banner114

Merhum Turgut Özal iktidara gelmek için yürüttüğü seçim propagandası ve vaatlerinde bürokrasiyi kaldıracağını ilan etmişti.Bu sloganı toplumda beğeni görmüş ve iyi tutmuştu.Zira o da zamanında bürokrasiden geliyordu.Vatandaşın cektiği sıkıntıları bizzat yaşamıştı.Bunu kaldırmak hepten mümkün değildi. Ama azaltmak için elinden geleni hem başbakanlığı ve hem de Cumhurbaşkanlığı döneminde fazlasıyla yapmağa çalıştı.Ama açık söylemek gerekirse bürokrasiyi bir türlü dizginleyemedi.Çünkü mevcut sistemde değişiklik şarttı.Sistemi tümüyle yok eden yeni bir sistem gerekiyordu.Anayasa ve yürürlükteki kanunlar ile “TAY” lar buna engeldi.Gerçekten cumhuriyet döneminden bu güne kadar vatandaşın bürokrasiden çektiği zorlukları kimse tasavvur edemez.Hala toplumsal bir hastalık olarak bünyemize yerleşmiştir.Bu bazen hukuk ve ceza mahkemelerinde yıllarca süren mahkeme ertelemelerinde ,bazen da kamu yönetiminde “bugün git,yarın gel”şeklinde halen devam ediyor.Benim elleri nasırlı,alın teri ile kazandığından verdiği vergilerle maaşını alan,dairesini  lüks koltuklarla donatan her kademedeki bürokratım hala eski havaları savurup bir türlü alışkanlıklarından vazgeçemiyor.Dairesindeki o koltuklara vatandaşım buyur edilip oturtulmamıştır.Bürokratla vatandaş arasındaki bu mesafe kapatılamadığından fatura hep devlete kesilmiştir.Bu yüzden vatandaş kendi öz devletine hala küskündür.Anayasada olmasına rağmen birinci sınıf vatandaş olma hazzını yaşayamamıştır.

Geçenlerde kamuya ait bir kaymakamlık binasına girdim.Kaymakamlığa gitmek istedim.”Kaymakam” levhası olan kapıya yöneldim.Kapı kapalıydı.Sordum yandaki kapıdan dediler.Kapıya yöneldim “sekreter yardımcısı !!!?”levhasını gördüm.Ona da sorup sekretere ulaştım.Kaymakam beyle görüşmek istediğimi  söyledim.Kaymakam bey yerinde yokmuş.Zaten randevu almadığım için bu bir sürpriz değildi.Ama dönerken kendi kendime sordum:”Sekreterin de sekreteri mi olurmuş ?.” diye.Evet maalesef üç kapıyı geçmeden,hele hele sekreterin sekreterine uğramadan  kaymakam beye ulaşamıyorsun.Biz bu örnekleri istediğimiz kadar uzatabiliriz.Okul müdürünü,tapu müdürünü,emniyet amiri veya müdürünü,Jandarma veya bölük komutanını,hastane başhekimini,hastasını tedavi eden doktoru gibi birçok birim amirlerini bu kategoride değerlendirebilir siniz.Bunların yanında insanına hizmet aşkı taşıyan-az da olsa-memur ve amirlerimizi tenzih etmek isterim.Ama ne yazık ki sayıları çok yetersiz.

Balık baştan kokar” misali bunların sorumlusu devletin il ve ilçesindeki temsilcileridir.O temsilcilerin başındaki sorumlu bakanlardır.Ama ne yazık ki herkes Adnan Kahveci ve Recep Yazıcı olamıyor.Olan sadece vatandaşa oluyor.Bir türlü devletine ulaşamıyor.Derdini dile getiremiyor.Aradığı birim amirlerine ulaşamıyor.Haftanın üç günü  ya “dışarıda”,ya da “arazide” oluyorlar.Bu da son zamanlarda “moda” halini alan bir alışkanlık oldu.İl ve ilçedeki devlet temsilcileri zaten saat 10-11 den önce dairelerine  gelmiyorlar.

Sistemi değiştirdik.Değişen bir şey olmadı.O halde kabahat sistemde değil,onu uygulayan kafalardadır.Bunu değiştirmedikçe sızlanmalar boşunadır.Bana göre bu gidiş vatandaşı çok sevdiği,saygı duyduğu devletinden soğutur.Güvenini azaltır.Buna hiçbir idarecimizin hakkı yoktur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.