banner114

 “Eğer çocuklarınızın zeki olmasını istiyorsanız onlara masal okuyun. Eğer onların daha zeki olmalarını istiyorsanız daha fazla masal okuyun” demiş Albert Einstein.

Kendi masallarımızla birlikte dünya masallarını…

Kendi oyunlarımızı da izlesinler, yabancı yazarlara ait oyunları da…

***

Hafta sonları sevgili torunlarım Ela ve Deva için adeta bir tiyatro koşuşturmasıydı yaşanan…

İstanbul’dan başlayıp İzmir’de noktalandığında köşe yazım da hazırdı.

Çocuk Tiyatrosu’.

Kendime “çocuklar için ne yapıyoruz” sorusunu kaç kez sorduğumu hatırlamıyorum.

Çok üzüldüğüm anlar oldu çünkü çocuklar elimizden kayıp gidiyor.

Bu çocuklar bizim” demek kolay, “çocuklar geleceğimiz”… 

Giyime, müziğe, oyuncağa ve çizgi filme ne kadar imza atabiliyoruz ki?

Tüm dünya çocuklarını etkisi altına alan bir yağmurdu yağan…

Bir rüzgardı esen ve biz ebeveynler, öğretmenler, yönetenler endişeliydik.

***

Çocuk oyunlarına şöyle bir baktım da…

Endişelenmek’ tam olarak karşılamıyor durumumuzu, “kara kara düşünmek” de yetmiyor. Tamam, usta yazarlarımız konuya ilgisiz, daha çok günü kurtarmak isteyenler el atmış sektöre… Moda deyimle tam bir “arz talep meselesi”…

***

Tiyatro, sanatların en eskisi olarak bilinse de…

Biz ancak 1935’te İstanbul Şehir Tiyatrosu çatısı altında başlatmışız çocuk tiyatrosunu.

Ardından da İzmir’de… Ve 1940’lı yıllarda yatırımcılar el atmış bu ‘’e…

TÜİK verilerine göre bir önceki sezon dolu dolu geçmiş.

Çocuk seyirci sayısında % 10 civarında artış olmuş.

***

Pek çok Avrupa ülkesi, çocukların sahneye çıkmasını yasaklayınca...

Çocuk oyunlarındaki tüm karakterleri... Onca insanı, hayvanı ve yaratığı büyükler canlandırıyor.

Sırf dünya bir süreliğine de olsa güzelleşsin diye...

Ses tonlarına yükleniyorlar, havalara zıplıyorlar, koşuyorlar düşüyorlar, ağlıyorlar gülüyorlar.

Kim inanır bu oyuna?

Tabii ki sadece çocuklar... 

***

Çocukları eğlendirirken, öğretirken…

Eğitirken, kişiliklerini oluştururken…

Aynı zamanda eleştirel bir bakış açısı da geliştirmeliyiz.

Tiyatro biraz da böyle bir şey…

Uzak ülkelerin kahramanlarının yanına kendi kahramanlarımızı da koymalıyız.

Yoksa büyüdükçe yalnızlaşacağız, kök salacak toprak bulamayacağız.

***   

Çocuk tiyatrosunda olmasa da…

Çizgi filmde iyi yol almaya başladık sanki.

Kral Şakir ile Rafadan Tayfa umutlarımızı artırdı.

Gişe rekorları boşuna değil, dünyaya açılma planları…

***

İsterseniz 2019-2020 tiyatro sezonunda “perde” diyen çocuk oyunlarına bir göz atalım. Özellikle de Batı kültürünün omurgasını oluşturan masallara, hikâyelere…

Külkedisi, Pinokya, Bremen Mızıkacıları, Pamuk Prenses ile Yedi Cüceler, Pollyanna, Küçük Prens, Sindirella, Alis Harikalar Diyarında, Çizmeli Kedi, Taş Devri, Red Kit’in Maceraları, Karlar Kraliçesi ve daha niceleri…

Bir de bize bakalım, Doğu’ya…

Listede herkesin bildiği bir ‘Karagöz’ var sadece…

Oysa Kaf Dağı bizim coğrafyamızda…

Zümrüdü Anka da…

Gökten üç elma sadece bu tarafta düşer.

Yedi Başlı Ejderha burada yaşar, Meddah, Keloğlan, Nasrettin Hoca...

Büyülü kılıçlar çekilir, lâmbalardan devler çıkar, yedi kat yerler, gökler…

Yani özetle söyleyecek olursak… Çocuklar için ne isterseniz var.

Tamam, “dünya klasikleri” dediğimiz türden oyunlar da olacak.

Onlardan da mahrum kalmasın afacanlar.

Fakat gerçekler ortada ve ne yazık ki çok acı.

Keşke rüya olsa…

Uyanıversek asırlık uykudan ki sahnede bizim oyunlar…

Çocuklar, bizim çocuklar.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.