banner114

İçinde yaşadığımız hayat o kadar tuhaf ki, birbirlerinin düşmanı olan tüm zıtlıklar aynı zamanda birbirlerinin var olmasını sağlıyorlar. Adeta birbirlerine karşı olan tüm farklılıkları, zıtlıkları ve düşmanlıkları onları hayatta tutuyor. Gece olmadan, gündüzün ışığı mânâsız, çirkin olmadan güzel iltifatsız, biber olmadan şeker tatsız, kötüler olmadan iyiler amaçsız kalıyor... Yani sürekli olarak varlığından şikayetçi olduğumuz, düşmanca bakıp durduğumuz zıtlıklar olmadan hayat anlamını yitiriyor, insanoğlu amaçsız bir dünyada tek başına kalıyor.

Birbirleriyle uyum içerisinde olan bu zıtlıkları, ''zıtlaşma'' olarak insansallaştırdığımızda ise sorunların ardı arkası kesilmiyor.

Belki de bu zıtlaşmalar içinde dünyada en fazla huzursuzluk çıkartan, savaşları başlatan, tüm tartışmaların en ön safından yer alan hatta bazen kendi ailemizle bile bizi düşman eden ''doğru-yanlış'' zıtlaşması...

Tüm sorunlarımızın temelinde belki de bu var, kendi doğrusundan başka doğru kabul etmeyen ve başka bir doğru olabileceğine ihtimal dahi vermeyen insanlar...

Mantık  ilminde bir çoğumuzun da bildiği gibi ''üçüncü halin imkansızlığı'' diye bir kural vardır. Yani bir şey ya doğrudur ya da yanlış, bunlardan başka üçüncü bir şey olması mümkün değildir. Buradan anlıyoruz ki, bir konu hakkında doğru ya da yanlış diyen iki insandan biri mutlaka doğruyu söylüyor ve şimdi tüm farklılaşmalara yol açan o soru geliyor; '' İyi ama hangisi doğru..?''

Protagoras, bu soruya belki de verilebilecek en mükemmel cevaplardan birisini veriyor ve özetle şöyle diyor;

''İnsan her şeyin ölçüsüdür, dolayısıyla doğru bir tane değildir. İnsan sayısınca doğrular vardır.''

İlk bakışta, gerçekten de dünya üzerindeki tüm sorunları halledebilecek bir bakış açısı gibi duruyor, kısmen öyle olduğundan da hiç şüphem yok zaten. Ancak yeniden düşündüğümüzde neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar vermemiz için elimizde bir ölçü bulundurmak zorunda olduğumuzu anlayacağız. Eğer insan sayısınca ''doğru'' olduğunu ve herkesin kendi doğrularına göre hareket edebileceğini kabul edersek, bir toplumun beraberce yaşamasını imkansız hale getirmiş ve dünya üzerinde bir kaos başlatmış oluruz.

Örneğin ''hırsızlık kötüdür'' yargısının, hasta çocuğunu ölümden kurtarmak için banka soyan bir adamı ilgilendireceğini hiç düşünmüyorum. Adam öldürmekten zevk alan birisi için cana kıymak doğru bir iştir. Acil bir işi olduğu için kırmızı ışıkta geçen ve birinin ölümüne sebep olan insan, doğrusu uğrunda birini öldürmüş olur ve üzülmesine dahi gerek yoktur. Uyuşturucu kullanarak dertlerini unutan insan kendince doğru olanı yapıyordur ve hiç kimsenin buna müdahale etme hakkı yoktur. Askerlerin göz korkutmak için sivilleri acımasız şekilde katletmesi de bir insanlık suçu değildir, asker olarak kendince doğru olanı yapmaktadır. Mahkemeler, kişi ne yaparsa yapsın ceza veremez hâle gelir. Çünkü herkes kendince doğru olan şeyleri yapmaktadır, doğruya ceza vermekse akıl kârı bir iş değildir.

Birkaç kısa örnekle bile çok net bir şekilde görebileceğimiz gibi ''iyi ya da kötü'', ''doğru ya da yanlış'' diyebilmemiz için toplumsal olarak ortak değerleri ve kurallara ihtiyacımız var. Kimi bu kurallar bütününe ''Buda öğretisi'', kimi ''Anayasa'', kimi de ''Şeriat'' diyor. Hepsinin de ortak tek bir amacı var, insanları en mutlu olabilecekleri kurallar etrafında toparlayabilmek. İnsanlığı en doğru kurallar ve yargılar etrafında birleştirebilmek.

Sen bu kurallar bütününe üste sayılan isimlerden hangisini veriyorsun bilmiyorum ama en doğrusu için bugün ''yeniden düşün''...

Bal arısı çiçeğe konan tek böcek değildir; fakat ondan bal çekmeyi bilen yalnız odur. -Goethe

           

                                                                    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.