banner114

Dedi: Haber ve yorumlarınızda daha çok Büyükşehir Belediyesi haberleri öne çıkıyor. Özellikle olumsuz haberler bitmek bilmiyor. Bu anlayış sizin gazeteciliğinize zarar vermiyor mu?

Dedim: Büyükşehir, kentlerde hayatın tüm alanlarında var. 1-Harcadığı para bizim paramız. Bankalardan milyonlarca lira borçlanarak iş yapmaya çalışıyor. Yapamıyor ve Trabzon halkını zarara sokuyor. Giden para bizim paramız. Tüyü bitmemiş yetimin parası. Ne yapalım yazmayalım mı? 2-Bu şehirde AK Parti milletvekillerinden, İl Başkanına… Büyükşehir Belediye Meclis üyelerinden, encümen üyelerine… Hiç kimse Murat Zorluoğlu yönetimindeki belediyenin ne kadar borçlandığını bilmiyor. Büyükşehir ve TİSKİ’nin 2,5 yılda bankalardan aldığı krediyi kimse bilmiyor. Yazmayalım mı?

3-Bağımsız Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Davut Çakıroğlu, meclis üyeliğinin hakkını teslim etmek adına yapılan yanlışlara açıkça direniyor. Büyükşehir’in iki şirketi özellikle koruduğunu dile getiriyor. Bu kadar ağır bir suçlamayla karşı karşıyayız. Daha önce de yazdık. Bu bizim paralarımız. Meclis üyesi bizim paralarımızı sorgularken biz yazmayalım mı?

4-TİSKİ’nin başarısızlıklarını… Köyleri susuz bırakmasını… Zorla saat taktırmasını köylüler her gün dile getiriyor. Milletvekilleri köylere çıktıklarında halkın su tepkisi karşısında bunalıyor. Yazmayalım mı? Ortada su problemi varken, kafamızı kuma gömüp, Büyükşehirden gelen yazmama parasını mı alalım?

5-Alın size yeni bir olay… Dün ambarcılar aradı. Tam bir skandal, tam bir baskı ile karşı karşıyalar. Büyükşehir, ambarcıları yerlerinden etmek için suyunu kesmiş yazmayalım mı?

Dedi: Büyükşehir ambarcıların suyunu su paralarını ödemedikleri için kesmiştir. Bunda garipsenecek ne var? Başka bir şey mi var?

Dedim: Hiç ilgisi yok. Ambarcıların su borçları yok. Ambarcıları oradan… 40 yıllık mekânlarından çıkarmak için sularını kesti… Baskı için sularını kesti. Susuz bırakarak zorla yerlerinden çıkartacak!.. Yasal bir durum yok. Yasadışı davranarak çıkartmak istiyor. Şimdi şu hikayeyi dinleyiniz. Ege nakliyat ambar yetkilisi anlatıyor.

“Büyükşehir Belediyesi Genel sekreteri Ahmet Adanur, uzun zaman önce bize Değirmendere vadisinde bir yer gösterdi. Yer dere yatağı ve yeşil alan… Sizi buraya nakledeceğiz. Siz yerlerinizi yapın, biz size sonunda ruhsat da vereceğiz. Proje yok. Birşey yok. Biz de inandık ve yaptık. Şimdi ne yapı kullanma veriyorlar ne elektrik ve su bağlayabiliyoruz. Bizi elektriği ve suyu olmayan dere yatağındaki yere zorla yollamak istiyorlar. Biz de direnince bu kez suyumuzu kestiler. Gösterdikleri yer buranın yarısı kadar bile yok. Suyumuzu kesince burada 100 çalışan var. Herkes duvar diplerine işemeye başladı. Tuvaletlere girilemiyor. Bize gösterdikleri yerin büyük bölümünü TÜVTÜRK kesti aldı. Şimdi de haber yolluyorlar ki ‘sanayi ceryanı bağlatsınlar!..”

                                               ***

Yukarıdaki vahim tablo nasıl okunur? Büyükşehir Belediyesi ruhsat vermediği dere yatağına ambarları zorla yollamak istiyor. “Ruhsat ver, sularını ve elektriklerini bağlatıp gitsinler!” Hayır veremiyor. Veremiyor çünkü orası dere yatağı. Veremiyor zira verirse suçlu olacak. Veremiyor çünkü biliyor ki ambarları yarın oradan çıkartacaklar. Çünkü dere yatakları boşaltılıyor.  Öyleyse ne yapıyor? Ambarları, ruhsat veremediği yere sularını kesmek yoluyla zorla yollamak istiyor. Ambarcılar böyle diyor. Yani görevini kötüye kullanıyor.

Şimdi tekrar aynı soruyu soruyoruz. Yazmayalım mı?

Böylesi bir görevi kötüye kullanmayı… Ağustos’ta insanları yerlerinden etmek için susuz bırakmayı kayıt altına almayalım mı?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.