banner114

Bolulu…

Asıl adı İbrahim.

Şahnalar’da çobanlık yaparken İstanbul’un yolunu tutmuş.

Fakat o dönem öyle elini kolunu sallayarak başkente gidilemiyor.

Gidilse bile kalınamıyor. Geri gönderilmiş.

Konya’dan başlayarak şehir şehir dolaşmış Anadolu’yu…

Önceleri ‘Lütfi’ mahlasını kullanmış.

Ve sonunda fesi öven bir kaside yazınca sarayın dikkatini çekmiş.

Başka şairler de fesi öven şiirler yazmış ama… Dertli’nin ‘fes’i kahvehanelerde, konaklarda dilden dile dolaşıp, fes taraftarlarını çoğaltmakta etkili olunca...

II. Mahmut tarafından ödüllendirilmiş.

Çocukken topraklarının elinden alındığı nahiye olan Çağa’ya ‘Ayan’ olarak atanmış.

Çağa Beyi” olmuş yani…

Atanmış atanmasına ama işler de karışmış.

Topladığı vergileri zimmetine geçirdiği söylentileri ayyuka çıkınca…

Azledilmiş İbrahim Efendi.

Halbuki senin nene gerek beylik, halk aşığısın, en iyi bildiğin işi yap.

Çal sazını, söyle türkünü…

Her şeyini kaybedip perişan olunca yeni bir mahlas bulmuş kendine.

Yeniden uzanmış sazına… ‘Dertli’dir artık.

***

Divan edebiyatının ustası, iki yüzyıl öncesinden seslenmiş günümüze…

Havalanma telli turnam” demiş.

Şeytan bunun neresinde?”

Yürü gönül yürü dostundan kalma.”

Bana olan cefa senden değildir.”

Fuzuli’den, Pir Sultan Abdal’dan, Gevheri’den etkilenmiş...

Şiirlerinde, toplumun aksayan yönlerini mizahi bir dille ele almış…

Divan’ı, taş baskı olarak yayınlandığına göre döneminde çok sevilmiş...

***

Sanki ‘Dert’ diye bir memleket var.

Dertli de oralı” diye de düşünmedim değil.

Bir şey daha… Bolu’dan yola çıkıyor. Anadolu, Halep, Şam, Filistin ve Mısır…

Bize her yer Osmanlı” dercesine… Git gidebildiğin kadar.

Her kahvehanede, konakta anlıyorlar seni, anlatıyorsun derdini…

Şimdiki gibi henüz paramparça olmamışsın.

ABD ancak Trablusgarp Beylerbeyimizle yazışabiliyor!..

Rusya henüz inmiş Karadeniz’e… İsrail’in ise esamesi bile okunmuyor.

***

Divan edebiyatının büyük ustası mahlasını alırken…

Siz de ondan bahsederken benzer duyguları yaşıyorsunuz.

İki asır öncesine yolculuk yapınca ne büyük bir coğrafyadan geldiğinize tanık oluyorsunuz.

Gururla birlikte hüzün de çalıyor kapınızı…

Konumuz Dertli olunca daha bir sarsılıyor, dertleniyorsunuz.

Üzüntü, hastalık, ağrı, kaygı” anlamlarına geliyor dert.

Abartmadığınız sürece iyi geldiği bile söyleniyor.

Hiç derdi olmayan insanları düşünebiliyor musunuz?

O da bir dert aslında… “Dertsizlik…”

Gerçi bu da mümkün değil. Boşuna “bir dokun, bin ah işit” dememişler.

İnsan olacaksın ve dertlerden muafsın. Yok böyle bir şey.

Hani diyoruz ya “acılar büyütür insanı” diye… İnsanlarla birlikte şehirleri de…

Her şey bir yana tam 36 yıldır dertliyiz ve o gün doğan çocuklar yolun yarısını geçti.

Ve bu hafta Süper Lig’in en borçluları, en dertlileri İstanbul’da…

Dört dertli…”

Biri İstanbullu değil ama iyi tanıyor şehri.

Son İstanbul Bükücü” diyorlar.

O sene bu sene olsun inşallah.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108