banner114
banner146
banner122

Haftanın Sözü

“Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir.”

H. Balzac

Haftanın Açıklaması

“Yeni bir hocamız var. Hocamızın yeni fikirleri var. Onlara adapte olmaya çalışıyoruz. Ancak milli aradan dolayı çok fazla birlikte çalışmaya fırsat bulamadık. Zaman geçtikçe çok daha iyi olacağımızı düşünüyorum"

Joao Pereira

57 gündür kazanmaya hasret bir takım. Milli maç arasında bir araya gelme şansı bulamayan oyuncular, mental olarak yıkım süreci gibi, pek çok unsurun bir araya geldiği ortamda çıktı Abdullah Avcı takımın başında. Maç öncesi basına yaptığı açıklamada ise Trabzonspor’un takım savunmasındaki zafiyetlerinden ve bu durumun onarılmasından söz etti. Buna karşın sahaya sürdüğü 11’in orta alanını Abdülkadir Parmak, Lewis Baker ve Ekuban gibi ofansif özellikli oyunculardan kurdu.

Bunlara önde Abdülkadir Ömür, Nwakaeme ve Afobe’yi de katarsan, son derece ofansif bir kadroydu sahaya çıkan ilk 11… Nitekim bu kadro ilk yarıda istediğini Ekuban’ın golüyle aldı. Ancak ikinci yarıda olanca yağmur altına şemsiyesiz çıktı sahaya Trabzonspor. Dalga dalga gelen ataklara karşın, orta alanda bir dalgakıran olmaması sıkıntıyı büyütüyordu ki Avcı neşteri vurdu Flavio’yu oyuna sürdü. Bu doğru hamleydi. Afobe-Flavio değişikliği. Bu da baskıyı ortadan kaldırmadı ama Trabzonspor’un takım halinde savunma yapma ve direnç gösterme fotoğrafını ortaya koydu.

Savunmada Vitor Hugo-Edgar ikilisinin olumlu görüntüsü Marlon’u da doğru yönde etkiledi. Pereira zaten terinin son damlasına kadar mücadele etti. Sonuçta 57 gün sonra galibiyet geldi, bordo-mavili takım öne geçtiği maçı kaybetmedi. Tüm bu olumlu tabloya karşın, birkaç gerçeği buraya yazmam gerekiyor.

-Trabzonspor, Erzurumspor’dan ikinci yarıda ağır bir baskı gördü,

-Bu baskıyı kıracak, dalgakıran oyuncu yokluğunu hissetti,

-Önde top tutma becerisin sahip Nwakaeme’nın iyi performansını aradı,

Abdülkadir Ömür’ün bir an önce güçlenerek dönmesinin önemini anladı.

Nwakaeme yapma bunu!

Bu takımın lideri sensin. Maç kazandıracak oyuncu sensin. Takım içinde oyunculara motivasyon ve direnç aşılayacak sensin. Bundan kimsenin kuşkusu yok. Ancak BB Erzurumspor maçında ortaya koyduğun performansı gördüğümüzde, “Nwakaeme bu sen değilsin” demek geldi içimizden.

Evet, savunmaya katkı verme çabanı izledik, takdir de ettik. Ancak takımın ikinci yarıda yediği baskıdan, arkadaşlarını kurtaracak olan isim de sen olmalıydın. Hava yağışlı, zemin ağır kabul ediyorum ama senin bu türden ortamlarda neler yapabildiğini de biliyorum.

O savunmaya nefes aldıracak topu önde tutma çabanı hiç görmedim. Hatta diyebilirim ki Abdullah Hoca seni gereğinden fazla oyunda tuttu. Hep o becerini göstermeni bekledi, bizler gibi.

Sözün özsü şudur; sen bu takım için anahtar bir oyuncususun. Görevini doğru ve bildiğimiz yeteneklerine paralel yapmazsan, kapalı kapılar açılmaz olur.

Ocak’ta kimler gidecek?

Şunun şurasında yaklaşım 40 gün var ikinci transfer ve tescil dönemine. Ortada da bir belirsiz var. Takımlar ligin ikinci yarısında pandemi nedeniyle hükmen yenik sayılacak mı? Bu konuda hükmen yenilgiden kurtulmak adına kulüplere yeni kolaylıklar sağlanacak mı? Bunları bilmiyoruz. Aslında bu federasyonun yaptığı en belirgin iş “Gece Uçuşu”

Ne demek istiyorum; yola çıkıyoruz ama önümüzü gördüğümüz yok. Yine öyle bir durumla karşı karşıyayız. Ancak tüm bunlara karşın bizim bir durum tespiti yapmamız lazım. Federasyon oyuncu sayısını çoğaltıp, kadroları 40 kişiye çıkarmaz veya yabancı sayısını arttırmazsa, Trabzonspor’un iyi bir pozisyon alması gerekiyor. Çünkü şu an kadroda 14 yabancı ile kadroya yazılmayan Anders Trondsen var. Bu durumda Trondsen’in bile Şubat başı dönüşünde kadroda yer alması için şu an yabancı kontenjanında bulunan bir oyuncunun gönderilmesi gerekiyor.

Ayrıca yabancı oyuncu transferi için de kadroda boşluk açılması şart. Bu durum dikkate alındığında Abdullah Avcı’yı bekleyen önemli bir görev de kimlerin kadronun dışında kalması gerektiği olacak. Tabi kadro dışına atacağınız oyuncuya ödemesini yapmak ayrı bir sorun.

Bence Trabzonspor yönetimi ve Abdullah Avı’nın hızlıca bir araya gelerek, bu konuda bir yol haritası belirlemesi ve veda edilecek oyuncular için pazar arayışı yapılması şart. Ya da Federasyon nezdinde, pandemi süreci dikkate alınarak yabancı sayısı konusunda girişimde bulanmak gerekiyor. Her iki durumda da Trabzonspor yönetimi ve Avcı’yı zor bir görev bekliyor.

Şunu da yazayım; Bu federasyonun tüm işleri “Kervan yolda dizilir” düsturuyla yaptığına bildiğimizden kervanın yola çıkmasını beklemek çözüm gibi görülebilir. Bana göre beklemek hata olur.

Stiven Plaza ve Diabete

Geçen hafta Abdullah Avcı’nın yabancılar konusundaki tercihini merak ettiğimi, özellikle Stiven Plaza ile ilgili ne tür bir karar vereceğini beklediğimi yazmıştım. Bilindiği gibi takımlar esame listesine yani 21 kişilik listeye 12 yabancı oyuncu yazabiliyor. İsterse ilk 11’i yabancı oyunculardan oluşturabiliyor. Ancak listede 12 yabancı yazma şansı bulunuyor. Avcı’nın gelişi sonrası bu 12 kişilik yabancı listesine Stiven Plaza girecek miydi? Baktık, iki isim dışarıda kaldı. Stiven Plaza ve Diabate.

Anlaşılan iki yıl için toplam 1.4 milyon euroya mal olan Plaza, Abdullah Avcı’nın da gözüne girememişti. Ya da diğer yabancılar çalışmaları ve performansları ile onun önündeydi. Nereden bakılırsa bakılsın, boşa harcanan para gibi görülüyor Stiven Plaza’ya verilenler.

Diabate için de bekleyeceğiz. Sivasspor’da kiralık geçirdiği 2. Yarı performansını belli ki Trabzonspor’da gösteremiyor. Ancak ondan hala beklentim olduğunu vurgulayabilirim. Bu tespitlerimden oyuncular kadro dışı bırakılsın sonucu çıkmasın. Çünkü parasını ödediğiniz oyuncuyu kadro dışı bırakırsanız, devre arasında kime satacaksınız?

Bir ayıcık, bir gülücük

Toplumda geniş kesimleri etkisi altına alın, toplumsal dayanışmanın en önemli sivil toplum kuruluşları olan spor kulüplerimiz, sadece sahadaki mücadeleleri ile değil, toplumsal dayanışmaya verdikleri önemle de örnek olurlar.

İşte bu bağlamda Trabzonspor kulübünün yaptığı girişim her türlü takdirin üzerinde görülmelidir. “Her ayıcık, bir gülücük” mottosuyla gündeme getirilen ve amacı İzmir’de yaşanan korkunç depremde acılar yaşayan çocukları sevindirmek ve onları manevi ve maddi güç katmak olan bu kampanyaya Trabzonspor’a gönül vermiş tüm taraftarların katkı vereceğinden en küçük bir kuşkum yok.

Erzurumspor maçında “Yavru Fırtına” tribününde yer alan ve 135 TL değerindeki ayıcıklardan alan tüm bordo-mavili taraftarlar toplumsal dayanışmanın kahramanı olacaktır. Üstelik Trabzonspor bu gelirin tamamını İzmir depreminden etkilenen çocuklara bağışlayacak.

İşin özeti şu; “Bir çocuğunu sevindirmek, dünyayı sevindirmektir.” Bu girişimi başlatanlara ve bu kampanyaya destek olan herkese teşekkürlerimle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.