banner114
banner146
banner122

Bir bina düşünün ki gökyüzünü aşmış. Yer yüzünden baktığımızda son katı görülmeyen altın yaldızlı balkon korkulukları gözümüzü kamaştırmakta.

Öyle bir bina ki, yerden baktığımızda uçsuz bucaksız bahçesi, bin bir çeşit meyve ve bin bir çeşit kuş sesi. Dünyanın en sevimli hayvanları ile dopdolu ve çok ferah etrafta akan küçük su kanallarının berraklığından doğan çimler kaliteli bir halı gibi serilmiş ayaklarımız altına.

Bir köşesinde yalnız siz ve doğa, diğer bir köşesinde hizmetçiler size hizmet etmekte, bir dediğiniz iki olmamakta. Başka bir köşesinde en sevdikleriniz yanınızda. Yaşamın güzelliklerinde en sevdiğiniz muhabbette.

Aklınızdan geçen ne varsa bir anda karşınızda. Her şey sizin dilediğiniz gibi olmakta…

Bir bina düşünün yerle yeksan olmuş. Zor ayakta duruyor, camları naylon ile kapatılmış. Çatısı eski kiremit ha çöktü ha çökecek.

Kapısından içeri girmeye kalksanız zor girersiniz. Aralık olan yerden sığmazsanız ve kapıya dokunsanız bina üzerinize çökecek. Etraf perişan, dünyanın bütün çöpleri etrafa saçılmış. Issız, kuytu ve köhnemiş bir bahçe. Ağaçlar kurumuş, bir damla suyu olmayan, kimsenin uğramadığı dikenlerin sarıp sarmaladığı bir bahçe.

Balkonların yarısı aşağı sarkmış neredeyse kırılıp topraksız çalıların üzerine düşecek. Duvarları içeriye çökmüş; Ölümü bekleyen bir hasta misali yatalak, sessiz ve her yanı acı içinde inlemekte.

Bir an kapısına yanaşıp içeri girme imkanı ve heyecanı ile düşünceli bir şekilde içine girersiniz. İçerisi kocaman aydınlık ve her yanı işlemeli altın kaplı kocaman pencereler. Eşsiz manzaralı teraslar. Bir yanında kuşlar ve yem yeşil ağaçlar meyvelerini avucunuza sarkıtmış. Diğer bir yanda berrak bir şelale sesi ve serinliği ufkunuzu aşmakta.

Daha yukarılara çıkmak için suyun ve ağaçların arasından yukarı doğru süzülen dört yanı dört mevsime bakan cam duvarlı asansör. Çıktıkça yukarı çıkan ve manzarası daha da artan gökyüzünün mavi, güneşin yedi renginde bin bir rengi sergileyen gökkuşağı.

Neredeyse dünyayı görecek, uzakları yakın edecek, dağları ova yapacak yükseklik ve güzellikte bir teras…

Ve yine siz o muhteşem binanın içine girip en tepesine çıkıp en uzak ufukları seyretmek istersiniz. Fakat yukarı çıkacak yer yok. Ne bir merdiven ne de asansör. Karanlık bir oda ve asla gökyüzünü görecek bir pencere yok. Bir anda kapanan kapı ve korkunç sesler dolar her yanınıza.

O koca bina bir an küçülür ve yok olur. Dışı cilalı altın kaplı gökyüzünü aşan koca koca balkonları olan o dev bina içinde yok olmuş.

Zifiri karanlık, köhne ve nem kokusunun sarmaladığı. Yılan ve çıyanların duvarları tırmaladığı, lağım kokularından nefes alamadığınız dar bir yer.

Attığınız çığlıkların duyulmayacağı kalınlıkta, kararmış yosunlaşmış zindan duvarları. Elinizi dokunup yordamla yürüyüp kapıyı bulamayacağınız kadar böcek.

İşte biri konuştuğunuz ve insanları aldatıp yaşamları ile oynadığınız yalanlar. Sevdiklerinizin, çevrenizin dünyasını kararttığınız yalanlar. Söylerken mutlu ve gururlu olduğunuz anda. Onların neleri yaşadığını gösteren o muhteşem binanız. Yaşam alanınız işte o gerçeklerin yanında tükenir. Yok olur bir anda.

Ve doğruların olduğu işine gelmeyenin, çıkarı olmayanın dışını yıkıp kırdığı o içi muhteşem bina. Oda sizin asla ayrılmadığınız ve her şartta vurguladığınız doğrularınızın binası. Ufkunuzu açtıkça açan, yolunuzu güzelleştiren doğrular.

İşte birde adalet dediğimiz noktanın ayrıştığı yolun en başı. Adalet daima doğrudadır. Hak ve demokrasi doğru kurulan yaşamın kendisidir. Selam ve sevginin eksilmediği muhabbeti güzel yarınlar.

  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.