banner114

Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu altmışlı yıllara kadar sadece radyo yayıncılığı yapıyordu.O yıllardan sonra önce siyah-beyaz televizyon ,sonrada teknolojinin hızla yayılması sonucu renkli yayınlara başladı.Önceleri sadece devlet televizyonları yayın yapıyordu.Daha sonra özel televizyonlar kurulup çoğaldı.Bunun yanında illerde bölgesel yayın yapan televizyonlar da yayına başladı.Teknolojinin son geldiği noktada uydu yayınları ile sayıları bine yaklaştı.Hiç şüphesiz görsel yayının yazılı yayın yanında etkileri çok daha büyüktür.Hem göze ve hem kulağa hitap etmesi önemini artırıyor.

2002 yılından önce,istikrarsız dönemlerde bu kurum çok tartışılır olmuştur.Gelen iktidarlar bu kurumu organı haline getirmek için sık sık  genel müdür değişikliğine giderdi.Hükümet kararnamesi ile .Atanan genel müdürler alınmak istediği zaman Danıştaya başvurarak atamayı iptal  ettirirdi.Mesela İsmail Cem görevden alınınca aynı yolu izlemiş ve hükümetle pazarlığa girerek kendisine büyükelçilik verilmesi şartiyle genel müdürlükten istifa etmişti .Koalisyon hükümetlerinin getirdiği istikrarsızlık TRT’yi başarısız hale getirmişti.Genel müdürleri sayın derseniz bilemiyebilirim.Sadece Şaban Karataş,İsmail Cem ve Cem Duna’yı sayabilirim.Hele Cem Duna liyakat ve yeteneği ile TRT’ye kurumsal bir kimlik kazandırmıştı.Ayrılırken de pazarlık yolunu tercih etmemiştir.TRT’ye “HOŞ BİR SEDA” bırakmıştır.O günün imkanları ile yapılabilenin en iyisini yapmıştır.

 Bu günün TRT’sinin  en büyük eksiği spiker seçimidir.Herhalde spikerliğe alırken yetenek diksiyon hesaba katılmamıştır.Her spiker istediği kıyafetle milyonların karşısına çıkabiliyor.Kimi kot pantolonla kravatlı,bayanlar tercih ettikleri giysilerle haber okuyorlar.Bunu özel televizyonların yapması dikkat çekmeyebilir.Ama devlet televizyonlarına bu ciddiyetsizlik hiç yakışmıyor.Hele de haber okurken metnin dışına çıkıp yorum getirmeleri ayrı bir hastalık.Vatandaşın istifadesine sunulacak iki üç program dışında bir program da yok.Olmayınca da işin içine evlendirme programları sokarak açığı kapatmak istiyorlar.Türk milletinin aile yapısını bozacak bu tür yayınların kaldırılması gerekir.Birileri kazanacak diye bu programlar yayınlamaz.RTÜK bu programlara dur demelidir.Ha bire bu programlarla duygu sömürüsü yapılıyor.Kötü örneklerin yayılmasına neden oluyor.Bu program yapımcıları kayırılacaksa devletin kurumu buna alet edilmemelidir,

TRT tarafsız olması gereken bir kurumdur.Ancak devletten ve milletten yana mutlaka taraf olmalıdır.Milleti değer yargıları korunmalıdır.TRT’nin gelir kaynakları vatandaşın elektrik faturalarına kadar uzamıştır.Ancak kuruma rastgele personel alınması kurumu zayıflatmaktadır.Ahbap çavuş ilişkileri ön plana çıkıyor .İşe adam yerine adama iş prensibi yürütülüyor.Bir fırsatını bulup kuruma kapağı atıp yan gelip yatanlar kurumdan ayıklanmalı ama yerlerine liyakatlı ve başarılı olanlar alınmalıdır.Bu gün AB ülkelerinin tümünde bu saydığım prensip ve kurallar geçerlidir.Yeni bir şey yapamıyorsak  Avrupa’daki devletlerin yayın akışları örnek alınıp düzeltme yapmak mümkündür.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.