banner114
banner146

Afetleri ellerimizle tetikliyoruz

Jeofizik Mühendisleri Odası Rize Şube Başkanı Murat Akbulut, 6 canın yaşamını yitirdiği sel felaketini insanların elleriyle tetiklediğine dikkat çekti. Ormanların kesilerek kökü olmayan çay bitkisinin ekilmesinin, drenaj kanallarının yok edilmesinin, yol vb. nedeniyle toprağın yapılmasının bozulmasının afetlerde etkili olduğunu kaydeden Başkan Akbulut, alınması gereken tedbirleri de sıraladı. Akbulut, “Heyelanlı bölge için jeoloji, jeofizik mühendisleri olarak ‘Buraya önlem aldığınız zaman yerleşim yapılabilir.’ diyoruz ama ne belediyeler ne Özel İdare ne de vatandaşlar buna uymuyor.” dedi. 

Jeofizik Mühendisleri Odası Rize Şube Başkanı Murat Akbulut, 6 canın yaşamını yitirdiği sel felaketindeki insan faktörüne dikkat çekti. Ormanlık alanların kesilerek çay bahçesine dönüştürülmesinin, drenaj kanallarının kapatılmasının, yol vb. gerekçelerle doğal yapının bozulmasının yaşanan afetlerde etkili olduğunu ifade eden Başkan Akbulut, “Biz bu afetlere doğal afet diyoruz ama insan eliyle de tetikliyoruz. Bizim bölgemiz çay tarımı yapılan bir bölge. Buralara çay ekebilmek için ağaçlandırılmış bölgeleri insan eliyle yok ederek çay bitkisini kökü olmayan bir bitkiyi ektik. Toprağın doğal rejimini bozduk. Bu birinci etken! Bölgemiz çok yağış yağıyor ama atalarımız bu yağışları gördüğü için meydana gelebilecek heyelan vb. afetleri gördükleri için zamanında drenaj kanalları açmışlar. Drenaj kanalları suyun dereye ulaşmasını sağlıyor ve çok büyük heyelanları engelliyordu. Biz şimdi Karadeniz’de dere beylik gibi yaşıyoruz. Herkesin evleri ayrı ayrı. Doğu’da bir köydeki gibi bir arada yaşamıyoruz. Hal böyle olunca herkesin evinin önüne yol geldi. Yollarda düzensiz yapıldığı için bahsettiğim drenajları bozdu. Bizim zeminimiz yoğun kil malzeme. Su yol bulamayınca kendine suya doyan killi zemin kaymaya başladı. Bizde 8-10 metre kil kalınlığı var. Vatandaş bunun üzerine ev yapınca kil de yağışla birlikte bu yükü taşıyamayınca kayıyor. Düzensiz yolların yapılması, suyun akış rejiminin bozulması etkili oldu.  Yağış olduğu zaman su kendini drene edemediği için, yolu bulamadığı için toprağı kopartıp götürüyor.” ifadelerini kullandı.

YATAY SONDAJLA TOPRAĞIN YÜKÜ ALINABİLİR

Yerel yönetimin sorumluluklarına ilişkin de açıklamalarda bulunan Başkan Akbulut, “Yüzeysel drenaj yapılıyor ama vatandaşın çay bahçesine girilemiyor. Bunun alternatif yöntemleri var. Yatay sondajla drenaj yapılıyor. Dünyada örnekleri var. Japonya’da Almanya’da heyelanlı sahaların hem yüzey sularını, hem de yer altındaki suları drenaj kanallarıyla kazı yapmadan alttan yatay sondaj dediğimiz yöntemlerle delikli borular döşeyerek fazla yağış yağdığı zaman toprağın yükünü alacak borular imal ediyorlar. Çok ütopik geliyor ama bu şekilde bir önlem alınabilir. Bunu yapmışlar, örnekleri var.” diye konuştu.

DEVLET KATİ KURALLAR KOYARAK ENGELLEYEBİLİR

İmar planlarına da uyulmasının sağlanmasını ikinci bir önlem olarak sıralayan Başkan Akbulut, “İkinci bir önlemde de vatandaşların yaşam alanları için izole bölgeler oluşturacaklardı. Mesela orada yerleşime izin vermeyeceklerdi. İllerde biliyorsunuz imar planları yapılıyor. Yapıldığı zaman yerleşime uygun alan, yerleşime uygun olmayan alan diye ibareler var. Ama vatandaş uygulamada buna uymuyor. Heyelanlı bölge için jeoloji mühendisleri, jeofizik mühendisleri olarak bizler ‘Buraya önlem aldığınız zaman yerleşim yapılabilir.’ diyoruz ama ne belediyeler ne Özel İdare ne de vatandaşlar buna uymuyor. Haliyle yerleşime uygun olmayan bölgelerde jeolojik mahsurlu alanlarda yerleşim yapılıyor. Bunu devlet kendi eliyle kati kurallar koyarak engelleyebilir. Biz ölçümlerle zaten o bölgelerin yerleşime uygun olmadığını söylüyoruz. Raporlarla dile getiriyoruz. İyi bir mühendisin o bölgede yerleşime izin vermemesi lazımdı. ‘Burası yerleşime uygun olmayan bölge!’ demesi lazımdı.” değerlendirmelerinde bulundu.

Haber:Songül MAZLUM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.