banner114
banner146

Bayram barışmak hataları anlamak ve bir daha tekrar etmemek üzere hatalardan vazgeçmektir. Bayram dost, akraba, komşu, yar ve yarenlerin değil bütün insanlığın barışması hatalarından vazgeçmesidir.

Kul hakkı mal mülkten gelmez kul hakkının temeli gönül hakkıdır. Çevremizdeki gönülleri hoş tutmadıkça onların hakkını ödemiş sayılmayız.

Gönüllerin hoş tutulması maddi materyallerin dışında maneviyat ile olur. Manevi duygularınızı, selam ve hatır sormayı uzatmamak sık sık sevdiklerimize ve çevremizde olanlara sormalı tebessüm ederek hoşgörülü davranmayı öğrenmeliyiz.

Belli davranışlar dışında kin tutmamalı anlayışlı davranmayı öğrenmeliyiz. Olurda boşa sebeplerden veya o anki psikolojik durumlardan kırdığımız birileri varsa barışmak için bayramlar sebep olmalıdır.

Müslümanın üç günden fazla küs kalma hakkı yoktur. Küslükler üç günü geçmemelidir. Geçmiş ise eğer bu bayram barışmanın ve yapılan yanlışları irdelemeden konuşarak çözmenin tam zamanıdır.

Dünya üç gündür ve ahiretin bahçesidir. Küslük ve kavgalar ile geçen her gün ahiretimizden çalmakta oradaki mevkiimizi eskitmektedir.

Düşünün ki satın aldığınız ya da miras olarak size kalan bir villa vardır ve siz hiç gitmediğiniz bu villayı her gün bir tahtasını yıktırıyor çöpe atıyorsunuz. Her gün çatısından bir kiremit alarak yağmur ve güneşten çürümesini hızlandırıyorsunuz.

Ve bir gün işleriniz yoluna girdiğinde artık o muhteşem villanıza gidip yaşamınızı orada devam ettireceksiniz. Durduğunuz yerde olan ne varsa satıp bir valizle yola çıkıyorsunuz vardığınızda bırakın yaşamayı bir geceyi geçirecek bir yeriniz kalmamıştır. Ve siz o gece kışın ayazında dışarıda yatmak zorundasınız. Veya yazın kavurucu sıcağında fark eder mi?

İşte dünya bugün durduğumuz geçici mekânımız ve yüce Allah’ın belli şartlar karşılığında bizler için ahirette cennetinde birer villa ayırmıştır. Bizler ebedi yaşamımızda yaşayacağımız yer için her gün birer çivi çakalım, birer fidan dikelim yarın öldüğümüzde gidip kalacak yerimiz, yaşayacak ortamımız olsun.

Her günü kan her anı hüsran olan insanlık artık uyanmalı. Hangi din hangi ırktan olduğu önemli değil artık insanlar uyanmalı. Kendine gelmeli ve hiçbir zaman onun olmayacak olan geçici yaşadığımız bu dünyada yarınlarımızı harcamayalım.

İnancımızın ne olduğu önemli mi? İnancı başka olup ya da hiç inancı olmayanlar ölmüyor mu? Eğer ölmeyen varsa o zaman o ölmeyen dilediği gibi yaşasın demek ki onun ebedi yaşam yeri burasıdır.

Maalesef her dine ve hiçbir dine mensup olan olmayan herkes ölümü tadacaktır. Eğer ölüm varsa o zaman birbirimizi kırmanın, dünya malı için asabileşmenin hiçbir manası yoktur.

İşte gün bu gündür kırdıklarımızın gönlünü alalım, üzdüklerimizin hatırını soralım ve bir daha bu duruma düşmeyecek bir şekilde davranmayı öğrenelim.

Özür dilemek, gönül almak bir tebessüm ve bir selam alıp vermenin hiçbir bedeli yoktur. Bunları yapmak için Allah’ın kimseyi ayırmadan bahşettiği nefesten başka hiçbir gideri yoktur.

Eğer düşmanlık yapılacak ise yüce Allah onun da sınırlarını çizmiş ve onun da zorda kalmadıkça olmaması için yapılması gerekenleri bizlere bildirmiştir.

Hiç Kur’an dan bakmadan sadece yaşadığımız hayatın içinden oturup düşünsek ve kavga ederek, küserek geçirdiğimiz günler mi? Yoksa mutlu mesut birlikte çay içtiğimiz sohbet ettiğimiz günler mi daha huzur vericidir?

Bayramınız mübarek gününüz güzel ömrünüz sağlıklı olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.