banner114
banner146

Dedi: Biraz aşı konusunu konuşalım. Aşı vurulmayanlarla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Dedim: Elbette aşı vurulmaları gerektiğini düşünüyorum. Lakin bireysel tercihlerine de saygı duyuyorum. Onlardan da bu saygıyı bekliyorum.

Dedi: Aşı vurulmaları gerektiğine inanıyorum derken, bunun bir ‘vebal’ olacağını düşünenlerden misiniz?

Dedim: Korona bulaşıcı bir hastalıksa… Yatağa düşürüyor, öldürüyor, iz bırakıyorsa… İnsanların toplum hakkına… Komşu hakkına saygı duymalarını elbette bekliyorum. ‘Vebal’ deyince kimi çevrelerin ‘İslami bir kavram diyerek’ tepki gösterdiklerini ibretle izliyorum. ‘Vebali’ kabul etmiyorlar. Aşıyı reddedenler için bu da bir tercih ancak kuralları kabul etmek zorundalar. Hacca gidemeyecekler. Camide cemaatle namaza gitmemeliler. Görüştükleri herkese ‘Korona aşısı olmadıklarını söylemeliler. Muhtemelen toplu ulaşım, ticaret veya toplu yaşam alanlarına giremeyecekler. Bütün bunlara rıza göstermeliler. Tercihlerinin ‘en doğru ‘ olduğuna iman etmek yerine sağlık alanı gibi bir konuda ‘Devletin tercihi’ karşısında aynı olgunluğu göstermeliler. Uğrayacakları muameleyi ‘İnsan hakkı’ kavramı içinde değerlendirmemeliler.

Dedi: İyi ama sizin uygulama yönteminiz bir anlamda dışlama… Aşı olmayanlar toplumdan dışlanmalı mı? Bu insan hakkı sorunu değil mi?

Dedim: Şayet toplumu olumsuz yönde etkileyecekse toplum hukukunu koruma adına bireyin hukukuna kısıtlama getirilebilir. Burada önemli olan buna kimin karar vereceğidir. Buna sağlıkçılar karar verir. Ancak bundan daha önce, birey kendi kendisini korumalı veya kısıtlamalıdır.

Dedi: İslami yönden bunun karşılığı var mı?

Dedim: Koronanın bulaşıcı bir hastalık olduğu kabul ediliyorsa var. Zira İslam, “Hastalıktan uzaklaşın. Oraya yaklaşmayın.” diyor. Hz. Ömer ile Hz. Ebubekir’e atfedilen sohbet buna en güzel örnektir. Hastalıklı olan bir beldeye gidilmemesini tavsiye eden Hz. Ebubekir’e, adaletin timsali Ömer önce sorar… “Allah’ın çizdiği kaderden mi kaçıyorsunuz? Cevap bir o kadar muhteşem… Evet… Yine Allah’ın çizdiği kadere kaçıyorum.”

Dedi: Yarın Suud Mekke ve Medine’ye alınmayacak. Belki diyanet camilere aldırmayacak. Aşı olmayanlara bir zulüm uygulanmayacak mı?

Dedim: Suud yine hacıların sağlığını düşünerek bu uygulamayı yapacak. Diyanetin camilere almaması gibi bir uygulama beklemiyoruz. Her caminin kapısına insanlar yerleştirip HES kodu baktıramaz. Ancak işte burada sorumluluk bireye düşmektedir. Aşı olmadıysa ve hastalığın bulaşacağından korkuyorsa kendisi cemaate gitmemeli, cemaati korumalıdır.

Dedi: İş yerlerinde bu uygulama nasıl sonuç verecektir?

Dedim: Ciddi sorunlar doğuracaktır. 15-20 kişinin… 5 kişinin… 3 kişinin çalıştığı bir iş yerinde bir çalışanın aşı vurulmaması o iş yerini etkileyecektir. Hiçbir işveren buna ‘özgürlük’ olarak bakmaz. Bir kişinin özgürlüğüne (Sağlıkta özgürlüğün sınırı tartışılır) başkalarına hastalık bulaştıracaksa özgürlük olarak bakılamaz.

Dedi: Son söz ne diyeceksiniz.

Dedim: Aşı vurulmama olayına bir şartla özgürlük olarak bakılabilir. Birey kendini toplumdan tecrit etmeye razı olursa!... Diğer türlü, başkasının hayatını olumsuz etkileme riski özgürlük olamaz. Hele hele sağlıkta hiç olamaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.