banner114

Süper Lig’de ilk 5 hafta geride kalırken Trabzonspor 13 puanla zirvede kendine yer buldu. İlk 5 haftayı değerlendirdiğimizde bordo-mavili ekibin skor olarak istediği puana ulaştığını söyleyebiliriz. İyi bir teknik direktöre ve oyuncu kadrosuna sahip olan bordo-mavili ekip futbol olarak ise henüz istenilen seviyede değil.

Bordo-mavililer geride kalan maçlarda rakipleri önünde zaman zaman futbol adına güzel enstantaneler ortaya koysa da zaman zaman da çok basit hatalar yaparak zor duruma düştü. Bir kere Trabzonspor takım oyununu geliştirmeli, daha tempolu ve hızlı pas akışıyla rakipleri karşısında mücadele etmelidir. Zaten bireysel olarak yetenekli ve kaliteli oyunculara sahip bordo-mavili ekibin bu eksiklerini de giderdiğinde önünde kimsenin kolay kolay duramayacağını düşünüyorum.

Teknik patron Abdullah Avcı’nın da buna kafa yorduğunu düşünüyor ve gelecek haftalarda çok daha güçlü bir Trabzonspor izleyeceğimize inanıyorum.

Trabzon’un avantajı

Trabzonspor bu sezon adeta şampiyonluğa baş koydu.

Bordo-mavili ekip oluşturduğu güçlü oyuncu kadrosuyla da bu hedefe ulaşacağını bize gösterdi. Bordo-mavili takımın Avrupa kupalarında mücadele eden diğer şampiyonluk mücadelesi veren rakiplerine nazaran bir avantajı da sadece ligde mücadele etmesi. Rakipler yoğun bir maç trafiğine maruz kalırken bordo-mavili ekip bu periyodu çok daha rahat bir şekilde geçiriyor. Eğer Trabzonspor rakiplerinin yoğun maç trafiği ile karşı karşıya kaldığı bu dönemi iyi değerlendirebilirse yolu sonuna kadar açılır. Bordo-mavili ekip ilk yarıyı rakiplerine puan farkı açarak tamamlayabilir. Malum son maçlarda çok büyük entrikalar yaşandığına hep şahit oluyoruz. Bu nedenle bordo-mavili ekip işi son maçlara bırakmamalıdır.  Yıllardır şampiyonluk hasreti çeken Trabzonspor için bu yılın bir fırsat sezonu olduğunu düşünüyorum. Bordo-mavili ekipte teknik heyet, futbolcular ve yöneticiler üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmalı.

Herkes üzerine düşeni yapmalı

Trabzonspor’da son yılların en güçlü kadrolarından birisi oluşturuldu. Bordo-mavili takım takviye edilmiş kadrosuyla da sezona çok iyi bir başlangıç yaptı. Her şey yolunda gidiyor. Bordo-mavili ekibin bu iyi görüntüsü birilerini rahatsız edebilir ve alaşağı edilmeye çalışılabilir. Tüm saha dışı olaylarının karşısında durulabilmesi için camiaya büyük iş düşecektir. Artık kırgınlıklar, dargınlıklar bir kenara bırakılmalı, sadece şampiyonluk yarışındaki Trabzonspor’a destek verilmelidir. İşte o zaman Trabzonspor yıkılmaz ve engelleri birer birer aşarak mutlu sona ulaşır. Aksi taktirde zaten birçok saha dışı olayıyla karşı karşıya kalan bordo-mavili ekip kendi camiası içerisinde de o bütünlüğü, kenetlenmeyi sağlayamazsa hedefine ulaşması çok zor olacaktır. Bunu istemiyorsak herkes üzerine düşeni yapmalı. Malum yıllardır süren bir şampiyonluk özlemi var. Artık herkes yönetime, teknik heyet ve futbolcu kadrosuna destek vermelidir.

Taraftaa düşen görev!

Trabzonspor’un her zaman en büyük kozu taraftarı olmuştur. Özellikle bu sezon bordo-mavili taraftarlara büyük iş düşecek. Bordo-mavili taraftarlar verecekleri destekle takımlarının 12. adamı olmalıdırlar. Taraftarlık demek iyi günde kötü gününde takıma destek vermek demektir. Trabzonspor’un zaten iyi oynadığı maçlarda hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Trabzonspor’un bazen kötü oynayacağı maçları da olacaktır. İşte taraftar burada devreye girmeli ve takımın ritmini artırmalıdır. Şampiyonluk yarışında taraftar faktörü de çok önemlidir. Bordo-mavili bütünleşmeyi iyi sağlayarak tüm güçleriyle Trabzonspor’a destek vermesini arzu ediyor. Güçlü bir taraftar desteğini arkasına alacak Trabzonspor rakipler için çok daha korkulu bir duruma gelecektir.

Bu muhabbeti keselim!

Trabzonspor’da yıllardır yerlinin de yerlisi ifadeleri konuşulmuştur. Bazı kesim alt yapıdan daha çok oyuncuya A takımda şans verilmesi gerektiğini dile getirmiştir. Bu sezonda zaman zaman aynı konuşmaların yapıldığını görüyoruz. Alt yapıdan daha çok yararlanılması gerektiğini Trabzonlu bazı teknik adam ve yöneticiler de savunmuştur. Ama yıllardır Trabzonspor’u takip etekteyiz. Nedense Trabzonspor’da alt yapıdan dem vuran bu teknik adam ve yöneticiler bordo-mavili ekipte kendi iş başında oldukları dönemlerde alt yapının ‘A’sından bahsetmemişlerdir. Çünkü alt yapı da olsa yetenekli oyuncuya forma şansı verecekler. Olmadığı zamanda bu Trabzonspor öyle herkesin forma giyeceği bir kulüp değil. Görevde olmayanlar iş başında olanları bir şekilde eleştirecekler ya bunun da en kolayı alt yapıdan vurmak. Sanki alt yapıda Messiler, Neymarlar, Hamiler ve Fatih Tekkeler var da oynatılmıyor. Az kendini gösteren, gelecek vadeden oyuncular A takımda kendilerine yer bulabiliyorlar. Örnek son dönemde Yusuf Yazıcı, Uğurcan Çakır, Abdülkadir Ömür ve Abdülkadir Parmak. Kendilerini gösterip A takımda forma giyinme şansını yakalamışlardır. Kısacası gelecek vadeden oyuncuların hiçbir zaman önü kesilmemiştir. Bunun aksini savunanların büyük bölümünün amacı alt yapı detayıyla Trabzonspor’u karıştırmaktır. Diğer Süper Lig ekipleri bırakın kendi illerinden oyuncu bulup oynatmayı yerli oyuncu bulmakta bile büyük zorluk çekerken Trabzonspor alt yapısından en çok faydalanan ekip olmuştur. Kısacası bu yerlinin de yerlisi muhabbetini keselim. Alt yapıda eğer varsa yetenekli oyuncu eninde sonunda A takımda forma giyinme şansını yakalayacaktır.

Oynatsa bir dert  oynatmasa bir dert

Trabzonspor’da teknik direktör olmak gerçekten çor zor. Bordo-mavili ekibin teknik direktörü Abdullah Avcı da bu zorluğu fazlasıyla yaşıyor. Abdullah hocanın Galatasaray maçında ilk 11’de forma şansı verdiği Abdülkadir Ömür futboluyla hayal kırıklığı yaratmıştı. Maçtan sonra ise eleştirilen isim ise Abdülkadir Ömür’den daha çok teknik patron Abdullah Avcı olmuştu. Neymiş efendim ‘hazır olmayan Abdülkadir Ömür’ü niye oynattın?’ Eğer forma şansı vermemiş olsaydı bu kez de ‘Abdülkadir gibi bir silahın var niye oynatmadın?’ eleştirilerine maruz kalacaktı. Adam oynatsa bir dert oynatmasa bir dert. Kimse sorgulamıyor. Bu Abdülkadir profesyonel bir futbolcu kaç hafta geride kaldı. Nasıl hazır olmaz? İşte bu kötü niyetli yorumlar Trabzonspor’un yıllardır şampiyonluk yarışında mutlu sona ulaşamamasında en büyük etkenlerden biri olmuştur. Yorum yaparken hocanın yerine kendimizi de koyalım. Konuşmak eleştirmek kolay. Ama bu işler konuşmakla olmuyor.  Abdullah hocamız kendi bildiğinden şaşmamalı ve Trabzonspor’u şampiyonluğa taşımalıdır.

Rize’nin geleceği için!

Çaykur Rizespor Süper Lig’in ilk 6 haftasında tam bir hayal kırıklığı yarattı. Yeşil-mavili ekip geride kalan 6 maçta 1 beraberlik ve 5 mağlubiyet alarak ligin dibine demir attı. En kötüsü de futbol olarak gelecek adına hiç umut vermemesi. Enteresan durum da böyle bir süreçte teknik adamın hala daha görevine devam etmesi. Özellikle Türkiye’de bu kadar teknik direktör kıyımı olurken Bülent Uygun ile bu kötü futbol ve sonuçlara rağmen devam edilmesi gerçekten çok ilginç.

Bülent hoca son Adana Demirspor yenilgisi sonrasında ise, “Sahada yüzde 68 topa sahip, oyun anlamında, kazanma adına mücadele eden iyi bir Rizespor vardı. Talihsiz şanssız goller yiyerek mağlup ayrıldık” ifadelerine kullandı. Uygun’un bu açıklamasından sonra ‘acaba biz farklı bir maç mı izledik?’ demekten kendimizi alamadık. 6 maçtır kazanamayan Rizespor’un, Altay karşısındaki futbolu böyle mi olmalıydı. Yönetim artık bu duruma sessiz kalmamalı. Uygun önderliğindeki bu Rizespor’un maç kazanma şansı oldukça düşük. İş işten geçmeden yönetimin radikal karar alması şart.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.