banner114

Şenol Güneş, 2002 Dünya Kupası finallerinden sonra A milli futbol takımını, maçlar sırasında yıpratmak için çok uğraşıldığını söylemişti. Ve Üçüncü olan milli takım kahramanlar gibi karşılanmış, ülkeye dönüşte Atatürk Havalimanı’ndan sanırım Taksim’e saatler süren bir otobüs yolculuğu ile varabilmişti.

Güneş, ilk basın toplantısında haklı olarak çok öfkeli olması, çok şeyler söylemesi, ağır eleştiriler yapması gerekirken son derece nazik ifadelerle çirkin eleştirilere karşı söyle demişti: “ Dünya Kupası’na katıldık. Tecrübemiz yoktu. Ne yapılacağını biz de bilmiyorduk, bize akıl verenler de… Çünkü 50 yıl aradan sonra finallere gidiyorduk. Maçlar öncesi ve sırasında gördük ki özellikle basın, ışığı önümüze değil gözümüze tuttu! Biz sınıf geçtik, kalanlar dersine iyi çalışsın!”

Trabzonspor da zor bir dönemeçten geçiyor. 5 maçta 5 puan alındı ve işin kötüsü hiç umut vermedi ve vermiyor da… Umarım ki Fenerbahçe maçı bir çıkış olur. Bu nasıl yapılacak bilemem ama, bu kulübü yönetenlerin, teknik adamların, futbolcuların olduğu kadar bizim de sorumluluğumuz var. Biz gözünüze ışık tutmuyoruz, önünüzü açmak istiyoruz. Önünüze ışık tutmak daha doğrusu… Taraftarın, bizlerin eleştirilerini kafanıza takmayın! Bu işin doğasında var! Müşteri her zaman haklıdır.

Bakın Trabzonspor ezeli rakibi Fenerbahçe’yi son yıllarda sürklase etti. Son 3 maçı da kazandı. Kupanın yarı final maçında üstelik deplasmanda da fark yaptı. Ancak bu gün durum hiç de öyle kazanılacak gibi durmuyor! Yeniler ve özellikle yabancılar bu rekabeti pek kavrayamazlar. En azından geçen sezonki travmayı hatırlayan oyuncular ilk 5 maçtaki gibi değil de ortaya karakter koyarak mücadele etmeliler! Bunu elbette yapacaklar ama biraz daha fazlasını istiyoruz. Bizler için söz bitti. Artık söz ve eylem sizlerin… Sizin önünüze ışık tutulmasına gerek yok! Sizler ne yapılacağını biliyorsunuz. Asıl ışığı sizler bize tutacaksınız. Hadi bakalım rastgele… Sizler de bize bir ışık gösterin lütfen…

ALIŞKANLIK OLUYOR!

Trabzonspor’da teknik adam değişikliği yine gündemde!!! Mevcut hoca şu ana kadar bir maharet gösteremedi. Üstelik transferleri de kendi yaptırdı ve çok beğendiğini sürekli söylüyor! Ama, Trabzonspor gibi bir kulüp her sıkıştığında sadece teknik adam değişikliği ile gündemi kurtarmak istiyorsa bu yanlış… Ünal Karaman, Hüseyin Çimşir, Eddie Newton toplam 6 aylık değişimin sonucu… Duyuyoruz ki bazı teknik adamlarla görüşme yapılıyormuş! Olur mu olmaz mı bilemem ama, Fenerbahçe maçı öncesi hiçbir uyanık teknik adam Trabzonspor’a teknik direktör olmak istemez! En azından maçın sonucunu bekler. Bu zihniyette olan bir hocaya takım teslim edilir mi? Trabzonspor’daki bu teknik adam değiştirme alışkanlık haline geliyor. Bu kulüp geleneklerine uymuyor.

GÜNEŞ’İ YEME PLANI MI?

Avrupa Uluslar Ligi maçları bana göre gazozuna bir turnuvadır! Hiç bir özelliği, hiçbir artı tarafı yoktur. Birçok teknik adam zaten karşıdır. Türkiye B Ligi’nde imiş de, sonuncu olursa C Ligi’ne düşecek miş de… Eee, düşsün! Ne olur? Zaten bir önceki turnuvada sonuncu olmadı mı? Sonra ne oldu? O sonuncu milli takım Şenol Güneş’le büyük bir çıkış yakaladı ve dünya şampiyonu Fransa’yı Türkiye’de 2-0 yendi, deplasmanda ise 1 – 1 berabere kalarak Avrupa Şampiyonası finallerine direkt katılma hakkını elde etti!

Şimdi ise Rusya ve Sırbistan beraberliklerinden sonra Şenol Güneş’e çaktırmadan kumpas kurmaya çalışılıp algı yaratıyorlar! Kimler mi? İstanbul yerel medyasının tetikçileri!!! Neymiş? Şenol Güneş, son dakikada iki oyuncu değiştirmeyi zaman çalmak için yapmaya kalkmış! Hadi oradan, iki hücum oyuncusunu zaman çalmak için sahaya süren bir teknik adam olur mu? Hele bunun adı Şenol Güneş mi olur?

Güya eleştirilere çok bozulan Şenol Güneş’in ağzından “ Ne yani başka teknik adamlar gibi maçı bırakıp soyunma odasına mı gitseydim?” gibi abuk laflar uyduruyorlar. Güya bunu Fatih Terim’e işittirmiş!!! Bunu söyleyip yazanlar Şenol Güneş’i milim tanımıyorlar. Bir defa Güneş’in böyle bir tarzı asla olmadı. Olmaz da…

Ben ise Güneş’i aradım ve bunu sordum. Dediği şöyle :” Ben asla böyle bir şey söylemem ve yapmam. Üstelik basın kanalı ile mesaj da vermem. Bunu uyduranlar için çok şey söyleyebilirim ama en azından “saygısızlar” diyeyim de nezaketimi bozmayayım.”

Güneş’i yıpratmak isteyenlerin mutlaka bir oyunu vardır. Acaba onun yerine milli takıma bir başkasını mı pazarlıyorlar? Mesela Fatih Terim’in de adı geçtiği için ve de Terim’in Galatasaray’daki hali ortada iken… Kim bilir belki de Terim’den habersiz yapıyorlardır! Yakında çıkar kokusu…

TARAFTARLA UĞRAŞMAK!

Trabzonspor yönetimi işi gücü bırakmış, taraftarı ve kongre üyesi ile uğraşıyor. Evet, evet yanlış okumadınız: Trabzonspor Kulübü’nü eleştirdiği gerekçesiyle 20 yıllık kongre üyesi taraftarını üyelikten atmak için suç icadı yapmaya çalışıyor!

Serdar İsaoğlu, Trabzonspor’un 20 yıllık kongre üyesi… İşinden başka tek uğraşısı Trabzonspor’u sevmek. Trabzonspor’a hastalık derecesinde bağlı… Trabzonspor’la yatıp onunla kalkıyor. Her Trabzonsporlu gibi kötü yönetime, kötü oyuna tepki koyuyor. Bunu da son derece medeni şekilde hakaretsiz, küfürsüz yapıyor.

Vay efendim sen Trabzonspor’u nasıl eleştirip, küçük düşürürsün?” diye şak diye Disiplin Kurulu’na gönderiliyor! Amaç, üyelikten atmak! Adam savunma yapıyor, Disiplin Kurulu onu haklı buluyor. Amma iş bitmiyor. Serdar İsaoğlu, Disiplin Kurulu’na gönderdiği savunmasını bir gazeteye de ilan olarak veriyor. Adam haklı davasını kamuoyunun da bilmesini istiyor.

Aman Allah’ım! Bu defa Trabzonspor yönetimi, İsaoğlu’nu savunmasını bir gazeteye ilan verdi diye yeniden ceza kuruluna gönderiyor! Disiplin Kurulu, İsaoğlu’nun savunmasını kabul edip cezaya mahal olmadığına karar verdikten sonra, yönetimce tekrar aynı kurula sevk edilmesi traji-komik bir olaydır.

Koskoca Trabzonspor’a bakın… Resmen taraftarı ile uğraşıyor! Hakaret yok, küfür yok ama yönetim kendince “küçük düşürücü” ifadeler uydurup üyesini ceza alsın diye niye disipline gönderir ki? Bu kulübü yönetenlerin asli işleri yok mu? Bunca çerez işle uğraşmak yakışıyor mu?

SÜLEYMAN HURMA!

Süleyman Hurma bildiğiniz gibi Karagümrük’ün başkanı… Eski menajer, sportif direktör… Tam 3 dönem Trabzonspor’da görev yaptı. Bir ara da Türkiye gazetesinde Trabzonspor yorumları yaptı. Şimdilerde ise iki yıl önce devraldığı Karagümrük’ü büyük beceri gösterip süper lige taşıyan bir numaralı kişi… Geçen hafta Ekotürk tv’de canlı yayınlanan programına rastladım. Türk Futbolu adına herkesin bildiği, herkesin kabul ettiği sorunları tek tek, anlaşılacak şekilde tekrarladı. Ne dediğini bilen, ağzından çıkanı kulağı duyan tarzda… Sonuna kadar izledim. Merak eden youtube’a girip bulup izleyebilir. Bende 3 adet telefon numarası vardı. İlk ikisi iptal edilmişti. Üçüncü ve sonuncusunu çevirdim. Anında dönüş yaptı. Uzun uzun konuştuk. Mesele onu aramam ve konuşmam değildi! Telefonunun son 4 rakamı “…6161” idi! “Ağabey” dedi. “ Bu telefon numarası özel. Ömrüm oldukça böyle kalacak!” Paylaşmak istedim.

GÜLÜYORUM!

Evet, Türkiye’deki futbol sahtekarlığına gülüyorum. Ancak bunu yapabiliyorum! Çünkü bundan başkasını yapmak kötü sonuçlara neden olabilir! TFF kulüplerce bildirilen transfer harcamalarını açıklamış! Buna göre kulüplerimiz yarısı yapılan transferlerde “beş kuruş” bile harcamamış! Evet, aynen öyle… Aldıkları oyuncuları bedelsiz şekilde kadrolarına katmışlar! “Nasıl?” derseniz, vallahi de bilemem tallahi de… Çünkü abrakadabra ülkesindeyiz ya, herkes bir hokus pokusculuk peşinde… Buna göre en çok harcamayı yaklaşık 9 milyon avro ile Fenerbahçe, sonrakini de 8 milyon avra ile Trabzonspor yapmış! Galatasaray ve Beşiktaş komik denecek para harcamış. Zaten çoğu kulüp ise aldıkları oyunculara bedel ödememiş. Yerseniz! Yemezseniz gargara yapın. Bu bir ülke gerçeğidir. Şimdi limitlerin nasıl aşıldığını hala merak ediyorsanız şaşarım aklınıza…

SEYİRCİSİZ FUTBOL

Corona belası nedeni ile futbol ve diğer spor müsabakaları maçları neredeyse 8 aydır seyircisiz oynanıyor. Sırf insan sağlığını korumak amacı ile… Fransa ve İtalya’da çok az sayıda seyirci maçlara alınıyor. Fransa’da pandemi nedeni ile geçen hafta 21.00’den sonra sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Gece maçlarına orada da seyirci alınmıyor artık. Ülkemizde ise sadece locaların yüzde 50’lik bölümü maçlara açıldı. Bunda eşitsizlik olduğu kesin. Paralı insanlar maç izleyebiliyor, parası olmayanlar evlerine, ya da cafelere doluşuyorlar.

Ancak seyircisiz maçlardan ne kulüpler, ne futbolcular, ne taraftarlar, ne de basın zevk alıyor. Tv’de bile izlemek işkence gibi… Bir yasak savar gibi maçlar futbolcuların ve özellikle ev sahibi kulüplerin yedekleri ile yöneticilerinin bağrışmaları arasında oynanıyor. Küfürler küfürler duyuluyor. Galatasaray’ın Alanyaspor’la oynadığı maçta Taylan’ın rakibe küfrü alelen ortadaydı.

Seyircisiz maçlar tuzsuz ve yağsız yemek gibi… Ne yapan, ne yiyen bir şey anlıyor. Bu da sağlığın ne kadar önemli olduğunu, gerisinin ise sadece teferruattan ibaret olduğu gerçeğini ortaya seriyor. Bunu kavramak için ise daha çok zaman gerektiğini düşünüyorum. Çünkü birçok insan, işin vehameti konusunda hala bir noktaya varmış değil de…

LİMİT SORUNU!

TFF, kulüplere harcamaları için bir limit kotası koydu! Bunu yaparken de kulüplerin bütçelerini baz aldı. Yani doğru mu uyguluyor, yanlış mı bilemem ve tartışılır ama, kendi kafasına göre bu limitleri koymadı. Kulüpler blançolarını bildiriyorlar, TFF de buna göre “Şu kadar transfer yapabilirsiniz” diye limit belirliyor.

Şöyle bir algı var: “Kulüpler harcayacakları transfer ücretine, sattıkları futbolcudan gelen tüm parayı da katabilirler!!!” Hayır, böyle değil… Limite eklenecek olan kısım satılan futbolcudan gelen paranın üçte biri kadar! Bunu ben koymadım, TFF’nin kuralı bu…

Mesela Trabzonspor Sorloth’tan, Fenerbahçe Vedat Muriq’ten gelen tüm satış bedelini alacağı oyunculara harcayamaz. Zaten gelen paranın büyük bölümü borçlar için yapılandırma yapılan bankaya gidiyor.

Bu arada “Fenerbahçe nasıl oluyor da bu kadar harcama yapıyor?” diyorsanız, haklısınız. Bunu ben de anlamıyorum. Ama her halde anlayan kulüpler ve yetkililer ya da TFF vardır! Ali Koç bunu zaten açıklamamıştı: Galatasaray’ın Fatih Terim’e uyguladığı 1903 TL taktiği… Yani Galatasaray kulübü 6-8 yıl önce Fatih Terim’e 1903 lira maaş vereceğini açıklamıştı. Ve o da kabul etmişti! Fenerbahçe’nin taktiği de buydu. Bunu da Koç açıklamış ve limiti deleceğini deklere etmişti. Başka soru yok her halde…

MÜNEVVER!

Trabzon’un ve Trabzonspor’un maskotlarından biridir Münevver! Münevver Taflan… Onu hemen her gün Zorlu Grand Hoteli’nin önünde görmek mümkün… Çocukluğundan beri tanırım. Benim gibi Trabzonlu tüm spor camiası da tanır. Henüz bebekliğinde geçirdiği bir felç nedeni ile bir bacağı sakat kalmış. Evleri de Yavuz Selim Sahası’na yakın olduğu için sürekli amatör maçlara gelirdi. O zamanlarda yani daha genç kız iken Anadolu Ajansı Bölge Müdürü rahmetli sevgili Suavi Kaptan , Münevver’i kendi imkanları ile ameliyat ettirmişti. Tam olarak sağlığına kavuşamadı ama nispeten rahatlamıştı. Münevver, vefakar ve kadir bilir bir insan. Neredeyse tüm spor camiasını tanır. Önemli olsun olmasın, hemen herkesin, ya da yakınlarının doğum gününü, ölüm yıldönümünü, hasılı önemli günlerini mutlaka hatırlar. Geçen gün Zorlu Grand Hotel’in önünde gördüm kendisini “ Hocam bugün doğum günüm…” dedi mahcup bir şekilde… Çok duygulandım. İyi ki doğdun Münevver! Nice sağlıklı yıllara… Haa, bu arada Münevver kulağıma yaşını söyledi. Ben de “Kimseye söylemeyeceğim!” dedim ama uzatın kulağınızı size fısıldayayım: Münevver 58 yaşına girmiş! Benden duymadınız haa…

MİLLET BAHÇESİ Mİ

BETON BAHÇESİ Mİ

Hüseyin Avni Aker Stadyumu’nun yerine doğru bir kararla Millet Bahçesi yapılmaya başlandı. Ama kamu oyunun istekleri geriye itildi. Orada Yavuz Selim Sahası ruhunu yaşatacak, amatörlerin maç yapabileceği bir saha esirgendi. Üstelik defalarca söz verilmesine rağmen… Millet Bahçesi fikri güzel de dış görünümü ile ve bizim görebildiğimiz kadarı ile orada sanki bir Beton Bahçesi yapılıyor! Ucube binalar, ne için olduğu belirsiz bir tribün ve tamamen yeşil alan olması gereken yerde hiç de şık durmuyor. Keşke Hüseyin Avni Aker’i yaşatacak bir sembol yapılsa idi…

AMATÖRLER PERİŞAN!

Corona virüsüne rağmen Türkiye’de Süper Lig, birinci, ikinci ve üçüncü ligler oynatılıyor. Sözde geniş sağlık tedbirleri arasında… Tamam, anladık da madem bu ligler oynatılıyor amatörlerin sesine neden kulak verilmiyor? BAL, Amatör alt yapı ligleri aylardır oynatılmıyor. Ne zaman oynatılacağı da meçhul… Sağlık Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın kararı doğrultusunda 2 ayda bir değerlendirme yapılıyor ve tüm Türkiye’de adı geçen liglerin 1 Aralık tarihine kadar oynatılmasına izin verilmiyor. 1 Aralık’tan sonra da yeni bir değerlendirme yapılacak ve ondan sonra karar verilecekmiş! Binlerce, on binlerce amatör futbolcu, sporcu perişan vaziyette… İdman bile yapmaları yasak. İş böyle olunca daha önce de dile getirdiğimiz gibi diğer liglere futbolcu akışı nasıl sağlanacak. ASKF Trabzon Şubesi başkanı Burhan Cahit Erdem’in bir teklif var. Diyor ki “En kötü ihtimalle 1 Aralık’tan itibaren amatörlere izin istiyoruz. En büyük sıkıntı olan amatörlerin corona testlerine girmesidir. Bir kişi için 250 liralık test parası alınıyor ve bu da her hafta tekrarlanıyor. Amatörlerin eti ne, budu ne? Bunun için en azından amatör sporculara yapılacak testlerden para alınmasın!” Bence de öyle ama, kim dinler bilinmez.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.