banner114
banner146

Plansız yaşamlar, hiçbir beklentisi olmadan günün nasıl başladığı ve nasıl bittiği önemsenmeyen yaşamlar. Sadece yaşam için olmazsa olmazları yaşayarak gerisini hiç düşünmeden, planlamadan olduğu gibi yaşamak.

Bazen belki de en güzeli o şekilde yaşamaktır. Belki de en çok imrendiğimiz yaşam biçimidir. Fakat bu insanın önüne çıkan her şeyi yaşamaya zorlamak olur.

Tıpkı ramazanda “temcit pilavı” olarak nitelendirdiğimiz deyimde ki gibidir. Hep aynı manzara, aynı kelimeler, aynı yaşam biçimi.

Sabah kalktığında duvara asılı ceketi giyip çıkmak gibi. Yıllarca aynı ayakkabı ve aynı pantolonla dolaşmak gibi.

Kimsenin her gün giydiği ayrı ayrı renklerde elbiseleri görmemek, farklı ayakkabı ve o ayakkabıya uyan kemeri takmak gibi bir derdi olmadan yaşamını sürdürmek.

Akşam evde ne pişecek, canım ne yemek istiyor derdi yoktur. Arayıp hanım veya anne şunu pişirir misin? Düşüncesi yok. Karnım acıktı eve gidip karnımı doyurayım irdelemesinden başka hiçbir derdi yoktur.

Hatta akşam çocuklar eve geldi mi? Hanım yemek pişirdi mi, kızım ödevini yaptı mı derdi yok. Çok ders çalışmaya dertlenmiş çocuğunu düşünmeden kendi gibi görüp; bana su verir misin, çay doldurur musun bardağıma.

Kızımın veya oğlumun ders çalışmanın en can alıcı noktasında olduğunu düşünmeden o anlık isteğine odaklanmıştır.

Onun derdi sıradan ve günlük yaşam şartları dışında ne özel isteği olur ne de bir başkasının özel durumu onun derdi olur.

Belki de yaşamın en basit yoludur. Belki de dertlenmeden yaşamak için bu şekilde yaşamalı hayatı. Kırılan kırıldı, dökülen döküldü. “kalan sağlar bizimdir” misali bir yaşam biçimi günümüzde en geçerli yaşam biçimidir.

Gelecek kaygısının en yüksek olduğu dönemde çok takılmadan yaşamak en güzel ve en stressiz yaşam biçimi olacaktır.

Her gün ne yapacağını gece sabaha kadar düşünmek ve bu düşündüklerini nasıl yapacağım diye dertlenerek strese girmek yapılacak işe değer mi?

Değmez tabi ki. Yaşam bu durumda mutlaka bir yerden düşünmemizi sağlar. Eğer hiç düşünmeden yaşamaya çalışırsak her an minik bir tebessüm ve her an hoşnut olmadığımız bir üzüntü ile karşılaşabiliriz. Buda bizi üzüntülü hallere düşürür. Her ne kadar ben düşünmem olduğu gibi yaşarım desek de kesinlikle sonuca mutlu varmamızı sağlamaz.

Yaşamın daha mutlu ve huzurlu olması için mutlaka yaşama planlarımız olmalıdır. Bu planların düşüncemiz doğrultusunda yürümesi için mutlaka plan yapmalı ve bu plana bağlı kalmalıyız.

Planımıza bağlı kaldığımızda ise mutlaka her gün belli şeyleri düşünerek yaşamalı ve düşünerek planlamalıyız.

Düşünmeden atılan adımın tabanı ne getireceğini bilemeyiz. Ya çürük, bataklık bir zeminle karşı karşıya kalırız ya da tabanımızı acıtacak sert bir zemin ile zorluk çekeriz.

İnsan zorlandıkça üretmeyi ve gelişmeyi başarır. Fakat aradan umursamadığı birçok olayın sonradan pişmanlığını çeker.

Çekilen her pişmanlık insanın yarınlarında önce beyin, sonra beden yorgunluğu olarak yansır. Beden yorgunluğu kolay geçer deriz. Oysa beden yorgunluğu yıllar sonra büyük yıkımlarla sonuçlanır. Beyin yorgunluğu ise hiç geçmeden yarınlarımızı tüketir.

Daha doğru ve kendine özgü yaşam dileği ile Selam, Saygı ve Sevgilerimle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.