banner114
banner146

Dedi: Çalışma Bakanlığı 26 vilayette 26 bin 500 çalışana asgari ücretin kaç lira olması gerektiği yönünde bir anket yaptırmış. Çalışanlar ortalama 3750 ila 4000 TL arasında bir rakam bekliyormuş.

Dedim: Bakanlığın yaptırdığı anketin ikinci boyutu var. Burası birinciden daha anlamlı. O bölümü konuşalım.

Dedi: Çalışanların %40’ı, 3500 TL’nin üzerindeki bir artışta işverenin işten işçi çıkaracağını söylüyor. İşverenlerin ise %20’si, asgari ücret 3500 TL’yi aşarsa işten işçi çıkartılabileceklerini kaydediyor.

Dedim: Özel sektör bu olayın hiçbir yerinde yok. Ne enflasyonu artırdılar ne dövizi… Ne pahalılığın müsebbibi oldular ne yokluğun. Aksine enflasyondan da etkilendiler, döviz artışından da… Pahalılıktan da etkilendiler, aranan bir malın yokluğundan da… Buna rağmen yükü özel sektör omuzlayacak. Yük işverenin sırtına yıkılacak. Artış yalnız asgari ücretten dolayı değil ki. Dolardan yansıyan artış da var, pahalılıktan yansıyan artış da… Çoğu işletme ne yazık ki kapanacak. Olayı basit görmeyelim. Tek başına asgari ücret artışına da indirgemeyelim.

Dedi: Ama 3750 veya 4000 TL’nin altındaki asgari ücret kimseyi memnun etmez. Bu pahalılık, bu enflasyon daha şimdiden artışı aldı götürdü.

Dedim: Kesinlikle katılıyoruz. Asgari ücret 4000 TL olmalı. En az 4000 TL olmalı. Lakin işveren bu yükü kaldırabilmeli. Vergiyi muaf tuttuklarını varsayarsak bile SGK primiyle 1 kişideki artışın 1500 TL’ye ulaşacağını görüyoruz. 10 kişi, 15 kişi çalıştıran işyerlerini düşünün. Yılda 200 bin TL’lik ek yük biniyor. 15 kişi çalıştıran bir işyerine yıllık 300 bin TL ek yük biniyor. Olaya birazda buradan bakmalısınız. Fedakarlık yalnızca işverenden istenirse bir kriz doğurur ve işsizliği artırır. Mesele yalnızca asgari ücret artışı ile sınırlı tutulmamalı. İşçinin diğer maliyeti de var. Ve bütün bunlardan daha önemlisi, piyasanın durgunlaşması. Temel gıda maddeleri dışında vatandaşın alışverişten kaçınması.

Dedi: Bu noktayı biraz daha açar mısınız?

Dedim: Sürekli uğrayıp hasbihal ettiğimiz esnaflar var. Konfeksiyoncu… Lokantacı… Çay ocağı ve berber gibi… Ağızlarını bıçak açmıyor. Konfeksiyon mağazasını, ayakkabıcıyı bir kenara koyalım. Sadece etrafındaki esnafa hizmet veren lokanta iş yapamaz hale geldi. Çay ocağı etkilendi. ‘Esnaf arkadaşlar çay içmeyi mi azalttı?’ diye sorduk. ‘İkramı azalttılar. Haftada 200 TL çay parası ödeyen esnaf arkadaşlar, şimdi 100 TL ödüyorlar. Ayda 400 TL ediyor. Esnaf, ayda 400 TL’yi önemsiyor’ cevabını verdi. Aynı şekilde asgari ücret artışının bir canlılık getirip getirmeyeceğini sorduk. Çoğu esnaf umudu bu artışa bağlamış durumda. Bazıları2, bazıları 3 kişi çalıştırıyor olsa bile, gördük ki asgari ücret artış miktarından daha çok, piyasanın canlanmasını önemsiyorlar. ‘Piyasa böyle devam ederse zaten işçi çıkartmak zorunda kalacağız. Ancak piyasa canlanırsa asgari ücret çok artmış olsa bile belki çıkartmayacağız’ diyorlar.

Dedi: O zaman, asgari ücret 4000 TL’nin üzerine çıkabilir mi diyorsunuz?

Dedim: Elbette değil. Biz olaya en küçük esnaf cephesinden baktık. Ya büyük işletmeler? 20 kişi, 50 kişi çalıştıran iş yerleri!.. Onların içinde düşeceği durumu konuşmak bile istemiyoruz.

Dedi: Belki işveren açısından da bazı iyileştirici tedbirler alınabilir.

Dedim: Hiçbir iyileştirici tedbir, bir işçinin maliyetinin yüzde 50 artmasını hafifletmeye yetmez. Üretmek… Üretmek… Üretmek… Üretmezsek bu krizler bitmeyecek.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.