banner114

Gel beraber bir berber dükkânı açalım” demiş.

Bakalım dilimiz dönüyor mu diye? Bir solukta eksiksiz söyleyebilecek miyiz?

Bildiğimiz tekerleme işte…

Bir berber bir berbere günümüzde böyle bir söz söylerken…

Kuşkusuz dükkândan önce bir de parantez açmalı.

Müşteriler ve çalışanlar mümkünse konuşmayacak.” Mümkünse...

Öyle sadece saç sakal, boya ile uğraşmıyor berber ve kuaförler.

Salgın süresinde yeni bir sorumluluk alıyorlar.

Tüm bildiklerini unutuyor ‘Makaslı Gazeteciler’.

***

Berber, kuaför ve güzellik salonları…

Koca semtin, şehrin ajansları gibi…

Usta ve kalfa, gelişmelerden bir şekilde haberdar olunca…

Önceki müşterilerinden sağdıkları bilgiler de cepte…

Şimdilerde bir yandan kulağı radyoda…

Zaman zaman da gözü ekranda…

***

Salgın sürecinde çoğu meslek grubu gibi büyük zorluklar yaşadılar.

Aylarca kapalı kaldı ekmek tekneleri. Bu arada başka işler yapanlar da oldu.

Köylerine dönenler… Bahçelerinde çalışanlar…

Belki de ne zamandır ilk kez bu kadar uzun bir tatil(!) yaptılar.

Yeni sohbetler için biriktirdiler de biriktirdiler.

Fakat şimdi de saçın sakalın en keyifli yerinde…

Hasbihal faslından mahrum kalacaklar.

Tam da maske ve mesafenin kaybolduğu bir an…

Müşteri “şöyle şöyle olsun” diye saç sakal tarifini vermiş. Ya da ustanın ezberinde…

Berberin elinde makası fakat kesemez.

Niye?”

Sessiz filmlere döner işler…

Saç sakal, boyamanın ne önemi kalır ki?

Her aşamasını küçük bir hikâye ile süslemedikten sonra? Bir anekdot, bir fıkra...

***

Her şey kafada başladığı için yine orada bitermiş.

Çünkü en çok o görünüyor ve bir nevi kimliğimiz, kişiliğimiz.

Bu yüzden özene bezene bakıyoruz ona.

Tanıyamadım” diye eski dostların sitemli sözleri kulaklarımızda çınladığında…

Anlıyoruz ki saç sakal ya da boyadandır.

Her şeyin, kendimizi daha iyi hissetmek için olduğu söylense de…

Aslında başkalarına daha güzel görünme uğrunaymış tüm çabalar. 

Öyle veya değil, uygun kıyafetler de bulduk mu değme keyfimize…

***

Berber ve kuaförler, ‘Saatleri Mutluluğa Ayarlama Enstitüsü’ gibi bir şey.

Onun için “berberini ve terzini değiştirme’ demiş büyüklerimiz.

Yani kolay kolay değiştirme…

Öyle “berber" deyip geçme. Zamanında diş çekmiş, sünnet, iğne ve pansuman yapmışlar.

***

Berberler, erkeklerin...

Kuaförler ise kadınların sosyalleşme noktaları...

Bazen çok para ödersen çok güzel olacağını sanırsın ama kazın ayağı hiç de öyle değil.

***

Kadınlar, kuaförleri fiziksel bakımlarından ziyade ruhlarını park ettikleri güvenli, huzurlu ve eğlenceli mekânlar olarak görürler.

***

Anlaşılan berber, kuaför ve güzellik salonlarına bir sessizlik çökecek.

Mümkünse konuşulmayacak, yüksek sesten ise kesinlikle kaçınılacak.

Hastanelerin o meşhur ‘sessizlik fotoğrafı’ gibi bir şey yaşanacak.

Bu salgın sürecini bir atlatalım hayırlısıyla… Ustalar yine hatırlar unuttuklarını, yine keyifli sohbetle şenlenir mekânlar.

Aslında bu sessizlik hayra alâmet gibi… Çünkü bazen iş kazaları olabiliyor.

Ben böyle istememiştim ki” sözleri dökülebiliyor dillerden.

Fakat bir kere olan olmuş, saç kesilmiş kel görünmüştür.

İşte bu yüzden… “Nasıl olsun”la başlayan…

Şurayı şöyle istiyorum, burayı böyle” şeklinde devam eden konuşmalardan kurtulmak için… Yaz deftere… Hem zaten müşteri listesi de tutuluyor.

Özdemir Abi, saçlar üstten fazla alınmayacak, bıyıklara dokunulmayacak. Kirli sakal…” Böyle notlar işte… Sonra sağlı sollu sataşmalardan da kurtulur ustalar.

***

Bir yıl önce berber, kuaför ve güzellik uzmanlarını Vatikan'da toplamış Papa.

Onlara nasihatte bulunmuş.

Dedikodunun cazibesine kapılmayın” demiş.

Bu mümkün mü? Kim bilir belki de sırf bu yüzden cazipler.

***

Koştur koştur nereye kadar? Şehir hayatı zaten iyice yoruyor insanı.

Sonunda günü ve saati gelince haydi berbere kuaföre...

Bu arada iki kelime üzerinde ciddi farklılıklar olduğunu da söyleyelim.

Berber kimmiş, kuaför kim? Önce mekândan başlıyor fark. Ardından gazeteler dergiler...

Losyon, krem... Televizyon, müzik... Say sayabildiğin kadar.

Fakat yıllardır aileden biri gördükleri mahalle berberini tercih edenlerin de sayısı az değil. 

***

Tek kullanımlık havlular... Dezenfekte makineleri... Kişilere özel aletler...

İki müşteri arasında yirmi dakika mola... Maske, mesafe…

Her şey güzellik için değil elbette... İşin özü şöyle, “sağlık olsun”.

Şu virüs belasını bi atlatalım hele... Fakat tarihe de bi not düşelim.

Doktorlardan sonra insanlarla bire bir temasta olan ikinci meslek grubu...

Sayıları 100 bine yaklaşan berber ve kuaförden bahsediyoruz.

En çok etkilenen sektörlerden biri... En etkili sektörlerden biri…

Salgın dolayısıyla giderleri tavan yaparken gelirleri?

Berber ve kuaförler için finansal açıdan bir yol haritası belirlenmeli.

Bir şekilde mutlaka desteklenmeli.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.