banner114

Geçtiğimiz günlerde bu köşeden yazdığım yazı için birileri yorum yapmış...  Hatta niye yazdık diye rahatsız olan, korkan sözde başkanı seven yanında görünen virüs türü bazı embesiller ortaya çıktı. Kendilerini iyi biliyorlar çok rahatsız olmuş beyler. Panik yapmışlar Ya kardeşim hala anlamadınız mı, biz hep savaştık, savaşırız da... Siz yatarken Başkan’ın arkasından nerede olursa olsun kim ne söylerse karşısına dikiliriz.. Son yazımızda da Başkanımız’a yönelik Fatih Terim olayında eleştiriler gelirken, siz susarken biz karşılarına dikildik. Makam, mevki para, önemli değil.. Bakın... Her insanın bir sevdası vardır... Bizim de öyle... O sevda her zaman bizim için Trabzonspor Onursal Başkanı eski Devlet Bakanı Mehmet Ali Yılmaz olmuştur... Hep bir oğul gibi yakın olduk... O bizlere her zaman bir baba oldu... Gönül olarak hiç ayrı olmadık... Bu şehrin takımına beş kuruş geliri olmadığı, başını sokacağı yer olmadığı zaman tek başına sahip çıktı... Uzun yıllar parasını su gibi akıttı... Trabzonspor'un büyüklüğüne hiç bir zaman helal getirmedi.. İstanbul takımlarının başkanlığına liderlik yaptı... Sonra Bakan oldu... Milat oldu... Türk sporunda özerkliği getiren bakan oldu... Spora siyasetin karışma dönemini bitirdi... hakem atamalarını bile torbaya koydu... Yaşadık bunları... Nankör mü olalım!.. Ne zaman yayın gelirleri çıktı vefasızlık başladı... Kırmak istediler... Kırdılar... Ama Trabzon sevdasını hiçbir zaman alamadılar... Bu şehre Türkiye'nin hiç bir bölge medyasında olmayan baskı tesislerini kazandırdı... Türkiye'nin en önemli bölge gazetesini inşa etti... Onlarca insanın ekmek kapısı oldu... Kriz miriz demeden bir gün dahi çalıştırdığı insanların maaşını esirgemezken, en iyi paraları verdi, veriyor da. Önemli olan değer bilmek!.. Yoksa bugünkü gibi yatıp para kazanmak değil... Trabzon'da kimsenin almadığı ücretleri çalışanlarına verdiği bir gerçek değil mi? Bakın M.Ali Yılmaz babadır. Bizler için Mehmet Ali Yılmaz bu ülkenin yetiştirdiği en önemli devlet ve spor adamlarından biri değil en önemlilerinden biri... Her yiğidin yoğurt yiyiş şekli başkadır misali cesur yürek bir adam... Doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen, yaptığını gizlemeyen cesur yürek bir adam.. Allah uzun ömürler versin

ALLAH GÜÇ KUVVET VERSİN

Kanayan bir yaradır! Hem de ne yara? Aslında bu süreçte yazılacak bir konu da değildi! Ama sorun yaşanınca ve bu sorun süreklilik arz edince, ne yazık ki yazmak zorunda bırakıldık! Öncelikle yaşadığımız bu küresel salgın karşısında canlarını can siperane ortaya koyan bütün sağlık çalışanlarımızı yürekten alkışlıyoruz. Her biri cephede savaşan askerler gibi, savaşıyor bu lanet virüsle. İşleri oldukça zor, bunu hepimiz biliyoruz! Ve dolayısıyla her daim onların duacısı oluyoruz. Ne yaparsak yapalım, onların haklarını asla ödeyemeyiz. Allah tüm sağlık çalışanlarımızın yar ve yardımcısı olsun. Allah tüm sağlık çalışanlarımızı bu küresel salgından korusun. Allah tüm sağlık çalışanlarımıza güç ve kuvvet versin.

HATA NEREDE YAPILIYOR?

Neyse tüm sağlık çalışanlarımızın hakkını teslim ettikten sonra… Gelelim asıl meselemize! Konuya hiç dokunmadan birkaç soru sormak istiyorum. Kimlere mi? Yazacak olduğum konuyla alakalı herkese… Peşinen söyleyeyim yönelteceğim soruları kim üzerine almak istiyorsa alabilir. Bizler için hiçbir sıkıntı olmaz! Bilakis memnun oluruz… Çünkü bu iş sağlık işi! Bu iş insanın yaşam özgürlüğü işi!  Bu iş can işi!  Bu iş psikoloji işi!  Bu iş bilgi alma özgürlüğü işi!  Bu iş doktorun hasta yakınını bilgilendirme işi! Konuyu fazla dağıtmadan cevap arayan sorularımızı soralım! Neden bir kısım doktor hasta hakkında, hastanın yakınlarına bilgi vermek istemez? Veya neden vermez? Hasta yakını, hastasının durumuyla ilgili bilgiyi kimden almalı? Acaba hasta yakını hastanın doktoruna gitmekle hata mı yapıyor? Doktorlar bilgi vermekten neden imtina ederler? Hasta yakını, hastasıyla ilgili bilgiyi, gidip hastaneye yakın eczaneden mi almalı? Ya da hastanenin yanında tezgah açan kestaneciden, simitçiden mi alacak? Böyle kafamda birçok deli soru var ama gameti fazla uzatmak istemiyorum. Yaşanan olayla ilgili hastanemizin ve servisin ismini de sizlerle paylaşacağım. Dedim ya alınan alınsın! Hiç de umurumda değil… Bir dostumuzun yakını Cuma günün saat 16.00 sularında beyin kanaması geçiriyor. Hasta apar topar Fatih Hastanesine kaldırılıyor. Sonrasında ise hastaya ilk müdahaleyi yapanlar, hastanın geçirdiği rahatsızlıkla ilgili doktoru telefonla arayıp doktora bilgi veriyorlar. İlgili doktor, hastanın durumuna bilgi olarak hakim olduktan sonra, hemşirelere hastanın servise yatırılması talimatını veriyor. Buraya kadar olan kısımda, şimdi diyeceksiniz ki, “Eee ne var bunda?” Süreç normal şeklinde izlenmiş ve ilk müdahale yapılmış! Doğru, buraya kadar izlenen yola, bir şey dediğimiz yok. Zira yapılması gerekenler yapılmış hastaya. Ama bir durun bir dinleyin, öküzün altında buzağı ararken hemen insafsızca saldırmayın! Hasta servise yatırılıyor. Güzel, en azından hasta o anlık karantinaya alınmış! O esnada devreye yatan hastanın akıbeti hakkında hasta yakınları girer, hastanın durumu hakkında bilgi almak için… Öyle ya, kafalarında oluşacak sorulara cevap bulmaları lazım! Evet, asıl mesele de burada. Hasta yakınları bilgi almak için kime müracaat etmişseler, hasta yakınlarına hastalarıyla ilgili sanki yemin etmişlercesine hiçbir Allah’ın kulu bilgi vermedi veya vermek istemediler! Buna hastayı yatıran doktor da dahil. İşte bizim de isyan noktamız buraya! İşte bizim de sitemimiz, feryat figanımız buraya! Unutmayınız, bu hasta yakınlarının yaşadıklarını hepimiz yaşıyoruz, yaşayabiliriz de. Hepimizin hastası olabilir, oluyor da… Hepimizin başından sağlık sorunu geçmiyor mu? Düşüne biliyor musunuz, hasta cuma günü hastaneye yatıyor, hasta yakınları taa pazartesi gününe kadar hastaları hakkında bilgi alamıyor. Gelin de kafayı sıyırmayın! Gelin de isyan etmeyin!

KİMDEN BİLGİ ALACAKLAR?

Doktora ulaşmak istiyorlar, nasıl ulaşacaklar? Doktor tabiri caizse sırra kadem basmış, kendisine açılan telefonlara bile cevap vermedi! Geri de dönüş yapmadı! Hadi doktordan bilgi almaktan vazgeçtiler! Servis hemşirelerinden alırız diye umut ettiler… O bölüme hamle yaptılar, oradan da veremeyiz cevabı aldılar! Allah aşkına gelin elinizi vicdanınıza koyun, bu yaşananları hangi birimiz kabullenebiliriz? Pazar günü akşam saatlerinde dostum beni arıyor, hasta yakınlarının yaşadığı süreci aynen bana böyle aktarıyor. Anlatılanlara inanmak istemesem de (inanmak istememin nedeni, konunun sağlıkla ilgili oluşu, yani yapmazlar diye düşünmem) mecburen konuya duyarlı olmak zorunda kendimi hissediyorum… Çünkü konu önemli sağlık… Üstelik tam da geçirdiğimiz bu zor günlerde… Hepimizin bir birimize hassasiyetle yaklaştığı bu süreçte… Olamaz diyordum… Ama maalesef oldu, oluyormuş!

HANİ HİPOKRAT YEMİNİ?

İşin asıl final yerine geldik… Zati alim hekim değil, hastane çalışanı hiç değil, hastanede kıytırık bile bir görevim bulunmamaktadır. Açıkça anlayacağınız hastaneyle fiziksel anlamda hiçbir bağım yok, şükürler olsun ki, Fatih Hastanesinde, doktor, hastane çalışanları olarak, epeyce dostumuz, kardeşimiz var. Dolayısıyla biz hasta yakınlarının işi görülüp, kafalarında oluşan soru işaretleri cevap bulsun diye doktor dostlarımızdan birini aradık. Doktor dostumuza durumu anlattık. Sağ olsun kendisi olaya hemen müdahil oldu, meslektaşını aradı. Meslektaşını arayan doktor dostumuzun telefonu da ne hazindir ki, meslektaşı tarafından pas geçildi! Belki yoğundur, görmemiştir döner diyerek, doktor dostumuz olmak üzere hepimiz bekledik! Maalesef bugüne kadar ne arayan oldu ne de soran! Sorarız o doktorumuza! Hani mezuniyetinizde ettiğiniz Hipokrat Yemininiz nerede? O yemini nereye koyalım? Aslında konuyla ilgili o kadar yazılacak şey var ki! Bu günlerde yaşadığımız hassas süreçten dolayı, bazı şeyleri de yutalım.

NEDEN NÖROLOJİ?

Bu sorun bütün doktorlar veya bütün servislerde mi yaşanıyor? Derseniz, tabi ki hayır. Burada yeri gelmişken Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim edelim. Öyle doktorlar tanıyor, biliyoruz ki, hastalarıyla, hasta yakınlarından daha çok ilgileniyorlar. O doktorlar, hastalarını kendi babaları, anneleri, kardeşleri, akrabaları yerine koyup muayenelerini ve ameliyatlarını öyle yapıyorlar. O doktorlarımıza da selam olsun… Her nedense bu sorun yıllardır Fatih Devlet Hastanesinin Nöroloji Servisinde hat safhada yaşanmaktadır! Herkes muzdarip nöroloji servisinden… Muzdarip olmalarının nedenlerini de yukardaki yazılarda yazdım. Nöroloji servisinin bu anlamda sorunu nedir onu bilemiyoruz. Yaşanan bu gibi sorunları, bir başka hasta yakınları yaşamasın diye kaleme aldık. Haa yetkililer konuyla ilgili ne yaparlar?  O da yetkililerin sorunu! Yazmak bizden sorunu çözmek yetkililerden… Dip not; Elbette bizler kimseyi kırıp incitmek istemeyiz, dedik ya konu sağlık olunca, hepimiz için akan sular durur…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121