banner114

İçinden geçtiğimiz asır bilim asrı olmuş. Bilimsel gelişme ve teknolojinin ürünleri, bugün hayatımızı çerçeveliyor. Beslenmeden taşımaya, iletişimden eğlenceye… Bilimsel gelişmeler bütün dünyada son hızla devam ediyor. Hükümetler en fazla desteği bilimsel gelişme, teknoloji üretme, kısaca AR-GE’ye veriyorlar.

Bilimsel çalışmaların kurumsal merkezleri ise üniversiteler. Bütün dünyada üniversiteler iki önemli misyon yüklenmiş. İleri düzeyde mesleki ve akademik eğitim vermek ve bilimsel araştırmalar yaparak gelişmeyi sağlamak. Başka bir deyişle bilimsel çalışmalarla elde ettikleri bilgi ve ürettikleri teknolojileri ileri derece eğitim almak isteyen talipleriyle paylaşmak, belki de onlarla ve paydaşlarıyla birlikte üretmek

Türkiye Bilimler Akademisinin 2020’de yayınladığı Türkiye Bilim Raporu ülkemizdeki üniversitelerin performansını haritalıyor. 2021 yılı itibariyle ülkemizde 129’u devlet ve 74’i vakıf olmak üzere toplam 207 üniversite bulunuyor. Üniversitelerde toplamda 73.947 devlet, 15.901’i vakıf üniversitesinde olmak üzere 89.848 öğretim üyesi çalışıyor.  Bu rakamlar, son dönemlerde ülkemizde yükseköğretimde ciddi bir nicel büyüme sağlandığını gösteriyor.

Rapor, bilimsel çalışmaları ölçen göstergeleri veriyor.  Örneğin 1995-2015 yılları arasında yapılan bilimsel yayınlara göre ülkemizde bin kişi başına düşen bilimsel yayın sayısı 191 civarında, ülkemiz bu sayı ile ülkeler sıralamasında kırkıncı sırada bulunuyor. Birçok ülkenin bin kişi başına düşen yayın sayısı beş yüz veya bin yayını geçtiği görülüyor. Dünyanın ilk yirmi ekonomisi içinde olan ülkemizin, mal ve hizmet üretimi alanındaki başarısını, teknoloji geliştirme aşamasına yansıması için ne kadar fazla bilimsel yayın üretme ihtiyacı içinde olduğumuzu bu rakamlar bize ifade ediyor.

Rapor, üniversitelere göre araştırmacıların bilimsel yayın yapma oranlarını da veriyor. Bu oranlar %8-%85 arasında değişiyor, ortalaması %40 civarında, yani yüz araştırmacıdan 40 tanesi bilimsel çalışma yaparak yayınlayabiliyor. Ayrıca üniversitelerdeki araştırmacı başına düşen yıllık ortalama yayın sayısı birin altında (0,8 civarı) seyrediyor. Üniversitelerde öğretim görevlisi dışında kalan bütün akademik personelin bilimsel araştırma yapması beklenir. Bu sayılar ne yazık ki akademisyenlerin bilimsel araştırma yapmada sınırlı kaldıklarını anlatıyor.

Üniversitelere göre bu rakamlar değerlendirildiğinde, köklü ve tıp fakültesi olan üniversiteler daha iyi göstergelere sahip olmakla birlikte son dönemde kurulan bazı üniversiteler yükselişte... Yine bazı vakıf üniversiteler sonradan kurulmasına rağmen çok iyi göstergelere ulaşmışlar. Bu durum vakıf üniversitelerin yükseköğretim alanına değer kattığını göstermesi açısından anlamlı...

Rapor, araştırmacı başına düşen lisans öğrenci sayısının %1 artmasıyla bilimsel araştırma verimliliğinin %0,21 düştüğünü hesaplamıştır. Bu veri akademisyenlerin ders yüklerinin artmasının bilimsel çalışmaya zaman ayırmalarını zorlaştırdığının ifadesidir.

Bilimsel çalışma yapma ve teknoloji geliştirmede en önemli girdi doktoralı bilim insanlarıdır. Normal üniversite eğitiminin üzerine en az iki yıl yüksek lisans ve devamında en az dört yıl doktora eğitimi alarak bağımsız bilimsel araştırma yapma yetkinliği olan bir araştırmacı yetiştirilir. Bu nedenle doktora eğitimi çok önemsenir. Doktoralı kişi sayılarının 25-64 yaş arasındaki ülke nüfusa oranına bakıldığında ülkemizin binde 5 kişi ile otuz birinci sırada olduğu görülür. Teknoloji üreten ülkelerde bu oran en azından yüzde birin üstünde seyretmektedir.

Raporu, Chicago Üniversitesinden Ekonomi Profesörü, büyüme ve verimlilik alanında çalışan Prof. Dr. Ufuk Akçiğit ve Merkez Bankası ekonomisti Dr. Elif Özcan-Tok hazırladı. Sayın Prof. Akçiğit 2020 yılında Dünyada sosyal bilimler alanında ilk defa verilen Max Planck-Humboldt Araştırma Ödülünü kazanmış bir bilim insanımız, tebrik ederiz.

Yükseköğretime GSYİH’nın %1,2’sinin üzerinde bir kaynak ayırıyoruz ve 2017 yılı dünya ülkeleri sıralamasına göre sekizinci sıradayız. Yine YÖK ve üniversitelerin bütçesi GSYİH’nın 2017’de %1,2’si, 2018’de %0,8 olarak gerçekleşmiş.

Bu veriler, bilimsel çalışma alanında yürünmesi gereken yola ve sorun alanlarına işaret ediyor. Nicel büyümeyi nitelikle donatmalıyız. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.