banner114
banner146
banner122

Asalet kimlikte saklıdır. Kişi asil olması olduğunu iddia etmesi için öncelikle aile terbiyesi almış olmalı. Her verilen terbiye aile terbiyesi değildir. Her öğretilen öğreti asil değildir.

Kişi bazı ahlaki davranışları aileden almalı. Hatta daha ileri gidip genlerinde olmalı. Bir insan birçok şeyi sonradan öğrenebilir fakat baz ahlaki davranışlar vardır onları bir yerden öğrenmesi mümkün değildir. Onlar kişinin içinde olmalı, soydan gelmeli, daha doğmadan anne karnında yaşamalıdır.

Biz asil olmak istiyoruz ve genimizde yok, aile de vermemiş verememiş. Peki biz neyiz o zaman ne yapmalıyız. İşte bütün sorun burada başlamakta. Öncelikle sürekli bu noktaları hatırlatacak konularda uyarı alıyorsak ve genel anlamda bir şeyler bizim düşüncemiz dışında olup bitiyorsa. Bizde bir sorun olduğunu kabul etmeyi bilmeliyiz.  

Eğer kendimizi hep bilmiş, biliyor ve hep eleştiri alıyorsak, kendimizi yapıyorum diyerek kandırıyorsak bir yerde ciddi bir sorun var. Bu sorunu anlamanın ve aşmanın en kolay yolu ise öz eleştiri yapmaktır. Tarafsız düşünüp karşı taraf ile empati kurmalı ve bu sonuçları da mutlaka mensubu olduğumuz dini kurallara, insani şablonlara yerleştirip eksik fazla ne varsa iyice görüp mutlaka tarafsız önyargılarımızdan vazgeçmeliyiz.

Sonrasında ise bunun en doğrusu nedir, nerededir, nasıldır sorularına doğru cevabı koymalıyız. Bu doğru cevaptan sonra yaşamımızda edindiğimiz yanlışları düzeltmek için kendimize prensipler koymalıyız.

Bu prensipler bir süre olmazsa olmazlarımız olmalıdır. Ta ki alışkanlıklarımız olana kadar, sonra artık bir şeyler düzene girmiş olmuştur. Bunu kendimiz de gayet net görmüş oluruz. Bir bakmışız ki her şey takdir edilmekte ya da istenmese de doğruluğu kabul edilmekte davranışlarımız.

İşte asil olmak, iyi insan olmak şartları zorladığımızda istediğimiz yaşta da olmuş oluyor. İnsan isterse her şey olur, önemli olan istemektir.

Çıkıp soru olarak sorarsak

-Asil bir insan olmak ister misiniz?

Alacağımız cevap ya evet, ya da ben zaten asil bir insanım. Oysa sözle değil yaşamla asil insan belli olur. Asil insanın tanımını irdelersek “Her şartta güçlü ve doğru karakterini kaybetmeyen insandır” O zaman sorumuza evet veren insanları çok kolay deneyebiliriz.

Ben asilim diyen birine o anda onda gördüğümüz minik bir sorunu direk söylersek. Alacağımız tepki eğer kırıcı ve hayır gibi olumsuz bir cevap olursa o zaman asalet yerlere inmiş demektir. Ya da çok güzelsiniz sorusuna ben hep böyleyim cevabını alırsak yine asaletin yıkıldığını görmüş oluruz.

Oysa asil insan bu tür olaylara takılmayan. Her şeyi olduğu gibi kabul eden. Doğru olandan şaşamayan, işini, arkadaşını, komşusunu, düşkün olanı, yaşlıyı, genci, varlıklıyı, yoksulu eşit görebilen ve eşit davranabilen insandır.

Kıyafeti, mesleği, kariyeri ayırt etmeden karşısında olanı insan olduğu için görebilen. Kendisinde olan mesleği, kariyeri, varlığı öne çıkarmadan herkese selam verebilen, hatır sorabilen ve arkadaş olabilen insandır.

Öncelikle kendimizi sonra da ailemizi, çocuklarımızı ondan sonra da çevremizde olan, sevdiğimiz değer verdiğimiz sözümüzün geçebileceği insanları ve davranışlarımızda bizimle diyalogda olanları asil olmaya yönlendirip bir nebze başarı sağlarsak mutlaka asil insanlar çoğalacaktır.

Asil insanların çok olduğu toplumlarda kötülük daha az, yanlışlar daha eksik, güzellikler daima daha fazladır. Doğrular ise hep en önde gelir. Gurur ve kibir, bencillik egolarımızı yenersek asil insan olma yoluna adım atmış oluruz.

Selam, saygı, sağlık ve muhabbet ile….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.