banner114
banner146

Yaşamın neresinde ve hangi umutla çıktığın yolun kaçıncı kilometresinde hangi umudunla yol alıyorsun. Planların hep geride mi kaldı. Arzuların yalnızlık mı çekmekte.

Herkesin bir umudu, arzusu ve hevesi vardır. Oysa onunlar gelen tek şey yaşamın içinde bir yerlerde ölüm vardır ve orada yaşamın biteceğini düşünür ve bilir herkes.

Ne yazık ki kimse demez yada bir çoğu demez ki aslında ölümün noktasında yaşam başlayacak ve orada kimi melek, kimi ejder olacaktır. Yada başka bir şey olacaktır.

Her ne olursan ol hep ne olacağını düşünürsün lakin bunu hep dünya için düşünürsün. Yarın ne olacağım? Yaşlanırsam çocuklarım bakar mı? Kendi evim olacak mı? Arabam marka olacak mı? Kızım var amma bir oğlum olur mu? Oğlum olmaz ise neslim tükenecek ocağım sönecek. Gibi bir çok düşünceler hep ne olacağım sorusunu tetikler.

Oysa ne olacağım sorusunun gerçek cevabı baki dünyada ne olacağını, nasıl yaşayacağını kestirebilmek, ona göre geçici dünyada çalışmaktır. Fani dünyada bir şeylere hizmet etmez isen baki dünyada önüne gelen yaşamı yaşarsın.

Tıpkı istemediği işte çalışanlar gibi her günün eziyet her anın mahkumiyet gibi olur. Ne aldığın nefesten, ne de gördüğün güzel çiçekten keyif anlarsın.

Güzellik diye hayatına kattığın kopyala yapıştır eylemleri ve görsellerin de seni zaman içinde yorar. Asla mutlu ve huzurlu bir yarın hatta bir anın bile olmaz. Her saniyen eziyet her saniyen zülüm gelir sana.

Bir zaman ise çektiğin çileleri ve kendine eziyet ettiğin düşüncelerin tükenmediğini yaşamında sıradanlaştığını görürsün.

Bazen başını kaldırıp çevreni izlersen birilerinin yaşadığı yaşam sana güzel görünür ve özenirsin. Yaşamaya başlar ya da yaşamaya çalışırsın. Oysa o sen değilsin o gördüklerini beyninin algıladıklarını uygulamaya başlamış olmandır.

Başkalarının hayatı sizin yaşamanı olmamalı. Eğer buna izin verirseniz kopyala yapıştır yaşama izin vermiş olursunuz.

Herkes kendi düşüncesinde ve en önemlisi arzu ve hislerinde yaşarsa o zaman hayat güzel olur ve yaptıkları bir anlam kazanır.

Geçmişi ile yaşlanan geleceği hep yorgun olur. Hiç gün doğmaz, güneş doğmaz onda. Geleceğinin kaygısı ile yaşayan ise hiç sonuç alamaz hep eksik olan bir şeyleri tamamlamaya çalışır.

Eksik tamamlamak, eskiyi onarmak iktisat olmuş olur. İktisattın olduğu yerde hep temkinli ve hesaplı adım atmak vardır. Hiçbir zaman rahatça yaşamak yoktur.

Savurgan ve vurdumduymazlığın müsrifliğin olduğu yerde ise daima bitiş noktaları vardır ve yenidenler hep hükümranlık yapmış olurlar.

Bütün bunların dengesini bulmak için daima ebedi hayatın getirileri ve en önemlisi ebedi hayata olan hazırlıklarımız olmalı.

O hazırlıklar bizlere hem yaşamı kolay kılar ve güzelleştirir. Hem de geleceğimizi farkında olmadan garantiye almış oluruz.

Doğru yaşatırsan doğru yaşarsın, yanlış yaşatırsan yanlış yaşarsın. Bazen yıllarca yaptığımız yanlışlar bize en doğru olarak görülür ve hep savunuruz. Hep o bildiğimiz yanlış doğruları yaşar ve yaşatırız.

Sonra bir gün bakarız ki gündönümüne düşmüşüz ve yaşadıklarımızın tamamı da yanlış. O anda geri dönüşlerimiz belki kıymet bulur ilahi adalette lakin vicdanımız ve gerçekler buna razı gelmez. O yorgun, yenilmiş ve ezik düşüncelerle ebedi hayata intikal ederiz.

Birde o arada bize kırılanlar, üzülenler, hakkını helal etmeyenler vardır ki geri dönüp onları bulup helalleşmek bile mümkün olmaz.

Yaşamınız güzel, düşünceleriniz ebedi hayatın doğrusunda olması temennisi ile.

Selam, Saygı ve Sevgilerimle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.