banner114

Yüreğim acıdı!
İçim cızladı.
O verilen görüntüleri seyredince.
Tele volede yazılmıştı.
Ben tele volede o yazılanları okuduktan sonra, bir bakayım neye atıfta bulunulmuş diyerek Yusuf Yazıcı’nın bilhassa kendisinin dağıttığı yardım kolili görüntülerini izledim.
Zira ulusal kanallar da verdi Yazıcı’nın yapmış olduğu yardımın o görüntülerini.
Öncelikle tele volede Yusuf ile ilgili yazılan yazının altına bende imzamı atıyorum.
Ve bir iki cümleyle de konuyla ilgili son vuruşu ben yapayım dedim.
Dedim ya yüreğim burkuldu.
İçim acıdı görüntüleri izlerken diye.
İzlediğim görüntülerde sadece davul zurna yokmuş!
Haber verseydiler davulu da zurnayı da kendilerine tedarik etmiş olurduk!
Yusuf kardeşimize bu aklı kim verdi bilemem.
Mutlaka birileri yönlendirmiştir kendisini.
İş o kadar organizeli yapılmış ki, Yusuf kardeş onlar senaryoyu öyle yazmışlar ki, yanlarına ulusal bazda servis yapan bir haber ajansını almayı da ihmal etmemişler.
Yahu arkadaş ayıptır, yazıktır, günahtır.
Yapılan yardımı herkesin görmesi mi gerekliydi?

O yapılan yardım öylemi amacına ulaşacaktı?
Yusuf kardeşe soralım.
Verdiğiniz görüntüde, sen maskeli eldiivenli bir şekilde kapıyı çalıyorsun, kapıyı evin büyüğü yani evin babası açıyor (gerçi orası da planlanarak mı yapıldı) o esnada babanın yanında bir genç kızımız beliriyor. O kızımız orada yaşananlara şahit oluyor. Neyse yapacak olduğun yardım paketini babaya uzatıyorsun, baba o paketi alıyor. ardından karşılıklı konuşmalar yapılıyor.
Herhalde buraya kadar anlattıklarımda bir yanlış yoktur.
Olsa görüntüler orada.
Ya kardeş, o kapıda o genç kızımızı gördüğün zaman, bizler gibi için hiç mi burkulmadı? Hiç mi acımadı?
Bir evladın yanında, o evladın babasının veya dedesinin hemen yanı başında verilen görüntüye bir bakar mısınız?
O esnada yaşanan sendromun nasıl olduğunu sen bilir misin Yusuf kardeş?
Ulan eskiden üstelik yokluk zamanlarında insanlarımız da bu kadar ekonomik anlamda güçlü değildiler. Yapılan yardımları, sadece verenle alan bilirdi.
Şimdi bakıyorum, yardım yapmak isteyenler yanlarına gazetecileri alıp kameralı, davullu zurnalı gidiyorlar.
Ey yarabbim ne günlere kaldık?
Sen bize aklı fikir ihsan eyle.
Nasıl her şeyimizi yozlaştırdık.
Toplumun önünde olanlar bunu böyle yapıyorsalar, varın gerisini siz düşünün!
Olmadı Yusuf kardeş?
Kaş yapayım derken göz çıkardın.
Bu tabi ki bana göre.
Size göre yardım yapmak adeti belki de böyledir!
Yine de Allah yaptığın yardımı kabul etsin.
Unutma kardeş “Bir elin verdiğini diğer el görmemeli”

 

İYİ Kİ VARMIŞ
 

Cumhurbaşkanımız yardım kampanyası başlattı.
Kampanyanın başlamasıyla birlikte tartışmalar da başladı.
Tabi ki Cumhubaşkanı Recep Tayip Erdoğan yardım kampanyasını başlatınca, bizim hesapçı-kitapçı, fırsatçı taklacı, zeytin yağcı takım durur mu?
Daha kelimeler Cumhurbaşkanımızın ağzından döküldüğü an yukarda saydıklarım istenilenler üzerine balıklama atladılar.
Sosyal medyada konuyla ilgili öyle paylaşımlar yaptılar ki, inanın zor geçirdiğimiz bu günlerde yazılanlara ben acı acı gülmek zorunda kaldım.
Her şey Cumhurbaşkanımızdan mı beklenecek?
Bir şeyin yapılması veya oluşması için illa Cumhurbaşkanımızdan mı bir açıklama yapması beklenecek?
Gel de şimdi dinlemeyin Ahmet Kaya’yı?
Gayrı haram bu can bana,
Bu yollar bana, bu insanlar bana,
Bu toprak damlar, bu ağaçlar haram bana...
Oğul uşak, bir de karım,
Kurt bana, hastir çeker.
Yılan bana, çıyan bana,
Hastir çeker, yılan bana...
Ulan gardaş bu nasıl yara,
Lan gardaş bu nasıl yara,
Lan gardaş bu nasıl yara,
Lan gardaş bu nasıl yara?
Kanar, her yerinden!
Ya gardaşlar soruyorum sizlere, cumhurbaşkanımız olmasa ne olacak bizim nice halimiz?
Virüs ülkemizi 20 gündür sağdan sola, soldan sağa sallıyor, bakıyorum virüsle yapılacak mücadelede her şey cumhurbaşkanımıza bırakılmış.
Aynı kampanyaları cumhurbaşkanımız söylemeden şehirleri valileri, belediye başkanları, siyasetçileri iş adamları başlatamaz mıydı?
Merakım, biz bu kadar mı duyarsızız?
Ve Kaya’dan alıntı yaparak.
Ulan gardaş bu nasıl memleket?
Lan gardaş bu nasıl memleket diyorum!

HANİ HERKES M.ALİ YILMAZ OLSA!

Bu ülkenin en büyük sorunu gerçekleri konuşamamak...İşte Trabzonspor Onursal Başkanı M.Ali Yılmaz herkesin sessizce konuştuğu gerçeği sesli bir şekilde dile getirdi..
CEVAP VERİN...
Trabzonspor Onursal Başkanı, Devlet Eski Bakanı Mehmet Ali Yılmaz'ın Fatih Terim'in koronavirüs nedeni ile hastaneye yatmasının ardından 4 günde taburcu edilmesini sorgulaması birilerini çok rahatsız etmiş…
Neden?
Sayın Yılmaz halkın istediği soruyu sormuştur…
Evet 4 günde nasıl taburcu oldu!..
Bir koronavirüs hastası 4 günde nasıl taburcu olur...
Eşi benzeri yok…
Böyle bir taburcu olma hikayesi var mı? Fatih Terim’e virüs bulaşmadı mı?
Bulaştığı açıklanmadı mı?
Açıklandı…
Peki neden herkes 14 gün yatar da Fatih Terim yatmaz..
Soru bu!..
Abdürrahim Albayrak işte 14 gün yatıp tedavi olup çıktı…
Yusuf Günay hala yatıyor…
Rüştü hala yatıyor!..
Fatih Terim ile Albayrak arasındaki fark ne?
Bunu sorgulamanın neresi yanlış...
M. Ali Yılmaz hiç kimsenin dile getiremediği gerçekleri dile getirmiştir...
Bu kadar net!..
Bam teline dokunmuştur..
Halkın istediği soruyu sormuştur…
Zaten Mehmet Ali Yılmaz’ı bu ülkede M. Ali Yılmaz yapan gerçek doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen cesur yürek yapısıdır…
Hala birileri onu tanıyamadı…
Evet…
Ben de soruyorum…
Fatih Terim’e kim virüs bulaştırdı? Hastane raporu nedir?
diye soran insan bu ülkede sıradan bir insan değil, uzun yıllar Trabzonspor’u yönetmiş, efsane olmuş, Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı yapmış bir insan...
Ben de soruyorum...
Fatih Terim 4 günde nasıl taburcu oldu...
Hasta veya değil, onu bilmem..
Benim bildiğim koronavirüse yakalanmış hiçbir hasta 4 günde taburcu olamaz..
Varsa numunesi gösterin!
Bu soruları soran Trabzonspor Onursal Başkanı eski Devlet Bakanı Mehmet Ali Yılmaz'a saldırmak isteyenler hariçten gazel okuyan tipler...
Çünkü zorlarına gitti!..
Bu ülkede gerçekleri konuşmak zordur..
Ama M. Ali Yılmaz konuşur!
İşi getirip insanların özel yaşantılarına dayandırmak ise şerefsizlikten başka bir şey değildir...
Bu ülkede herkes M. Ali Yılmaz kadar cesur yürek olsa bu kadar yanlış olmaz.
Sayın M. Ali Yılmaz'ı böylesine bir olayı haklı olarak sorgulamasından dolayı kutluyorum...
İyi ki var...
Milletin duygularına tercüman oldu...
Milyonların sorduğu soruları gündeme getirdi..
Cevap verin...
Fatih Terim nasıl 4 günde taburcu oldu?
Yoksa hasta değil miydi?
Yoksa onun için mucize bir ilaç mı bulundu?
Cevap!..

GÜZEL VE ANLAMLI DUYARLILIK

Bu işin reklamı meklamı değil.
Bu işe gösterilen duyarlılığı ve ihtiyacı olanlarla yapılan paylaşmayı ben yazıyorum.
O nedenle diyorum ki, kimse öküz altında buzağı aramasın.
Çoğumuz, Fatih Mahallesinde uzun yıllar hizmet veren Ünsal Ekmek Pide Fırınını bilir.
Ünsal Ekmek Pide Fırınının nasıl hijyen olduğunu, ne tür ekmek yaptığını, nasıl hizmet verdiğini zaten bilen biliyor.
Ben onları yazmayacağım.
Ben gösterilen duyarlığın duyurusunu yapmak için bu yazıyı kaleme alacağım.
Zaten diğer türlü yazmamı işletme sahipleri de istemez.
Sıkıntılı bir süreçten geçtiğimiz bu günlerde Ünsal Ekmek Fırın, ihtiyacı olanların ekmek almaları için fırının camına güzel bir duyuru astı.
Ha Ünsal Ekmek Fırını sadece bu duyuruyu mu yaptı?
Elbette ki hayır.
Yine vatandaşlarımızın askıda olan ekmekleri almaları uygulamasını  hizmete soktu.
Ünsal Ekmek Fırını, dayanışma içerisinde olmamız gerektiğini, geçirdiğimiz bu zor günlerde bizlere esnafın milletle birlikte dayanışma içerisinde olmasına güzel bir örneğini sundu.
Göstermiş olduğu bu duyarlılıktan dolayı, Ünsal Ekmek Fırınının sahibi Ahmet kardeşimi ve ekibini tebrik ediyorum.
Diyorum ki, inşallah gösterilen bu duyarlılığı diğer esnaflarımız da gösterir.
DİP NOT; Elbette gücü olan gücü nispetinde katkı yapmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.