banner114

Toplum değerlerinden ve dini vecibelerden biri olan kurban kesimi. Bu günlerde bu bayramın insanlara çalışmaktan ayırdığı tatil ve görevin icrası sonucunda insanların köy, kasaba ve şehirlerde kalabalıkların artmasına neden olmuştur.

Köy ve kasaba tarafından bakıldığı zaman dışarıda yaşayan insanların buralara gelip kurban kesmeleri ve bir dilim izin yapmaları sonucu uzun zaman bir birini görmeyenlerin hasret gidermesine sebep olmuştur.

Bir yanda kesilen etlerin bir birine ikramı diğer bir yanda o etlerin kalan kısmının saklanma koşullarına hazırlanması.

Köylünün yetiştirdiği hayvanların kurban edildiği dönemlerde insanların elinde çok et kalmaz ve saklanması için de çok bir çaba harcanmazdı. Bunun birkaç sebebi vardı birincisi kurban etlerinin az olması idi.

Kesilen hayvanlar doğal beslendikleri için ne kadar besili olursa olsun en çok vereceği et yüz, yüz elli hadi bilemendin iki yüz kilo olurdu ve bu rakamı yediye böldüğünüzde yirmi ile otuz kilo arasında bir etiniz olurdu bu etin bir kısmını dağıttığınızda diğer bir kısmını da kavurma ve o gün de ailece komşularınızla pişirip yediğinizde geriye çok fazla bir şey kalmazdı.

Şimdi ise bir hayvanın beş yüz kilo ile bir ton olması ve bir diğer sebep ise bir kurbanı iki, üç ya da beş kişinin kesmesi nedeni ile elde olan etlerin çok olması saklama koşullarının aranmasına sebep olmaktadır.

Peki bu et fazlalığının doğurduğu noktalar ve oluşum sebepleri nelerdir? Bu sebepler öncelikle hayvanlar doğal beslenmemekte, hormonlu gıdalar ile beslenmektedir. Böylece eti bol kilosu fazla olmaktadır. Fakat dayanımı ve besin değeri tartışma konusu olmaktadır.

Henüz kesilerken ortaya çıkan kan ve et kokusu size hayvanın nasıl beslendiğini göstermektedir. Besi yemleri ile beslenen bu hayvanlar satıcısına bol kazanç sağlamaktadır. Fakat tüketicisine ise hem sağlık hem de saklama noktasında büyük külfetler getirmektedir.

Birçoğumuz doğal beslenen hayvanların et ve et ürünleri lezzetini unutmuşuz. Tek derdimiz kurbana ne kadar verdik ve ne kadar ödeme yaptık.  Bu kriterler ile kendimizi önde sayıp böbürlenerek bu yıl kurbanımız böyle idi gibi telaffuzlar bir süre devam eder ve bir sonraki seneye ölçümüz olur.

Oysa daha az et ve besin değeri daha yüksek, damak değeri daha etkin olan et olsaydı kıymeti artmış olmaz mıydı?

Bir evde hemen hemen bir kurban kesilmekte. Böylece et dağıtılacak evler de daha az olmuştur. Bu durum da kurbanlarımızı başka ülkelere ve bir çok kuruma dağıtmamıza neden olunmaktadır. Bir yandan hayır ve sevap kazanalım derken diğer bir yandan da bir birimize hormon ikram ediyoruz.

Daha az ve daha öz olup daha az harcama ile bu ibadetimizi yapmış olsaydık daha kıymetli olmaz mıydı?

Son zamanlarda bunu fark edip yerli hayvancılık yapan insanların hayvanları alınıp kurban edilse de oralarda da sonucun pek değişmediğini görmekteyiz.

Gıdaların GDO’su ile oynanmış da hayvanların genleri ile oynanmamış mı? Bireysel olarak herkes bu noktada detaylı düşünerek bir sonraki kurban bayramımızda daha doğal üretim ve tüketim yapmalıyız. 

En çok merak ettiğim ise Yüce Allah Hz. İsmail’in kurban olmasına müsaade etseydi ve bizler evlatlarımızı kurban edecek olsaydık onları kurbandan önce nasıl besleyecek ve nasıl kurbana hazırlayacaktık.

Evladınız yada beslediğiniz bir hayvan çok farkındalık gösterir mi? “İĞNEYİ BAŞKASINA ÇUVALDIZI KENDİMİZE” batıralım atasözünü bizim atalarımız söylemiştir. Biraz daha doğal ve biraz daha reel yaşamamız dileği ile selam sevgi ile.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.