇİDİ!

Çokları hatırlayacaktır: “Meşhur” bir Reşadiye Kavşağı’mız var! Pazarkapı, Sotha, Trabzonspor Futbol Akademisi ile İtfaiye’nin kesiştiği nokta… Bu kavşağımızın üstüne de, tarihini tam hatırlamıyorum ama sanırım 10 yıl önce bir üst geçit yapıldı. Yapılırken de ne tarihi surlar dikkate alındı, ne halkın ve sivil toplum örgütlerinin “hayır” itirazları… Hem ortaya bir ucube çıktı, hem dünyanın parası harcandı! Hiçbir etkinliği de olmadı.

Şimdi ise o meşhur Reşadiye Üst Geçidi’nin yıktırılması söz konusu… Aslında bir inat projesi olan “İnadiye” (pardon) Reşadiye Üst Geçidi dünyanın zararına neden olacak. Çevre kirliliği, trafik keşmekeşi, iş gücü ve onca paranın çöpe atılması…

Acaba “böyüklerimiz” bir proje yaparken ve uygularken neden halkın sesine kulak vermezler? Neden “illa da bu olacak” diye dayatırlar! Bakın Gülcemal diye bir isim dolaşıyor ortalıkta ama, kaç yıldan beri Beşirli sahilinin moloz ve çöplerle doldurulmasından başka bir şey yapılmıyor. Tüm sahil, habitat yok edildi. Doğal yaşamın bozulmasının yanı sıra görüntü kirliliği de oluştu. Beşirli sahilinden denize akan kanalizasyonlara çare aramak varken saçma projelere vakit ve para harcamaya yazık değil mi?

Yine Beşirli’de iki yılda bir ana yollar; yok su şebekesi, yok kanalizasyon derken sürekli kazılıp eşiliyor. Sabahları başlayıp kafamıza sanki balyozla vurur gibi, akşama kadar büyük gürültülerle caddeler deliniyor! Şehircilik planında bunlar var mı? Telefon, elektrik, su şebekesi, kanalizasyon, atık suların denize ulaşması için neden uygun tüneller zamanında yapılmaz ve bütün borular, kanallar, kablolar buradan geçirilmez de, şehir aklına gelen tarafından delik deşik edilir anlamak mümkün değil!!!

Beşirli’de ayrıca hemen her gün suların kesildiğini de hatırlatmakta yarar var. Bir çok yerde elektrikler de kesilir. Ama kim dinler, kimin umurunda? “İnadiye” ya de Reşadiye Üst Geçidi de örnek olmayacak mı?

YOMRASPOR’A LOKAL!

Yomraspor, 3. ligde hem ilçenin, hem Trabzon’un adını başarı ile temsil ediyor. Bizler de gurur duyuyoruz. Benim gurur duymam için ayrıca nedenim var! Çünkü bu takımda hem oynadım, hem takım kaptanlığı yaptım! “Camoka” Mustafa, Kahraman Batur, “Sakal” Mustafa, Bilal Çetinkaya, Haydar Bayrak, Mustafa Sarı, Zafer Sarı, Ömer Şahin, Macit Yalçın, Haluk Şahin, Arif, Sırrı, Mehmet, Hüseyin, “Sarı” Abdullah ve isimlerini unuttuğum birçok arkadaş daha…

İlk hocamız rahmetli “Kıllı” Recep (Çetinkaya idi. Sonra sevgili Aras Perekli hocam bizi 2 yıl çalıştırdı. Rahmetli İsmail Bayrak da genel kaptanımızdı… 1970’lerin başından söz ediyorum. Kulübün o zaman ne tesisi vardı, ne sahası… Ya ilçe içinde postanenin önündeki küçük yamuk sahada, ya da Ziraat Okulu’nun bahçesinde idman yapardık. Lokal ise o zaman bir kahvehanenin tabelası idi!!!

Şimdi iyi kötü bir stadı var, ama daha önce söz verilmesine rağmen kulübe yakışır doğru dürüst lokali yine yok. Sevgili Aras Perekli dile getirmiş ama, henüz bir girişim yapılmamış. Yomra’nın yetkilileri ve özellikle de sayın belediye başkanına sesleniyorum: Bu sese kulak verin. Lütfen!

ÖZÜR!

Geçen hafta bu sütunlarda mahallemizin bakkalı “Ali” Akyüz diye görüşlerini yazdığım aslında Ali’nin kardeşi “Halit” Akyüz’dü! Ama kafam hangi noktaya takılmış ise Halit’i hep ağabeyi Ali diye yazmışım. Gerçi Trabzonspor konusunda görüşleri aynı! İkisi de “ Trabzonspor iki maçta iyi ama, bu takım taraftarı sadece gol yememek üzerine kurulu bir sistemden hoşlanmaz. Umarız Abdullah Avcı gol atacak, attıracak yolları konusunda da kafa yoruyordur” demektedirler.

Ali ve Halit Akyüz kardeşler işyerinde birlikte görülüyorlar.

MARADONA!

Dünyadan Maradona geçti. Allah tarafından sanki sadece futbol için yaratılmış muazzam bir futbolcu idi. “Dünyanın en iyisi mi idi?” sorusu hep soruldu ve futbol dünyada var oldukça sorulacak! Ben Maradonacı’yım. Ama futbol göreceli bir kavramdır. En iyilerinden biri olduğu kesin ama, “en iyisi”nin cevabı asla yoktur ve olmayacaktır! Bunun bir ölçü metresi yok!

Yalnız Maradona’nın dünyaya kazandırdığı muazzam bir algı vardır: O da 1986 yılında Dünya Kupası yarı finalinde İngiltere’ye elle attığı golü, dünyada İngiliz olmayan hemen herkesin meşru kabul etmesi!!! Bu düşüncede hem Maradona’nın Falkland Savaşı’ndan dolayı ve hem de neredeyse tüm dünyanın sömürgeci İngilizler’e olan haklı tepkisinin, ayrıca 1966 Dünya Kupası finalinde İngiltere lehine Almanya’ya karşı çizgiden dönen topun hakem tarafından hatalı şekilde gol olarak kabul edilmesinin menfi etkisi vardır.

Maradona’nın İngiltere’ye golü el yardımı ile attığını herkes görür ve kabul eder! Ama bu gole ilahi bir anlam yüklemek ve ancak Maradona’ya yakışır! O gole “Tanrı’nın eli” diyebilmek de inanılmaz bir zekanın ürünüdür. Bu elbette Maradona’nın sözüdür!

OOO HERKES BJK’LI OLMUŞ!

Beşiktaş, Fenerbahçe’yi yendi ya, bakıyorum da neredeyse tüm Trabzonsporlular Beşiktaşlı oluvermişler! Fenerbahçe’nin mağlubiyetinin Trabzonspor taraftarlarını mutlu etmesinin nedenini anlayabiliyorum. Ama emin olun ki hiç birinin diğerinden farkı yoktur.

Her kulüp sahada Trabzonspor’un rakibi, saha dışında dostudur! Buna Fenerbahçe de dahildir, Beşiktaş da… Trabzonspor taraftarları Fenerbahçe’ye şikeci olduğu ve kendi futbolcularını aldığı için kızıyorlar. Ama şikeyi yapanlar bellidir. Bu bütün kulübe husumet beslemeyi gerektirmez! Şunu da belirteyim ki Sosa ile Novak’ı Trabzonspor istese idi elinde tutardı!

Trabzonspor’un ezeli rakibi yenildi diye karşı tarafı yüceltmek Trabzonsporlulara yakışmaz… Beşiktaş da ezeli rakiptir. Kim kimi yenerse yensin, Trabzonsporlulara ne oluyor?

HEKİMOĞLU FK

Hekimoğlu Futbol Kulübü, Celil Hekimoğlu’nun büyük rüyası… Geçen sezon kıl payı kaçırdığı Birinci Lig’e çıkma amacına bu yıl ulaşmak için güçlü ve kaliteli bir kadro kurdu. takımın başına da sezon başladıktan sonra olsa da deneyimli ve çalışkan, Trabzonsporluların çok iyi tanıdığı Osman Özköylü’yü getirdi.

Özköylü ile Hekimoğlu adeta depara kalktı ama, son maçında büyük bir kazaya uğrayarak en büyük rakibi Manisa FK’ya farklı kaybetti. Buna yol kazası diyelim. Hekimoğlu’nu Kayserispor ile oynadığı kupa maçında izledim. Kendinden iki gömlek üstün görünen rakibini özellikle ilk yarıda darmadağın etti. Sonuçta penaltı atışları ile de olsa tur atladı ve Malatya’nın rakibi oldu.

Asıl amacı kupa değil ama burada da gidebildiği kadar gidecek izlenimi veren Hekimoğlu, ligi ilk sırada bitiremezse de ilk ikiye girecek güçte olduğunu gösterdi. Böylece en azından yine play off oynama şansı yakalayacak.

KUPANIN ADALETİ!

Ziraat Türkiye Kupası statüsünün saçma ve adaletsiz olduğunu yazmıştım. 32 takım son turda eşleşti. 16 süper lig takımı seri başı oldular ve diğer Birinci, ikinci ve üçüncü lig takımları ile eşleştiler. Seri başı olan süper lig ekipleri tek maçları da kendi evlerinde oynayacaklar! Bunun adaletli bir statü olduğunu kim söyleyebilir? Bu uygulama sadece yayıncı kuruluşu memnun eder o kadar!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Turgay 2 ay önce

diego tanrı'nın eli demek .