banner114
banner146

Şimdilerde esbapsız gezer insanlar. Unutmuş güzellik libaslarını bir yerlerde. Kimi dünde kimileri de imrendiği hislerde. Bir başkası da hırsının mabedinde. Çırıl çıplak dolaşmakta herkes, bedeninde ne kadar kusur varsa hepsi ortalıkta.

Saklısı kalmadı çirkin yanların. Perdesi kalmadı bedenlerin ve daha da önemlisi ruhların. Ne sevdalar saklı, ne de sevgi. Sevdalar yok var diyen de bütün çıplaklığı ile salmış sokağa.

Sevdayı sevgiyi ihtişamlı kılan ihtimamdır. Sevgi minik bir yavru gibidir, onu ne kadar sakınırsanız o kadar büyür. Ne kadar ortalıkta bırakır, başkalarının eline bırakırsanız o kadar daha küçülür büyümez.  

Sevgi, mahzun idi bir zamanlar. Şimdi onu kalkan etmiş bütün hilebaz ve iki yüzü olanlar. Sevdalar yalnızlaşmış, sıradanlaşmış ve sevgi sevdaya yar olamadan ayrılık vakitleri gelip gönül kapısına dayanmış.

Ve bir zamanlar gönülden gönül’e bakınan sevdalar ve ihtimam ile büyüdükçe büyüyerek günümüzde masallara konu olmuş yar ve yarenler.

Tebessümle selamlaşan dostlar değil tanıdık tanımadık bitin yolcular. Gözleri ile konuşurken tebessüm ile gönüllere dokunan yar, yaren, yolcu, yoldaş.

Ve yine bu tebessümde, hoşgörüde ve sevdaya olan ihtimamda ömürler uzun, ruhlar dingin, bedenler sağlıklı. Her şeye rağmen “siyahlar içeride beyazlar gönüllerde” sözü ile yaş, cinsiyet, köylü, şehirli seçmeden sevgiler yüze yansır ve gözlerden gönüllere akardı.

Sevgi, şefkat ve hoşgörü büyük bir ihtimam ile kullanılır hak edene hak ettiği kadar verilir. Asla ortalıklarda görünmez üstü örtülü süslü hediyelik bir paket ile sunulurdu. Herkesin ortasında patır kütür verilmez başka gönüller kırılmaz. Alan gönüller de aynı ihtimam ile yaşar ve yenisini almak için hiç almamış gibi yaşarlardı.

Şimdi ise sevdalar dımdızlak ortalarda, sevdalar yanık kokar kor yangınlardan çıkmış ve bir anda üzerine soğuk su dökülürcesine cossss diye sönerek sadece acı bir duman salmakta her yana.  Hoş görü göstermelik çulsuz gezinmekte adam seçerek, gönül seçerek.

Tebessüm ne olduğu belirsiz, ayaklara düşmüş. Sadaka niyetine, çıkar, işaret, aşağılama yolunda ilerlemekte. Kendi olgusundan ayrılmış, en olmaz yerde en olmaz gönüllere selam verip nasılsınız anlamından çıkıp kayıplara uğrayarak farklı anlamlar yüklenmiştir. Maddiyat yüklenmiş sevgi, dolara sarınmış.

Gönül betimlemeleri ve gönül kelamları yalnızlaştırılıp yok olunca bütün güzel kelamlar darbukalı cümlelere kalmış. Kulağa hoş olmayan, insanı yoran, tebessümler kahkaha, gülüşler üşümüş durumda.

Tebessüm, hoşgörü, sevgi ve sevda gönül muhabbeti ile giydirilip; ar, namus ile süslenip, huşu ile adım atmayınca hep buz tutar gönüllere. Karalar bağlar yarında, umut vermez sevdalara. Kor yangınlara düşürür.

Şimdilerde sevgimizi sevdamızı saldık olduğu gibi. Alan alır satan satar kalmadı çok değeri. Ve böylece üşümüş buz tutmuş değdiği gönüllerde. Artık gözlerde yalan söyler gönüller de huzur bulmaz bu sevgilerde, sevdalarda, tebessümlerde.

Bazen analar ağlar bazen bir ihtiyar çoğu zamanda gençler. Hep önü ilikli üşümüş anlamsız kaldı insanlar. Sevgiden mahrum sevgiliymiş girdabında debelenirken zaman. Kalabalıklarda yalnızlık, evlerde mutsuz muhabbet, her köşede yalnız kalmış bir ana, bir baba ve birçok evlat.

Ve yine en çok şimdi mesai yapıyor tebessümler, sevgiler, sevdalar. Lakin her seferinde eli boş çürük kalpler ve donuk bakışlar kalır avuçlarında. Bir sonraki adımda şaşkın, belirsiz ve kararsız bir duruş. Hep acabası var şimdi sevdaların, sevgilerin ve muhabbetlerin.  

Ne zaman gönüllere düşerse sevgi tohumu o zaman gülecek, dertleri yenecek ve mutlu olacak insanlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.