banner114

Bu hafta sadece Türkiye’nin değil dünyanın gündemine oturan gelişmelerden biri Ayasofya’nın 86 yıl sonra müzeden camiye dönüştürülmesi oldu..

Ayasofya 1934’te o senelerde şiddetli şekilde esen inkılâp rüzgârları nedeniyle kapandı. 86 yıl sonra 1934’ten önceki 481 sene boyunca kullanıldığı şekle döndü, yani tekrar cami oldu..

Muhafazakâr kesimin, iki büyük hasreti vardı. Birincisi 1932’de artık Türkçe okunması emredilen ezanın asırlar boyunca olduğu gibi yeniden Arapça okunması, ikincisi ise 1934’te müze yapılan Ayasofya’nın tekrar cami hâline getirilmesiydi..

Devlet, tek parti döneminde Arapça ezan yasağının tatbikine özen gösterdi. Yasağın yürürlükte olduğu 18 sene boyunca kanuna karşı çıkan binlerce kişi tutuklandı. Ezanların Arapça okunması yasağını Adnan Menderes Hükümeti sona erdirdi ve Meclis 16 Haziran 1950’de Arapça ezan yasağını kaldırdı.

Muhafazakar kesimin ikinci büyük özlemi olan Ayasofya’nın camii yeniden ibadete açılması ise AK Parti Hükümeti döneminde son buluyor. 25 Temmuz’da Ayasofya Camii yeniden cemaatle buluşacak.

Ayasofya’nın ibadete açılmasını engellemek için dünyanın dört bir yanından yapılan çağrılara karşı Danıştay’ın aldığı kararın hemen ardından kararname yayımlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Milleti’nin Ayasofya’ya duyduğu özlemin son bulmasının dünyanın tehditkâr açıklamalarından çok daha önemli olduğunu ortaya koydu..

Ayasofya’nın yeniden cami olmasıyla birlikte Fatih Sultan Mehmet’in Vakfiyesi de yeniden gündem oldu.  Fatih Sultan Mehmet Han’ın Vakfiyesinde, “"İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya'yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse, bir maddesini tebdil ederse onu iptal veya tedile koşarsa, fasit veya fasık bir teville veya herhangi bir dalavereyle Ayasofya Camisi'nin vakıf hükmünü yürürlükten kaldırmaya kastederlerse, aslını değiştirir, füruuna itiraz eder ve bunları yapanlara yol gösterirlerse ve hatta yardım ederlerse ve kanunsuz olarak onda tasarruf yapmaya kalkarlar, camilikten çıkarırlar ve sahte evrak düzenleyerek, mütevellilik hakkı gibi şeyler ister yahut onu kendi batıl defterlerine kaydederler veya yalandan kendi hesaplarına geçirirlerse ifade ediyorum ki huzurunuzda, en büyük haram işlemiş ve günahları kazanmış olurlar.. Bu sebeple, bu vakfiyeyi kim değiştirirse; Allâh'ın, Peygamber'in, meleklerin, bütün yöneticilerin ve dahi bütün Müslümanların ebediyen LANETİ ONUN VE ONLARIN ÜZERİNE OLSUN, azapları hafiflemesin onların, haşr gününde yüzlerine bakılmasın. Kim bunları işittikten sonra hala bu değiştirme işine devam ederse, günahı onu değiştirene ait olacaktır. Allâh'ın azabı onlaradır. Allâh işitendir, bilendir.” ifadelerine yer vermişti.

Bu vakfiyeden de anlaşıldığı üzere sadece muhafazakar kesimin değil, ecdadımızında Ayasofya istediği yerine getirilmiş oldu.. O yüzden bu kararı sadece muhafazakar kesimin değil tüm Türkiye’nin sahiplenmesi ve aykırı seslere kulak tıkayıp prim vermemesi gerekiyor.

Müslümanların ilelebet ibadetlerini gerçekleştireceği Ayasofya Cami’miz hayırlı ve ebedi olsun..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.