banner114

Bu sıralar Karadeniz’de kimle konuşsanız…

Kime mikrofon uzatsanız…

Kovit-19’dan başlıyor, tren-20’den çıkıyor.

***

Yıllar sonra salgın, tozlu raflarda unutulur inşallah.

Fakat çok canlar yaktığı, yakacağı muhakkak.

Çoluk çocuk, genç ihtiyar demeden…

Bu arada hayat da devam ediyor.

Hem de ne zamandır hiç olmadık kadar hızlı…

Tam da gazı bulmuşken…

Yeni sahalar ümit verirken…

Türkiye öyle bir eşikten geçiyor ki herkesin, her kesimin hayallerine yer açılıyor.

Ne görelim? Avrupa, şımarık çocuğu Yunanistan’ı müsamereye hazırlıyor.

***

Her şeyin yeri ayrı.

‘Gaz’ı bir kenara koyalım. Doğu Akdeniz’i, Yunan’ı, Fransız’ı…

Salgını, seli, yağmuru, tozu… Geçimi, seçimi…

Geriye sadece bir ‘tren’ kalıyor sanki.

Gittikçe gittikçe “işimiz gücümüz” olmaya başlıyor.

Sohbetlerimizde baş köşeye kuruluyor.

Sayfalara taşınıyor, ekranlara ise az kaldı gibi…

Tam da güzergâh belirlenmişken…

Giresun’a ve Rize’ye doğru hayaller kurulmuşken…

Birden tünele girdik sanki. Uzun, ince ve karanlık… İletişim de koptu.

***

Bizim kıyılardan da tren geçseydi.”

Bu cümle milyonlarca kez geçmiştir aklımızdan, dökülmüştür dilimizden.

Çocuk olduk, genç olduk, yetişkin… Torunlarımız boy boy, “tren yok”.

Oldu mu şimdi?

12 Eylül Cumartesi günü yine bu köşede ‘Bizimkisi Demiryolu Hikâyesi’nde…

‘Kara’sı çok görüldü, bari ‘hızlı’sı daha fazla gecikmese demişiz.

***

2020’de olacaktı bu iş… Kazma vurulacaktı yani…

Dağlar delinmeye başlayacak, raylar döşenecek, köprüler, viyadükler…

Aklımız almıyor, Mars’a seyahat biletleri satış aşamasında, biz hâlâ tren beklentisi içindeyiz. Hem de koca ülkenin çimentosu sayılan, millet ve memleket denildiğinde gözünü kırpmayan, sözünü esirgemeyen bir bölümden bahsediyoruz.

Doğu Karadeniz’den…

Acaba çok şey mi istiyoruz?

***

O tren buraya gelecek.”

Yük ve yolcu hesapları yaptık. Yakıttan tasarruf filan… Hız ve konfor…

Bir şehirde yaşa, diğer şehirde oku, çalış…

Turizm, tarım ve ticarette yeni rekorlar kırılabilir…

Yüksek hızlı tren sayesinde olabilirdi tüm bunlar.

Hani bir söz verilince…

Sonradan üstüne sünger çekilmeye çalışıldığı hissedilince…

Nasıl da yerlerde sürünür moraller? Nasıl da kırılır kalpler?

Artık her yer ‘kırık kalpler sokağı’na döner ki çok zordur tamiri…

***

Aslında kara tren en çok Karadeniz’e yakışırdı, olmadı.

Yüksek Hızlı’ olanı var artık.

Projesini görsek, inşaat alanlarını gezsek fena mı olur?

O kadar özlemiş ve beklemişiz ki… Gönüllü olarak işin ucundan tutarız.

Çalışanlara çay taşır, molalarda horon bile teperiz.

Kuruluruz karşı tepelere “bugünleri de gördük ya” der, dua eder, keyifle seyrederiz.

***

Nobel aldık.

Uydumuz uzaya fırlıyor.

Savunma sanayiinde uçuyoruz adeta…

Terör, içerde bitti gibi…

Kendi arabamız, iki üç yıl içinde yollarda…

Nükleer santralimiz Akkuyu’da sessiz sedasız ilerliyor.

Türkiye, eski Türkiye değil”, dosta düşmana bu mesaj veriliyor.

Hal böyle olunca ister istemez “Doğu Karadeniz niçin raysız” diye düşünmeden edemiyor insan.

***

Onlarca sıfırın solundaki çizgi gibidir tren.

Tren yoksa uygarlık yok” gibi geliyor bize.

Çünkü tüm gelişmiş ülkeler demir ağlarla örülmüş uçtan uca…

***

Duyun bizi…

Demiryolu istiyoruz.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.