banner114

Zor ve sıkıntılı günlerdeyiz. Sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor. Aralık 2019’da Çin’de başlayan ve ülkemize Mart 2020’de gelen Covid-19 enfeksiyonu dünya gündemindeki yerini koruyor. Dünyada vaka sayısı 219 milyona, vefat sayısı 4 milyon 500 bine ulaştı. Vaka sayılarında, Amerika 42 milyon, Hindistan 33 milyon, Brezilya 21 milyon ile ilk üçü oluşturuyor. Ölüm sayılarında 679 bin ile Amerika, 591 bin ile Brezilya ve 445 bin ile Hindistan sıralanıyor. Ülkemiz 6.8 milyon vaka sayısıyla yedinci ve 61 bin vefat sayısıyla 18’inci sırada.

İlk başlardaki panik yok artık. Hastalık tanındı, aşılar geliştirildi. Hızlı bir şekilde 15 yaş üstü bütün nüfusu aşılamaya çalışıyoruz. Yüz milyonun üzerinde aşı yapıldı, tek dozda %85’ler, yakalandı, iki dozda %68 geçildi. Yine de vaka sayıları 20-30 bin aralığında seyrediyor. Covid-19’un her yeni versiyonu yeniden telaşlanmamıza neden oluyor. Okulları açtık, işyerlerini açtık, yaşamak için çalışmaya ve eğitime mecburuz. Dünya ülkeleri de bizim gibi, bir öyle, bir böyle kararlarla işler yürüyor.

Bitmeyecek duygusunu değişik dönemlerde hep yaşadık. Bazen iyi, bazen zor durumlarda… 1980’de askeri ihtilal olmuştu. Her şey zapturapt altındaydı. Biz orta-okul lise çağlarındaydık. Bu askeri düzen hiç bitmeyecekti. Doksanlı yıllar, bir başka bilinmezlik dönemi oldu. Ekonomik, sosyal, siyasi çıkışlar ve düşüşler birbirini izledi, devam ediyor. Her biri geldiğinde gitmeyecek gibi duruyor. Hatta bin yıl süreceği ilan edilen zulümler var.

Dünya insan için bir meşher, bir resmigeçit, bir imtihan salonu… İyiler olacak, kötüler gelecek, inişler ve çıkışlar yaşanacak. Varlıkla veya yoklukla, güzellikle veya zorlukla sınanacağız, sınanıyoruz. Ebedinin, bu diyarda olmayacağını aklen bilmemize rağmen, bir yanılsamayla, geçmiş ve gelecek zaman aynalarında yansıyan, şimdiki varlığımızı ebedi sanıyoruz, ebedi kılmaya çalışıyoruz.

Güzellikler geçmesin, sıkıntılar ise hemen bitsin istiyoruz. Aslında hepsi vazifesini yapıp gidiyor. Bize duruşlarımız, tavırlarımız, iyilik ve kötülüklerimiz kalıyor.

İkinci Mahmut dönemine atfen bir kıssa anlatılır. Otuz yılın üstünde uzun bir iktidar süren Sultan II. Mahmut, üst üste gelen sıkıntılardan bunalmış; “Bana öyle bir söz bulunki okuduğumda, sıkıntılıysam umutsuzluğum gitsin, huzurlu ve mutluysam rehavete kapılmayayım” diye emretmiş. Vezirler ve çevresindekiler böyle bir söz bulup bir yüzüğe yazdırarak Sultana vermek istemişler. Kuyumcu ustalarına, âlimlere, şairlere ve sanatkârlara sormuşlar fakat öyle bir söz bulamamışlar.

Sonunda çok gezen bir dervişe sormuşlar, derviş sihirli sözü söylemiş. Sözü hemen Kazasker Mustafa İzzet Efendi yetiştirmişler. Mustafa İzzet Efendi sözü önce hattata yazdırmış. Hattat sözü “Celi sülüs istif” tarzında yazmış, sonra kuyumcuya bir yüzüğe işletmiş ve Sultana vermiş.

Dervişin söylediği sihirli sözün bir hikâyesi varmış. Derviş bir gün bir köyde çiftlik sahibi Şakir’e misafir olur. Şakir dervişi çok iyi ağırlar. Derviş ayrılırken Şakir’e teşekkür eder, elindekinin kıymeti bilmesini ve nimetinin artmasını diler. Şakir “ Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz, Buda Geçer Ya Hu” der.

Birkaç yıl sonra dervişin yolu aynı köye düşer. Derviş, Şakir’i tekrar ziyaret etmek ister. Ne duysun, bir sel gelmiş Şakir’in bütün çiftliği ve mallarını almış gitmiş. Şakir, komşu çiftliğin sahibi Haddad’ın yanında hizmetkâr olarak çalışmaktaymış. Derviş, Şakir’i ziyaret eder. Şakir bu sefer dervişi fakirhanesinde misafir eder. Derviş ayrılırken üzüntüsünü içten beyan eder. Şakir yine önceki gibi aynı sözü tekrarlar, “Buda Geçer Ya Hu” der.

Aradan yıllar geçer, dervişin yolu yine o civara düşünce Şakir’i görmek ister. Gittiğinde Haddad’ın öldüğü, evladı olmadığı içinde bütün mal varlığını çok sevdiği hizmetkârı Şakir’e bıraktığını görür. Derviş bu duruma hayret eder. Şakir’i ziyaret eder. Şakir yine büyük bir servetin sahibi olarak dervişi çok iyi bir şekilde ağırlar. Derviş, Şakir’e onun adına duyduğu sevinci ifade eder. Şakir yine “Buda Geçer Ya Hu” ile dervişi uğurlar.

Derviş, daha sonra geldiğinde Şakir’in öldüğünü ve kabir taşına “Bu da Geçer Ya Hu” yazıldığını görür. Son geldiğinde ise bir tepenin üstünde olan Şakir’in kabrinin yerinde yeller esmektedir.  Bir selin kabri alıp götürdüğünü görür.

Covid-19 bizim için inişleri ve çıkışlarıyla uzun bir imtihan görünüyor. Bizde “BUDA GEÇER YA HU” diyelim mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.