banner114

İnsan yaradılışı gereği kendisine özgüdür. Yine de bütün insanlar belirli ortak değerler ve özellikler etrafında toplanır. Her ferdin kendine özgülüğü Ehadiyetin ve insanoğlunun birlikteliği ise Vahdaniyetin tecellisidir. İnsan aynı zamanda kendi dışında yaratılmış diğer insanlara ve mahlûkata da muhtaçtır. Bundan dolayı sosyal bir varlıktır. Çünkü kendi yetenekleri ve imkânları sınırlı olmakla beraber ihtiyaç ve arzuları kâinatın her tarafına yayılmış ve sınırsızdır. Her insanın kendine özgülüğü, yani farklı özellikler ve yeteneklere sahip olması insanın sayısız ihtiyaçlarını daha üst düzeyde karşılaması için verilmiş bir fırsattır. Çünkü insanın tek başına yapabileceği şeyler oldukça sınırlıdır. Birinin yapamadığını diğeri yaparak dünya hayatının çok daha zengin ve renkli olması sağlanır.

Bu farklılıkların zenginlik ve renkliliğe dönüştürülmesi mesailerin tanzimi, güvenin tesisi, yardımlaşma ve dayanışmanın güçlendirilmesiyle mümkündür. Fakat insanın yaradılışında diğer insanlarla rekabet etme ve üstün gelme gibi duygu ve hisleri de bulunur. Ayrıca insanın kendisi ve çevresinde vicdan ve nefis, hak ve batıl, aşk ve mantık arasında çatışma kaçınılmaz olarak sürer gider.

Çatışma; medeniyetler, inançlar, felsefeler, ülkeler, partiler, işletmeler, ürünler ve bireyler arasında ve bireyin kendi iç dünyasında daima gözlenir. Her gün izlediğimiz yüzlerce olumsuz haber, aile içi ve toplumsal şiddet, terör eylemleri, savaşlar olumlu yönde yönetilememiş çatışma olaylarının sonucudur.

İnsanın doğasından kaynaklanan çatışma toplumsal faydaya dönüşecek şekilde yönlendirilmelidir. Pozitif yönde yönetilebilen çatışmalar “hayırda yarışmaya” dönüşebilir. İşletmeler düzeyinde çatışmanın yönetilmesi çalışan personelin aidiyetini artırıp, üretimi kalite ve miktar açısından güçlendirmeye katkı yapabilir.

Çatışmaların ortaya çıkmasında etkin olan başlıca sebep her insanın kendine özgü olmasıdır. Her insanın biliş düzeyi, bakış açısı, öncelikleri, yaşam felsefesi, çıkar farklılıkları diğer kişiler ile ortak bir paydaya gelmesini engeller. Ayrıca kendinin daha öne çıkma, karar verici olma, hükmetme veya isyan etme arzusu da çatışmanın gerekçeleri arasında sayılabilir. Haksızlığa uğrama, mal ve can güvenliğinin riske girmesi çatışmanın kabul edebilir sebepleridir. İşletmelere özel olarak yapılan işler ve görev tanımlarının uygun olmaması, iş akış sürecinin net olmayışı, örgütsel adalet sorunları, ehliyetsizlik gibi nedenler çatışmayı körükler.

Yöneticiler çatışmaları kontrol altına tutabilmeleri için dönen işlerden haberdar olmaları gerekir. Bunun için açık istihbarat en sağlıklı yoldur. Gizli istihbarat yanıltıcı ve guruplar arasındaki olumsuz çatışmayı artırıcı bir etkene dönüşür. İspiyoncu kullanmak hem yönetici ve hem de ispiyon yapan kişi için onursuz bir durumdur. Bu durumda işletmeyi veya kamu kurumunu, dedikodu yönetmeye başlar. Yöneticilerin dönen işlerden açık istihbaratla haberdar olması için sahada ve herkesle iletişim kurabilir olması gerekir. Bir takım günlük ziyaret ve görüşmeler, sosyal veya sportif etkinlikler esnasında gelişmelerden haberdar olmayı bilmelidir.

Yöneticiler işletmenin formal örgüt yapısı dışında çalışanların kişilik, demografik ve aidiyet özelliklerine göre işletmeyi saran informal bir örgüt yapısının da olduğunun farkında olmalıdır. Çalışanlar kendi içlerinde, akrabalar, hemşeriler, okullular, takımlılar, sağcı veya solcular diye gruplar oluşturur.  İşyerlerinde A takımlılar ile B takımlılar arasında bile kavga ve çatışma çıkabilir. Yöneticiler kendi işletme veya kurumlarında oluşan informal grupları bilmeli, varlığını kabul etmeli ve onları yine informal iletişim kanallarını kullanarak kurumsal amaçlar yönünde yönlendirmelidir.

Akıllı yöneticiler sorunlar ortaya çıkmadan, ilk emarelerinde durumu anlar, olumsuz bir çatışmanın çıkmaması için örtülü bir şekilde yönlendirmeler yapar. Ve çatışma taraflarının duygularını ve nedenlerini olumlu yönde yönlendirerek, çatışmanın çıkma riskini azaltır ve tarafların duygularını tatmin eder. Böylece hem kurumu kazanır hem de çalışanlarının motivasyon ve aidiyetleri güçlenir.

Böyle yöneticiler uzaktan ve üsten bakanlar tarafından çoğu zaman takdir edilmezler. Çünkü bu yöneticiler, yangının çıkacağını önceden görüp önlemini almış olduğundan, büyük bir yangın çıkmamış ve onu söndürmemiştir. Onlar ılık bir hava gibi örgütlerini sarmış, huzurlu bir çalışma ortamı oluşturarak sürekliliği sağlamış yöneticilerdir. Kıymetleri ancak gittiğinde anlaşılır.

Hâlbuki yangına gazyağı döken ve kurumları harabeye çeviren kahraman yöneticiler ortalıkta kibirle dolanmaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ramazan Özsoy 2 hafta önce

Teşekkür ederim çok güzel olmuş, tebrik ederim.

banner108