banner114

Dedi: Büyükşehir Belediyesi yönetimi ile günebakış gazetesi arasında hizmet bağlamında bir anlayış farklılığı var gibi gözüküyor. Daha garip olanı ise Büyükşehir yönetiminin bu sorunu kendileri açısından sorun olarak görmeleri. Yani, ‘Gazetedir, haberciliktir, boşver yazsınlar’ diyemiyorlar.

Dedim: Evet... Tam da altını çizdiğiniz gibi. günebakış’ı kontrol edememeyi kendileri açısından ciddi sorun haline getirdiler. Halbuki en başından şu sözü verdik. “Bilerek ve kasten asla yalan yazmayacağız. Asla iftira atmayacağız. Kaldı ki her türlü hukuki girişiminize de saygı duyacağız. Bu çizgi zaten günebakış’ın ana hattıdır.”

Dedi: Bir kurum veya kuruluş bir veya birkaç gazeteyi neden kontrol altına almak ister? Buna neden ihtiyaç duyar?

Dedim: Ya başarısızlıktan veya yanlışlarından korkar.

Dedi: O zaman şöyle denilebilir mi; Yanlışlarından ve başarısızlığından korkanlar medyayı kontrol altına almak isterler. Trabzon Büyükşehir bu bağlamda ne yaptı?

Dedim: Yerel basına bugüne kadar hiçbir belediye yönetiminin vermediği parayı ‘reklam’ gerekçesi altında veriyor. Kendisini eleştiren günebakış hariç. Yani halkın parasıyla ve kendince günebakış’ı cezalandırıyor. Kendi adımıza değil, Trabzon adına üzülüyoruz. Yoksa günebakış gazetesi ilk kez ambargo ile karşılaşmıyor.

Dedi: Sanırım bir önceki başkan Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu da aynı yolu denedi. Yani günebakış’a ambargo uyguladı.

Dedim: Evet... Son iki yılında ayın yolu denedi. Ama bugün Orhan Fevzi yok, günebakış dimdik ayakta. Benzer şekilde bazı siyasi partilerin de tavrı oluyor. Ancak bunlar bizim için hiçbir anlam ifade etmiyor. Bilakis gazeteciliğin cilvesi olarak nitelendiriyoruz.

Dedi: Sanırım kitap meselesi üzerinden yürüyorlar. 15 temmuz Gazileri kitabı!..

Dedim: Kitap bahane... Kitap meselesinden önce de günebakış Büyükşehir’in uygulamalarını eleştiriyordu. Kitap olayı bir kurgu. günebakış’ı itibarsızlaştırma kurgusu. Ortada gerçekten bir şantaj var ama günebakış yapmadı. Dolayısıyla yanlış kurgu yaptılar.

Dedi: Son gelişme İslam Şahinbaş isimli bir su abonesi üzerinden...

Dedim: Öyle zavallı işlere tevessül ediyorlar ki... İslam Şahinbaş’ın mesajı ortada. Bu mesaj metnini yayınlayınca bizi yalanladılar. Biz uydurduk sandılar. Biz de, ‘Bizi bırakın. Mesaj ortada. Vatandaşı yalanlasanıza!..’ diye yazdık ve mesajın orjinalini yayınladık. Bu kez mesaj sahibine ulaşıp mesajını adama yalanlatıyorlar. Garip olanı ise mesaj ortadayken ve vatandaş ‘evet bana ait’ derken Büyükşehir hala, ‘günebakış yalan yazdı’ diyor. Acziyetin ulaştığı noktayı görebiliyor musunuz?

Dedi: Siz, İslam Şahinbaş isimli bir su abonesinin mesajını yayınladınız. Onlar sizi yalanlıyor. Öyle mi?

Dedim: Aynen öyle... Biz de bu kez vatandaşın ismini yayınladık. Ulaştılar ona ve adama yazdığı mesajı inkar ettirdiler. Ama biz mesajı kaydetmiştik. Dün de yayınladık.

Dedi: Vay canına... Koca Büyükşehir’in uğraştığı şeylere bakın.

Dedim: Bu yol, başarısız olanların başarısızlıklarını gizleme yoludur. Aynı olayın bir benzeri Vakfıkebir’de yaşanıyor. Vakfıkebir’in Tarlacık Köyüne TİSKİ ‘Su götüreceğim’ diye ihale yaptı. Köye su gidiyordu. Şimdi gitmiyor. Köy muhtarı Levent Kamiloğlu ateş püskürüyor. TİSKİ hiçbir çözüm üretmiyor, üretemiyor. Muhtarın yanına da gitmiyorlar. Bunlar Trabzon’a yabancı. İbrahim Kul TİSKİ’de olsaydı böyle mi olurdu? Çalışan kadrolar ya vasıfsız denerek ya önemsiz görülerek tasfiye edildi. Gariptir, şimdi o kadroların yaptığı projelerle övünülüyor.

Dedi: TİSKİ İdaresi gerçekten Trabzon’a yabancı değil mi?

Dedim: Kesinlikle yabancı. Trabzon’un ruhuna yaklaşabilmek için bunlara beş yıl da yetmez. Bir örnek daha verelim. Yeni yaşanan bir örnek. Hem Başkan hem TİSKİ yönetimi açısından…

Dedi: Aykut beldesinde yaşanan olayı mı örnek vereceksiniz?

Dedim: Nasıl bildiniz? Aykut’a su götüren müteahhidin tüm araç-gereci birileri tarafından kırılıp kurşunlanıyor. Başkan Murat Zorluoğlu ve TİSKİ Genel Müdürü Ali Tekataş’tan çıt yok. günebakış haber yapmasa duyulmayacak. Belki de ‘Niçin haber yaptı?’ diye günebakış’a kızıyorlardır. Ne oraya gittiler, ne bir açıklama yaptılar. Sessiz-sedasız gittilerse bilemeyiz.

Dedi: TİSKİ’nin dozeri, kamyonu kurşunlanıp kırılmadı ki! (Niye gitsinler?)

Dedim: İşte mesele de o zaten. İhale ve iş TİSKİ’nin... Oradaki iki kamyon ve iki kepçe kimin olduğu önemli değil. Önemli olan TİSKİ’nin işinin engellenmesi. Orhan Fevzi olsaydı ertesi günü tüm ekibini toplar oraya yığardı. Olmadı vekilleri çağırırdı. Yani bu silahlı saldırıya sessiz kalmazdı. Toplumsal bir tepki oluştururdu.

Dedi: Valilik ve jandarma zaten araştırıyor.

Dedim: Kolluk kuvvetlerinin çalışması ayrı. Toplumsal tepki ayrı. Büyükşehir yönetimi gerçekten hiçbir şeyi yönetemiyor.

Dedi: Ama başkan farklı insan. Bakın hafta sonu menemen partisi vermiş. Menemen yapmayı anlatmış. İyi de yaparmış!

Dedim: Başarılıysanız bunlar göze ve kulağa hoş gelir. Aksesuar olarak alınır ve kaydedilir. Başarısız iseniz aleyhinize döner. ‘Başkan bırak iyi yemek yapmayı, belediyeyi iyi yönet yeter’ derler. Sanki ikincinin söyleneceği günlere doğru gidiyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.