banner114

Salgının ardı gelmiş mi bilinmez fakat hemen hemen her şey normale geldi. Aşı olan olmayan şeklinde ayrışımlar başladı. Aşı olmayan yerli aşıyı bekleyenler bir yana. Aşı olup daha ağır hastalananlar bir yana. Yerli aşıyı bekleyenler başka bir yana.

Neyin ne olduğu belirsiz bir dönemeç. Aslında aşı olmak en hayırlısı belki de. En azından bütün şüphelerden uzak kalıyorsunuz fakat kronik bir hastalığınız varsa ve aşının yan etkileri bunu tetiklerse o zaman klasik bir ölüm karşılar sizi belki de.

Aslında bizler Allah’a inandık doğduğumuza nasıl inanıyorsak ölümümüze de öyle inanmışız. Lakin orada bir nokta bizleri tedirgin etmekte. “tedbir bizden takdir Allah’tan” işte bu cümlecik kafalarda soru işaretlerine sebep oluyor.

Oysa ortada net bir durum var. Bu netliği ortaya çıkarmak iyi düşünüp anlamak gerekir. Bunu anlamamız için ne yapmalıyız. Çok iyi bir değerlendirme yapmak gerek. Kişi kendini bilir eğer kronik bir sorunu varsa öncelikle testlerini yaparak, tedbirlerini alarak aşısını yaptırmalı.

Tabi ki gideceği sağlık kurumu bu konuda yardımcı olursa bu konu daha kolay aşılır ve o zaman herkes kısa zamanda aşı olmuş olur.

Bu konuda öncelikle bireyler dikkat etmeli ardından sağlık kurumları anlayış göstermeli. Çevremizde sorduğumuz zaman karşımıza çıkan cevaplar bireylerin geçirmiş olduğu rahatsızlıklardır. Aşıya uzak duranların çoğunda bu sorun bariz bir şekilde ortaya konmaktadır.

Salgın bize sormadan geldi ve bize sormadan da gider diye düşünmemeli. Öncelikle tedbirlerimizi almalı sonra da gelene eyvallah diyebiliriz. Tedbir almadan iyi olmayı ve sıkıntını geçmesini beklememiz yanlışın en büyüğü olsa gerek.

Aşı olanlar rehavete kapılmış normal yaşamlarını sürdürmekte. Aşı olmayanlar ise biraz daha temkinli fakat yetersiz koruma şartlarında çalışmakta.

Aşı olmayı istemeyenler ise topluma sanki dışarıdan bir yerlerden bakmakta. Onlar bu toplumun içinde değiller. Sadece girsek mi girmesek mi bu toplumun içine gibiler. Oysa durum ne olur diye düşünen yok gelecek ne olur diye hesap eden yok.

Sağlık olmayınca hiçbir varlığın tadı yoktur. Bütün varlıklar değersizleşir. En kıymetli varlık sağlıktır. Sağlığımız olmayınca en sevdiğimiz yemeği dahi yiyemeyiz.

Sağlık olmadığında zahmetsiz karşılıksız olan nefesi dahi doyamayacak durumda oluruz. Oysa sağlık olduğunda bütün dünyayı emrimize alacak parmağımız ile yönetecek durumda ve güçte hissederiz kendimizi.

Sonuç olarak aşılarımızı olmalı, kronik hastalığı olup da kendinde sorun oluşacağını düşünenler ise mutlaka sağlık kuruluşlarında durumunu anlatmalı. Gerekirse özel doktorları ile görüşüp yapılması gerekeni yapmalıdırlar.   

Kendi sağlığımıza dikkat etmez isek bir başkası bizim sağlığımıza nasıl dikkat edecek, bizim vücudumuzun sıkıntılarını nasıl bilecek?

Daha güzel yarınlar için, daha verimli yaşam için önce sağlık sonra diğer yaşam materyalleri irdelenmelidir.

“Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”

Sözü hiç aklımızdan çıkmamalı. Kalın sağlık ve esenlik ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.