banner114

Dün mü daha çok üretirdik bu gün mü? Günümüz teknoloji günü ve biz geri kaldık gibiyiz. Dün ise teknoloji ütopyası dinler ne zaman görürüz biz göremeyiz diye dertlenirdik. O beklediğimiz bir çok teknoloji gelmiş biz ne yaptık.

İşten mi kurtulduk? Tabi ki hayır. Teknolojiyi işten kurtulma yan gelip yatma diye bakarsan. Yine yaya kalırsın millet aya giderken. Çalışmak daima vardır ve olacaktır. Kimimiz bedenen kimimiz ise beyni ile çalışacaktır.

Olmazsa olmazımız çalışmaktır. Dün çalıştığımız tarla, bağ, bahçe yada derslerimiz bu gün hokus pokus dediğimizde hemen oluvermiyor. Yine bağ bahçe bekliyor yine dersler bekliyor. Değişen ne zaman ne de mekan. Değişen tamamen biziz biz hep işin kolayını düşündük, istedik. Bekledik birileri bir şey bulsun ve gelsin bizim işleri yapsın. Peki o bizim işleri yaparken biz ne yapmayı planladık?

Kocaman bir hiç planladık. Bizim yerimize bir makine-robot gelse bağı bahçeyi yapsa biz ne yapacağız diye düşünme zahmetinde bulunmadık. Hep biri işimizi yapsın yada biri bize baksın geçimimizi sağlasın ve biz de akşam geç yatalım sabah geç kalkalım. Kalkınca kahvaltımız hazır olsun kimse iş buyurmasın boş boş dolaşabilelim.

Bu düşüncede olduğumuzda hiçbir konuda başarı sağlayamayız ve de hep yerimize birileri düşünür yapar. Yaptığının karşılığını alır. Biz de bekleriz birileri bize işimizde kolaylık sağlasın işimiz kolay bitsin.

Biz işten kurtulmanın derin düşüncesinde olurken. Çalışmayı seven ve ileriyi hesap eden beyinler ise uyurken dahi çalışıp üretirler. Bizde teknoloji niyetine değil kolaylık niyetine alır kullanırız. Fakat hiç farkında olmadan hantallaşmaya ve düşünmeden boş bir yaşam standardı içine gireriz.

Düşünme tembelliği benimsendikçe yaşam kalitesi de düşer. Yaşam kalitesi düştükçe mutluluk derecesi de düşer. Mutsuzlaşan toplum selamlaşmayı, saygıyı, sevgiyi paylaşmayı da unutur. Unutulan bu insani kavramlar ilkel insan portresi ortaya koyar.

İlkel insan sadece bireysel ihtiyaç derdine düşmüş olur. Bireysel ihtiyaçlar sevgi ve saygının eksik olduğu ortamda elde edilmeye çalışılırsa. İnsanlar bir birine saldırır, çocuklar korumasız, kadınlar savunmasız, erkekler amaçsız olur.

Amaçsız bir toplum da yoksulluk daima baş köşede oturur. Yoksulluk olan yerde ise hayal ön planda yer alır. Hayal kurup hayaline varamayınca hiçbir şeyin anlamı olmaz sevgi taban tutmaz. Alışkanlıktan gelen sevgi, saygı sözleri de küfür gibi olur.

Dün üretirken terlediğimiz ve yorulduğumuzda sevgi ve saygımız daha kıymetli ve özeldi. Üretirken hem beden hem de beyin çalışır. Çalıştıkça yeni yeni düşünceler üretirken daha genç ve dinamik kalmış olur.

Bu gün üretiyoruz diye bir düşünceye kapılıp teknolojinin getirdiği tembel tarafı kendimize iş edinirsek. Yarın daha çok yorgun ve daha çok yoksul olacağız.

Eğer aldığımız eğitim ve yaşadığımız mekanın verdiği iş ve düşünme-üretme olanaklarını çok iyi kullanıp. Bir sonraki adımı hazırlamalıyız. Eğer yaşamımızda bir sonraki adımımız yoksa bir önceki adımın yorgunluğu hiç geçmez.

Kişi ürettiği ile dinlenir ve beslenir. Eğer üretmeyip hazırcılık ile zaman geçer ise o zaman kişi hem bedensel hem de duygusal açıdan açtır. Aç insana sevgi verirseniz anlamaz teknoloji verirseniz kullanamaz.

Kullansa ve anlasa da mutlaka yanlış yönde ve yanlış taraftan anlar kullanır. Yanlış daima tehlikeli sonuçlar getirir.

Gün çalışma günü olsun. Bu günden düşünmeye ve de çalışmaya başlayalım bir yıl sonra geriye baktığımızda elimizde bizi mutlu edecek, cebimizi ve ambarımızı dolduracak huzurumuzu arttıracak bir çok malzememiz ve değerimiz olacaktır….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.