banner114
banner146

ALİ DAYIM BAŞKANA SORMALI!

Hani ya Ali Dayım (Savaş) Ağaoğlu aleyhine yazı yazanlar için ”Ahmet Ağaoğlu kadar kafanıza taş düşsün” demişti ya!

Bu gün de köşemde bu taş düşme konusundan devam etmek istedim.

Yani yazacaklarım ve Ali dayımdan isteyeceklerimle dayımı biraz sıkıntıya sokacağım ama yapacak çok şeyim de olmadığını benim kadar en az Ali Dayım da biliyordur!

Yazdığı destek yazılardan dolayı belli ki Ali Dayımın Ahmet Ağaoğlu’yla arası süperin de ötesidir.

Aralarının süperin ötesinden olmazsa bile hadiyin süper diyelim.

Bizler böyle kabul edelim.

Tabi ki kabulümüze Ali Dayımızın itirazı olmazsa!

Ali dayım sürekli yazılarımızda Ahmet Ağaoğlu’na sorup da cevap alamadığımız soruları kaçırmışa benziyor.

Halbuki bizlerin Ağaoğlu’na sorduğu sorular Ali dayımı da yakinen ilgilendiren sorulardır.

Burada hemen belirtmek istiyorum, eğer ki, Ali dayım ara sıra söylediği gibi gerçekten Trabzonsporluysa, gerçekten Trabzonspor’un yanında duruyorsa, o nedenle diyorum ki Ali dayımı da yakinen ilgilendiren sorulardır Ağaoğlu’na sorup ta cevap alamadığımız sorular!

Şimdi Ali dayımdan bir ricamız olacak.

Ha bu ricamızı yerine getirir mi getirmez mi bilemem.

Ha biz yeğenlerini Ağaoğlu için kırar mı onu da kestiremiyorum.

Bu Ali dayımız ne zaman ne yapacağı hiç mi hiç belli olmaz.

Daha doğrusu karda yürür izini belli etmez!

Bak benim güzel dayım, bak benim ele avuca sığmayan Ali dayım, seninle ilgili geçenki yazımda taşı maşı bir kenara koyduk, sağlığına duacı olduk.

Bugün senden bütün Trabzonsporlular adına bir şey yapmanı istiyoruz.

O istediğimiz şey de şu, Ahmet Ağaoğlu’ndan sorup da cevap alamadığımız soruları, senin bizler ve hepimiz adına ona sormanı senden istirham ediyoruz.

Herhalde çok şey istemiyoruz senden!

Ahmet Ağaoğlu’na sor bakalım, sezon başı yaptığı transferleri kiminle, neye göre yaptı?

Neden Newton ile devam etmekte ısrar etti?

Newton’a yönetim kurulunun çoğu karşı olması rağmen hatta Abdullah Avcı’yla el sıkılmışken Newton ile devam etme sevdasının altında ne vardı?

Afobe ve Diabate’nin transferlerinde rakamsal tartışmalarının aslı astarı nedir?

Neden Afobe ve Diabate’ye konuşulan rakamların üzerinde paralar ödedi?

Neden aynı menajerden Matheu Markaroğlu’ndan oyuncu aldı?

Daha bitmedi Ali dayım devam ediyorum:

Neden sezon başı Abdullah Avcı’yı istemedi?

Avcı’yı istemesindeki sebepler neydi?

Sezon başı Abdullah Avcı’yı istemeyen sekiz maç sonra neden istedi aldı? (gerçi Ağaoğlu yine istememişti de, bu kez yönetim kurulu bastırınca yapacak bir şeyi kalmamıştı)

Sor Ali dayım sor hepimiz adına sor.

Şu an kulübün borcu ne kadardır?

Trabzonspor’a ekonomik anlamda hiç katkısı olmuş mudur?

Neden sürekli kendi konuşuyor?

Yorulacağını biliyorum ama yine de sor Ali dayım.

Trabzonspor Avrupa Kupalarına neden katılamadı?

Şike davasında görevlendirilen Önder Bülbüloğlu neden istifa etti?

Trabzonspor şampiyonluğu geçen yıl nasıl kaybetti?

Son iki soru dayım, bunu sormazsan bu yeğenine çok ayıp edersin?

Bağlı olan gemiciklerini nasıl çözüp yüzdürdü?

TP Lojistik desteğini nasıl aldı?

Evet Ali dayım bizler, camia ve Trabzonspor’u sevenler bu cevap bulması gereken soruları merak ediyor ve öğrenmek istiyoruz.

Sen Ali dayım evet sen, acep merak etmiyor musun, Ağaoğlu’yla ilgili Trabzonspor’da olup bitenleri?

Yoksa sen sahiden Trabzonsporlu değil misin?

TIRNAKLARIYLA KAZIYA KAZIYA GELMİŞTİR

Doğru ve dürüstlüğü ile…

İnsana dokunuşu ile…

Sevgi ve saygısı ile..

Büyüğe hürmeti ve değer verişiyle

Hiç bir ayrım gözetmeksizin herkesi kucaklamasıyla….

Takdir ettiğim vekillerden birisidir CHP Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya…

Kaya’yı burada şimdi uzun uzadıya yazmaya kalksak herhalde sütunlarımıza sığmaz.

Benim bildiğim kadarıyla…

Benim takip ettiğim kadarıyla…

Benim yakinen gözlemlediğim kadarıyla…

Ahmet Kaya oturduğu o milletvekili koltuğuna birileri gibi tepeden inerek gelmedi.

Başka görüşten olup başka bir partiden evrilip değişerek de gelmedi.

Aksine Ahmet Kaya oturduğu milletvekili koltuğuna tabandan tırnaklarıyla kazıya kazıya gelmiştir.

Kimselerin itmesiyle.

Kimselerin dürtüp, sırtına basmasıyla da gelmedi.

Hak ederek, anasının sütü gibi hak olarak gelmiştir.

Ahmet Kaya partisinin her kademesinde görev yaptığı dönemlerde ne ise şu an milletvekilliğindeki durumu konumu, duruşu da aynısıdır.

Vekillik makamı kendisini asla değiştirmemiştir.

O makamın altına girip, burnunu yukarlara kaldırmamıştır.

Dün ne ise bugün de odur Kaya…

Buradan diyorum ve yazıyorum, Meclise yolunuz düştüğünde en rahat varacak olduğunuz milletvekilidir Ahmet Kaya.

Ankara’ya gidip de vekillerle görüşen ya da görüşmek isteyen tek bir Allah’ın kulundan Kaya ile ilgili “Telefonuma bakmadı, makamının kapısını bana açmadı, benimle ilgilenmedi” demedi, dememiştir.

Bana göre de diyemez.

Ne demişler ”Halep oraysa arşin burası”

Ahan Ankara orası, gidin bakın, çalın kapısını Ahmet Kaya’nın bakalım ne ile karşılanacaksınız?

Unutmayınız ve not ediniz, Karşılama, ağırlama ve uğurlama, gittiğiniz yerde ve ziyaret ettiğiniz kişide bu üç olgu sizlerden geçer not alıyorsa, anlayın ki orada samimi bir dost bir arkadaş bir kardeş gibi karşılanıp ağırlanmışsınızdır.

Meclise Kaya’yı ziyarete gidenler, yukarda yazdığım olgulara mutlaka Kaya tarafından mazhar olmuşlardır.

Vekilliği oldukça hak edenlerden birisi olan Ahmet Kaya’ya devam eden siyasi yolculuğunda başarılar diliyorum.

SÜREKLİ ARIZA VERİYOR!

  

Vekilliklerden bahsetmişken birde telefonlara cevap vermeyen, cevap veremeyip dönmeyen vekillerden bahsedeyim.

Önceki gün önemli bir STK’nın başkanıyla sohbet ederken, söz döndü dolaştı telefonlara bakmayan vekillere geldi.

Başkan önce isim vermek istemedi.

Ben zorlayınca dayanamayıp frenini patlatarak konuşup sitem etmeye başladı.

“Ticaret bakanı hemşerimiz Mehmet Muş olunca, ben de dolayısıyla iktidarın vekillerini arayıp kendilerine hayırlı olsun demek istedim.

Telefonuma bakan nerde?

Muhammet Balta’yı arıyorum bakmadı, sonra döndüm Adnan Günnar’ı aradım o da bakmadı, bırakın bakmalarını geri bile dönmediler. Telefonuma bakan sadece Bahar Ayvazoğlu Hanım oldu. Yazık ya, nedir, ne oluyor? Yarın milletvekillikleri bitecek, tekrar bizlerin arasına dönecekler o zaman ne yapacaklar?”

STK başkanını serzenişi böyle.

Peki, haksız mı serzenişinde?

Tabi ki hayır:

Bir de Muhammed Balta ve Adnan Günnar ekseninden sürekli telefonlara bakmama geri dönmeme konularıyla ilgili çok şikayet geliyordu, başkanın da serzenişi tuzu biberi oldu işin.

Vallahi kim ne yapar, kim ne ederse, kendine eder, yapar?

Zaman su gibi akıp gidiyor.

İsmi geçen vekiller, üç dönem vekillik süreçlerini dolduracakları için önümüzdeki seçimlerde aday olamayacaklar.

İşte ondan sonra ne olacak?

Zira o vekiller işin bam teli olan burayı çözüp algılayabilseler, bugün yaptıklarını yapmazlar diye düşünüyorum.

ATI ALAN ÜSKÜDARI GEÇTİ

Trabzon’un sembol olmuş yerlerinden birisidir Ganita…

Adına şiirler-türküler yakılmıştır.

Adına kitaplar yazılmıştır.

Çoğu kimsenin mutlaka yolu bir şekilde Ganita’yla kesişmiştir.

Bir bardak çay içmişliği bir sohbet etme imkanı yakalamıştır o güzel mekanda.

Bu günlerde Ganita’ya iş makineleri girip kepçe vurmaya başladı.

Ganita için yeniden yapılan projeyi hayata geçirmek için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.

Ganita’nın koy gibi olan yerine dolgu için taşlar dökülmeye başlayınca, Trabzonlu olarak o zaman itiraz etmeye, o zaman tepki koymaya başlandı.

Yahu arkadaş o bölgenin yapılacağı bölgenin yeniden dizayn edileceği yıllar önce belliydi.

Bu zamana kadar neredeydiniz?

“Atı alan Üsküdar’ı geçti” derdi büyüklerimiz.

Bu gün de Ganita için ağlamanın, sızlamanın bir fayda etmeyeceğini, bir fayda getirmeyeceğini benden iyi sizler bilirsiniz.

Bir de bu zamana kadar yapılanlardan neye itiraz edip o yapılanı çevirebildiniz ki?

Beşirli’den deniz dolmaya başladı kimsede gık çıkmadı!

Boztepe delindi Erzurum yoluna bağlandı yine kimseden gık çıkmadı!

Arnavut taşı mı olsun asfalt mı dökülsün yine kimseden gık çıkmıyor.

Maraş Caddesi trafiğe kapatılsın mı kapatılmasın mı, bakıyorum yine kimse karışmıyor.

O zaman yapılacak tek şey var o da önünüze ne koyulursa o yenilecek!

Ya da şehrin kaderi böyle deyip, üzerine iftardan sonra bir bardak çay içeceksiniz.

Kısa ve öz diyorum.

Kimse kusura bakmasın, Trabzon bildiğimiz büyük bir köy oldu.

Ne hazindir ki tarihi ve kültürel bu kadim şehrin büyük köy olmasına hepimiz seyirci kalmaktayız.

Bu ayıp da hepimize yeterde artar bile!

ARADA DAĞLAR KADAR FARK VAR!

Trabzon büyük köy olma yolunda emin adımlarla ilerlerken çevre illerde durum nasıldır diye karayoluyla Ankara’ya gitmeyi tercih ettik.

İki hafta önce dört arkadaş olarak karayolu ile Ankara’ya gitmek üzere akşam saatlerinde yola koyulduk.

Araçta bulananlardan hepimiz ”sakın yeni yapılan yollardan gitmeyelim, Giresun ve Orduyu yine eski yollardan geçelim” diye söz birliği ettik ve güzergâhımızı öyle belirleyip o iki şehrin sahil bandını eski yollarından geçip gittik.

Giresun’un girişinden Ordu’nun çıkışına kadar ilçeler dahil her yer ışıklandırılmalar yapılmış, her taraf ışıl ışıl…

Şehirlere uygulanan ışıklandırmalar, iki şehrimize ayrı bir ambians kattığını gözlerimizle gördük.

Yol boyunca izlediğimiz Görüntüler muhteşemdi.

Sahillerine el değmemiş, her şey yerli yerinde duruyordu.

Üstelik yeni yeni yaşam alanları yaratılmış.

Yapılan bu yaşam alanları güzel mekânlarla desteklenmiş.

Kısacası iki şehir da araçta bulanan hepimiz tarafından geçer not aldı.

Buraya kadar yazdıklarımızda bir sıkıntı olmadığını sizler de anlamışsınızdır.

Bizler sadece hakkı teslim etmek istedik o iki şehrimizi yönetenlere.

Asıl sıkıntı nerede biliyor musunuz?

Durun anlatayım, gerçi gördüklerimiz ve yaşadıklarımızı benim aklım-hafızam almadı, belki yaşadıklarımızı ve gördüklerimizi anlatırsam sizlere, sizin aklınız alır bizi de aydınlatmış olursunuz!

Giresun ve Ordu’yu Ak Partili belediye başkanları yönetiyor.

Daha doğrusu şekillendirip dizayn ediyorlar.

O zaman şu soruyu sormak gerekmez mi Trabzon’u yöneten yöneticilere?

Giresun ve Ordu’yu yönetenler, o güzellikleri vatandaşları için yapıp, onların kullanımına açarken, aynı siyasi partiye mensup Trabzon’u yöneten yöneticiler neden onların yaptıklarını yapamıyorlar?

Ya da yapmıyorlar?

Gülcemal ve Ganita’yı yapıyor hayata geçiriyoruz derlerse!

Biz de onlara “Bu iki proje Orhan beyin zamanından beri hayata geçecek diye bekliyoruz, siz yeni ne yaptınız da önümüze koydunuz? Yeni hangi projeyi hayata geçerdiniz” dersek herhalde sizlere haksızlık etmemiş oluruz!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.