banner114
banner146

"Dişçi koltuğunda röportaj!.."
Sonunda bu da oldu.
"İklim ve beslenme, diş sağlığını etkiliyor mu?"
Öylesine sormuştum ki...
"Etkilemez olur mu? Özellikle de beslenme..." diye başlayan mini bir konferansta buldum kendimi.
"Ben, bunu yazarım."
"Yazabilirsiniz."
Onay da gelince telefonumu çıkarıp, ses kaydını açarak "lütfen" dedim.
Kaldığı yerden, zaman zaman şaşırtarak...
***
Aslında gün sürprizle başlamıştı.
Trabzon Meydan’a doğru yürürken DHA muhabiri ile karşılaştım, panoyu göstererek, "Mutluluğa Kurşun Sıkma konusunda ne düşünüyorsun" diye sorunca...
Hani şampiyonluğa giden takımın şehriydi ya Trabzon...
Bir aksilik olmazsa ki inşallah fırsat verilmez, ‘O Sene Bu Sene’ydi. Ve kutlama hazırlıklarına şimdiden başlanmıştı.
Her taraf Bordo Mavi...
Şapkalar, bereler, montlar ve daha neler neler?
Benim de maviye çalan ceketimin yakasında bordo bir mendil, iyi mi?
Bu aralar böyle, üzerimde bordo mavi bir şey olmazsa evden çıkamıyorum sanki...
Bordo Mavi uğurumuz olmuş.
Kalbimiz onunla 61 kere.
***
Neyse sözü uzatmayalım, biz dönelim yine dişçi koltuğundaki röportaja...
Durumdan vazife çıkaran huyumu da seviyorum bu arada...
***
Şana Taka Kütüphane’de konuşmaları deşifre ettiğimde beni en çok etkileyen "diş sıkılması rahatsızlığı"ydı.
Uzunca bir zamandır herkes gibi ben de muzdariptim aslında...
Canımı sıkan bir şey mi oldu?
Duyduğum haber, karşılaştığım manzara filan...
Kolayı var, onca bağırıp çağırmaya eş değerdi diş sıkma...
Saatlerce dil dökmeye, meramını anlatmaya çalışmaya...
Şöyle, gözler hafifçe kapanırken burnundan solur ya insan...
Derin derin nefes alırken dişler kilitlenir.
Hangimiz o modda olmadık ki?
***
Diş sıkma, saklı tepkinin ağa babası sayılır.
Biraz da "Görürsün Sana Neler Edeceğim" türünden şarkı sözü gibidir.
Günlük hayatımızın bir parçası olsa da...
Henüz bir cezası yok.
Suç sayılmıyor yani.
Mahkeme kayıtlarına girmiş olmasına rağmen tartışmalı bir masumiyet barındırıyor.
***
İşte dişler bir şekilde sıkıla sıkıla...
İçimize ata ata, burnumuzdan soluya soluya...
Daha bir yorgun düşüyormuş insan.
Ve son iki yılda oldukça artmış bu "hastalık".
Hem pandemi süreci tetiklemiş hem de hayat pahalılığı...
Daha önceleri pek ortaya çıkmayan "şikayet" bir anda mağdurları diş hekimlerine yöneltmiş.
Dolgularla birlikte diş kökleri de zarar görmüş.
Bu basınca can dayanmıyor, diş ne yapsın?
Çatlamış, kırılmış, zarar görmüş doğal olarak.
***
Uzmanlar, diş sıkma gücünün 5 tona kadar ulaşabildiğine dikkat çekiyor.
Sadece ağız sağlığı için değil, vücut sağlığı için de ciddi sorunlara yol açıyormuş.
Ucu strese dayanıyor.
Beyin bölgesine ne kadar stres iletilirse iş, yorulmak nedir bilmeyen çene kaslarına havale ediliyormuş.
Rahatsızlığın adı da "Bruksizm".
Çene bölgesine sıcak havluyla masaj...
Şeker ve kafeinden uzak durma öneriliyor.
Bir de diş sıkma önleyici aparat kullanma...
***
"Diş Sıkma"...
"Tuhaf bir yazı" olduğunun farkındayım.
Fakat bu tepkiyi bir tür "biriktirme" olarak not ediyorum bir kenara.
Ve özellikle son iki yılda arttığına göre...
Toplum bilimcilerin ve siyasilerin mutlaka araştırması gereken bir vakıa.
Milyonlarca insan niçin dişlerini bu denli sıkar?
Ve milyonlarca insanın aynı anda dişlerini sıktığını, gıcırdattığını düşünsenize...
Derin derin soluklandığını...
Bu sorun, sadece diş hekimlerine bırakılarak çözülemez.
Yıl olmuş 2022...
Ve günlerden 23 Nisan...
TBMM’nin açılışının 102. yıldönümünde...
Duyurulur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.