banner114
banner146

Hani hep dört yapraklısının peşindeyiz ya...
Şans getirdiğine inanır tüm dünya...
Umut, inanç ve aşkı da ekleyelim.
             ***
Çocukken ve gençken az aramadık orda burda.
Yol kenarında, bahçede, kırda...
Bulduğumuz da oldu, hayal kırıklığı da...
Bir dilek dileyip, yastığımızın altına koyardık.
Ne işimize yarayacaksa?
            ***
Derken...
Bizim Şana Taka Kütüphane’nin güvertesi yonca tarlasına dönünce aklıma geldi.
Biçmeden önce birkaç kez eski günlere gittim sanki... Dikkatlice aradım, yetmedi, fotoğrafını çekip öyle baktım, gözden kaçmasın diye...
Dam boyunca olmasalar da onca yonca içinde bir tane bile dört yapraklı olmaz mı?
Yoktu ya da ben bulamamıştım.
8 Mayısta kütüphanede kutlanan Anneler Günü sonrası Ayşe Ablam görünce güverteyi...
Özellikle de yoncaları... İmece usulü bir çalışma sonunda yoncalar torbalara doldurulmuş ve Akçaabat’ın yolunu tutmuştu bile.
            ***
12 Mayıs Perşembe...
Güvertede üzüm, böğürtlen, ahududu, ayva, kızılcık ve güllerle ilgilendim bir süre. Yerlerini seven çilekler ve Artvin Zeytinleriyle konuştum. Sararmaya başlayan ağaç kavunları ve çiçeğe duran lavantaları da boş geçmedim.
Fakat ne olduysa manolyanın gölgesinde dinlenirken oldu. Bembeyaz çiçeklerini açtığı gün, güverte ve dolayısıyla kütüphane misler gibi kokacaktı.
"Beş yapraklı yonca!.."
Şaşkınlığım kısa sürdü çünkü dört bir yanı dört yapraklılarla kuşatılmıştı adeta.
"Güzel şeyler olsun Allah’ım."
İste o an çok tuhaf bir his kapladı içimi.
"Beş yapraklı yonca" diye bilmem kaçıncı kez söylendikten sonra cep telefonuna sarıldım.
Köşe yazım hazırdı, kim bilir, çok ilginç bir haber de çıkabilirdi.
            ***
160 bin yoncadan sadece bir tanesinin dört yapraklı olma ihtimali varmış.
Bizimkisi beş yapraklı ya...
Hesap makinesi bile dayanmazdı.
Bol gübreyle birlikte taze soğan yetiştirmenin de etkisi olabileceğini düşünmedim değil.
"İyi de neden hepsi manolyanın altında?"
Biri şanstı, diğeri aşk çünkü.
           ***
Yoncanın dört yapraklı olanının hikâyesi insanlık tarihi kadar eski...
Hz. Havva’nın cennette dört yapraklı yonca ile dolaştığına inanılıyor.
Fakat dedik ya Şana Taka Kütüphane güvertesindekiler beş yapraklı...
Ve öyle böyle değil, yan yana, bir arada onca yonca...
Bir bakmışsınız kolyeler, künyeler, küpeler beş yapraklı...
Olur mu olur.
        ***
Belki de sırf bu yüzden, yoncaları görmek için ziyaretçiler gelecek.
Kitap bahane, beş yapraklı yonca şahane.
Ne diyelim?
Şehrimiz, ülkemiz ve dünya için huzur isteyelim. Ve bir şey daha... Mutfaktaki yangın sönsün; bereketimiz artsın eksilmesin, taşsın dökülmesin, dileyelim. Aklımızdan geçenlere, dilimizden dökülenlere dikkat edelim.
Sıra altı yapraklı yoncada...
Altın pencereli evi ararcasına...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.