banner114

İnsanın başına gelen şey beklenti ve arzuları doğrultusunda olursa veya o an yaptığı işleri kolaylaştırıyorsa onu hayır, aksi durumda ise onu şer olarak adlandırır. Bu nedenle insan, imtihan, terbiye veya talim aracı olan zorlukları çoğu kez aksilikler veya musibetler olarak değerlendirir.  İnsanın hayatta karşılaştığı şeylerin çoğu bu minval üzeredir.

Bu günlerde bütün insanlık olarak böyle fiziken kolay, ruhen ve sosyal açıdan zorlu bir sürecin içine atıldık. Bu belki de yıllardır insanların kendi elleriyle biriktirdikleriydi. İnsanlık şuursuzca hazlarının arkasından koşarken;

“Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden” diye uyarılıyordu.

Duyulmadı, sefahat ve israfın sevinç naraları altında;

“Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!” kıyaslarıyla rekorlar kırılıyordu.

İnsanlık “varları” kendince bir yöntemle kendi arasında taksim ediyordu, öyle ki kurdu bile kıskandıracak şekilde;  

“Allahın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;”  denildi.

Anlaşılmadı, yığdılar birileri cehennem ateşini biriktirircesine “varlarını” ve diğer tarafta aç kaldı ekmeği elinden alınmış Afrikalı….

“benim orda arslanın ağzındadır ekmek
ejderler yatar başında çeşmelerin
ve ölünür benim orda ellisine basılmadan”  diye ağlandı.

Olmadı. Petrol ve güç üzerine kuruldu oyun Ortadoğu’da zulümlerle inledi gök kubbe, işkenceler sıradan, ölümler istatistik oldu. Ve bir gün bir çocuk “ölünce her şeyi Allah’a söyleyeceğim” deyiverdi ölüm sessizliğine dalarken… Perde kalktı ve ötesi…

Şimdi bir mahkûmiyeti yaşıyor insanlık, bir şefkat tokatı gibi, her şeyi baştan düşünmek ve yeniden anlamlandırmak, hayatı ve insanlığı yeniden tanımlamak, tapınılan güç, para ve diğer putları kırıp, Allah’ı bulmak ve Rahman’a sığınmak için…

Hayatı bir imtihan, tekâmül, safiyeti koruma ve arınma süreci olarak görmeyenler bu zorlu sınavın manasını anlamadığından, tepkilerini sinirlenerek, korkarak, “neden hep beni buluyor” diyip kendini suçlayarak ve hatta her şeyin Rabbine isyan ederek gösterirler. Engelleri aşmaya, zorlukları geçmeye güçleri yetmediğinden veya oyuncakları ellerinden alındığından ruh sağlıklarını riske ederler.

Hayatı bir imtihan, tekâmül, safiyeti koruma ve arınma süreci olarak görenler ise bilir ki her şey Allah’ın emri, takdiri, izni, rızası ve tasarrufu altındadır. Kul kendi niyetine ve elleriyle yaptığına sahiptir. Başına gelenlerin büyük bir kısmı biriktirdikleridir. Zorlukları aşmada, engelleri geçmede, sabır ve metanet, akıl ve sağduyu, gayret ve azim, tövbe ve dua gerektir.

Her zorluğun yanında bir kolaylık, sonunda bir güzellik ve mükâfat vardır. Her şey ilahi kader olan imam-ı mubindedir. Zamanı geldiğinde kudret tecelli eder, olaylar vuku bulur, kader kaza olur. Dualar arşa yükselir, tövbeler rahmet olup saçılır, ata kaderi deler, sadaka belayı def eder.

“Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır.

Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır.

Gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır.

Yanmışsam, külümden yapılan bir hisar vardır.

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır.”

Her şey kaderdedir. Ve kader ilmek ilmek örer geleceği ve büyütür ümitleri, gecenin en koyu karanlığında, farkında olmadığımız anlarda…

Bu imtihanımızı geçmede, talimimizde tekamül etmede, biz kutsi emre uyalım “evinde olan güvendedir” anlayalım.                                                                              

 (Şiirler: NFK, NHR, SK)     

Doç. Dr. Sedat Bostan

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmail kethüdaoğlu 1 ay önce

Teşekkür ederim çok doğru