banner114

Başka şehirlerde yaşanmış mı bilmem. Ya da şöyle mi demeliydim. Gümüşhane de belli olduğu kadar diğer şehirlerimizde bu kadar belirgin mi? Ben gezdiğim şehirlerde bu kadarını görmedim doğrusu.

Nedir bu görmediğim sorduğunuz duyulur gibi de ben nasıl desem nasıl anlatsam neresinden başlasam bilemedim. Her gördüğümde ve her hikayelerini dinlediğimde yeniden üzülür ve susarak derin düşünür bir sonuç, bir çıkar ararım dimağımda.

Dedim ya hangisinden başlasam. Bilmeden barınak olarak kullanmak için yok edilen tarih mi? Yoksa define bulmak için eşilen koca koca çukurlar, yıkılan duvarlar mı hangisi. Ben ne kadar anlatmaya çalışsam da inanın anlatamam. Bir bina düşünün duvarlarda ki taşların her bir tanesi tek tek elle işlenmiş. Ahır duvarından çatısına kadar. Peki ya köşe taşları, kapı pencere söveleri başka bir ustalık, başka bir sabır ve başka bir sevgi ile işlenmiş.

Baktığınızda hafızanıza kayıt etmek istersiniz fakat neresini kaydedeceğinizi şaşırırsınız. Pencereler simetrik dizilişi ahşap işleme kapaklar, demir parmaklıklar, kapı tokmakları, öbek öbek işlemeler. Belki bir resim çekip koysanız masanıza ve yıllarca inceleseniz, seyretseniz o zaman her bir taşını, köşesini, kapısını anlatır veya ezber edersiniz.

İçine girdiğinizde ise başka bir dünya, başka bir beceri. Tavan döşemeleri düşünün, fındık sopası yada üç beş cm çapında çalı düşünün hani günümüzde eve getirip yakmaya değer vermediğimiz kalınlıkta komar odunu, fındık, akasya gibi bahçelerden ayıklanmış ağaçları üşenmeden tek tek yan yana dizilmiş ve her eğrisi, her dalı bir birine sevdirerek adeta güçlü bir yapıştırıcı ile yapıştırılmış, toprak ile bir o denli titizlikte sıkıştırılmış ve siz ağaçların sırtı deseni arasında topraktan beton dökülmüş bir döşeme. Toprak ve ağaç, tavanda sırt üstü yatıp bir iki seferde ezberleyeceğiniz bir dal ya da bir desen yok. Öyle çok farklı desen ve dünya ve yine toprak vakurla tebessüm etmekte minik aralardan çizgi halinde.

İşte böyle bir sanat evinin her yanı eşilmiş. Ahır yada mahzen diyeceğimiz alt kata indiğinizde. Özenerek bölünmüş bir iki oda karşılar sizi. Fakat şimdilerde ben diyeyim on siz deyin on beş kamyon toprak dışarı atılmış ve yine hazine aranmış bir başka yerde gök kubbeden kıskanırcasına işlenmiş hamamlar, bir çoğu hayvanlara barınak olmuş. Eski kilidi yanda duvarın boşluğunda kim bilir kaç yıldır bekler orada. Yerine yeni asma kilit sallanmakta. Şimdilerde yeni eski hepsi unutulmuş öylesine.

Bir başka tarafa baktığınızda üç minare neredeyse üçgen oluşturmakta karşılıklı. Sadece minare ve onarımı orijinaline çok uzak bir malzeme ile onarılmış ki onarılan eskisinden daha yorgun gözükmekte. Oysa orijinal malzeme şehrin hemen yanı başında mahzun beklemekte.

Dedik ya minareler var cami yok. Nasıldı, ne şekildi bilemem fakat tek bildiğim bu millet nicesini yapmış yeni niyetine. Oradaki tarih de mutlaka onarılırdı. Neden yok oldu bilemedim. Sadece bildiğim dil getirmiş beni kurtar özüme döndür.

Bir başka yerde ise duvarları ağlıyor kilise mi? Bilemedim fakat işlemeler hala ayakta durmaya çalışmakta. Yere düşmemek için sarınmış altında ve üstündeki taşlara. Taş dedim fakat orada taş değil tarih var geçmiş var, ata var sessiz derin nefes alan ve ölüm döşeğinde yatan var. Eğer bir kıymet görürse belki de kaç yüz yıl yine en ihtişamlı olacaklar.

Öyle bir manzara ki gözle değil gönülle görülen, kulakla değil ruhla işitilen muhteşem bir manzara ve derinden derinden bir inilti var. Ağlayan, yalvaran, aman dileyen kaç bina, kaç duvar.

Size diyecekler biz kurtarmaya başladık, tarihimize kattık çalıştık. Fakat oradaki ağlayış, iniltiden öte bir yas, bir haykırış var. Bana yama yaptılar, beni benden aldılar, aslımı çaldılar diye bir bağırış var ki inlemekte dağ taş fakat duyan yok. Övünen çok, yaptım diye böbürlenip menfaat sağlayan çok.

Ne mi olmalıydı? Çok basit hiçbir yerden esinlenmeden bizzat kendimiz olmalıydı. Malzeme hemen yan tarafında, görüntü geçmişten kalan albüm ve tarih anılarında. Ee ne kaldı nazik ve sanat için çalışan gönül gözü açık bir usta.

Peki ne olurdu? Dün, bugün ve yarın burada olurdu. Selam saygı ve sevgilerimle. Gün kurtarılmasın tarih ağlamasın yarın kaçmasın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.