banner114
banner146
banner122

Doğruyu söylemek ne kadar zarar verir. Bana sorarsanız hiç zarar vermez ve gerçekten doğruyu söylediğiniz anlaşılır ise inanılırsınız.

Sizinle çok uğraşan da olsa, yolunuza ne kadar olumsuzluklar eklenmiş olsa da siz doğruda olursanız kesinlikle kazanan siz olursunuz.

Düşünüyorum da o zaman Müslümanlar doğruda olur ve olmalı. Peki en çok da Müslümanlar huzursuz ve hırpalanmıştır. Bu peygamber zamanında da böyle şimdi de böyle sebebi nedir hiç düşündünüz mü?

Bana dünya imtihan içindir derseniz tebessüm ederim. Ve derim ki; evet dünya imtihan için fakat neden bütün imtihanlarda sınıfta kalıyoruz. Neden inancımız, eğitimimiz ve tecrübelerimiz bizim öngörümüzü hayata geçirmiyor.

Biz bireyselde de, toplumsalda da hep sonradan uyanıyoruz ve bir çok kez geç kalmış oluyoruz. Ya da yolun yarısını hızlı koşarak mesafeyi kapatmaya çalışıyoruz. Yarı yoldan sonra da hep ihtiyaçlarımızı yolda dizerek finişe koşuyoruz.

Oysa ön görümüz doğru zamanda uyanmış olsa, seslenmiş olsa kim bilir belki de fersah fersah ileriye gitmiş oluruz. Ne hikmettir bilinmez hep yolda toparlanır ve hep yarıda bir çok zaman da sonda uyanırız.

Ya doğrudan kaçıyoruz, veya doğruları görsek de önemsemiyor bireysel yaşıyoruz. Bireysel yaşadığımız zaman da sonuçlar hep sorun doğurur. Yanlış zamanda doğru iseniz faydası az ya da hiç olur. Doğru zamanda gerçekleri ortaya koymak en faydalı sonuçları getirir.

Şarkı sözünde dediği gibi “ya sen erken doğmuşsun ya da ben geç kalmışım” oysa hiçbir şey erken ya da geç değildir. Sadece yanlış zamanda doğruyu arama derdine düşülmüştür. Ya da yanlış zamanda sevda yelleri esmeye başlamıştır.

Düşünsenize sevda bile zamanından farklı yer ve zamanda doğarsa sonuçsuz kalır. Bazen ısrarcı olunursa kara sevdaya döner. Oysa zamanı ve ortamı doğru seçilmiş olunsa belki de en güzel yarınları vadedecek bir sevda hikayesi doğacaktır.

Sorunların olması durumu anlık kurtarma cümlelerini gerektirmez. Bir yalan yada bir yanlış karar ile bazen en olmaz felaketler doğar. Biz hep yangın, sel ve depremi felaket görsek de. Aslında gün içinde öyle çok olumsuzlukların sonucu yarınları felakete taşır ki. Hiç farkında değiliz, yarında farkında olmayız. Küçük bir şakamız, minik bir yalanımız hiç farkında olmadan birilerini bizden uzaklaştırması ve belki de yarınlarda bize hiç güvenmemesi, inanmaması aslında bir felakettir.

Aslında bir çok kez yaşamı mutlu kılan doğrulardır. Eğer ki biz doğrulardan yürürsek ve ileriyi görebilme yetimizi daha derin kullanırsak. Hem yerli hem de milli düzeyde çok daha başarılı yarınlara imza atmış olacağız.

Eksilerimizi bulup doğruya çevirirken kendimizi ve çevremizi kandırmamalıyız. Aslında kişi kendini kandırır. Başkasını kandırdığını sanırken aslında kendisi kandırılmıştır. Kendine zarar vermiştir ve o yalan döner dolaşır yine kendi kapısını çalar. Bazen kendi yalanına da inanır bazen de en çok o yalanın altında kendisi ezilir.

Oysa doğru nereye giderse gitsin hatta bahsettiğimiz gibi yanlış zamanda ortaya konulan doğrunun da bize vereceği en büyük problem sadece aksama olur. Ki orada da aslında yine bir yanlış vardır ve oda işlemin uygulanacağı zamandır ve biz bu zamana ısrar edersek tıpkı yalanımıza benzer. Farkı ise daha az hasar verir bekletir. 

Yaşamın en güzeli doğru olmak ve doğru zamanda yakışanı yapmak, gerekeni düşünmektir. Sevgi ise her şeyin üstesinden gelir. Karşındakini sevmiyor, sevemiyorsan kendini sev kendin için doğruyu konuş; doğru olanı yap yarın mutlaka o güzellik kapını çalacaktır. Sana en zor zamanda mutluluk katacaktır.

Sevgi-saygı ve doğruluğun hüküm sürdüğü sağlıklı günlere…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.