banner114

İnsanlar var oldukları toprakların coğrafyası ile yoğrulup o coğrafyanın özünü yansıtırlar. Nereye giderlerse gitsinler memleketlerinin aynalarıdırlar. Bir başka yerde doysalar da doğdukları yerdir onların aksisedası.

Bazı kendini bilmez hayat yorgunu insanlar ise doğdukları yeri ısrarla siler ısrarla yok ederler. Israrlar küçümserler. Çektikleri sıkıntılardan dolayı memleketlerini suçlu tutarlar. Oysa suç yaşatanın değil yaşatmaya izin verenindir.

Kendi ilini öve öve bitiremeyenlerde aynı derecede hatadadırlar. Bu hataları övelim derken aynı düşüncede olan bir başkalarının yermesine imkan sağlar zemin hazırlarlar.

Aynı vatanın sınırları içinde her zerresi bizimdir. Her coğrafyanın da ayrı ayrı özellikleri ve güzellikleri vardır. Yan yana olan iki şehrin de özellikleri fark gösterir.

Bizler öncelikle vatanımızın her zerresine sahip çıkmayı öğrenmeli öğretmeliyiz. İller arasında olan çekişmeler daima güzellik, hoşgörü ve tatlılık içinde bitmelidir.

Bazı insanımız kendi ilinin, yöresinin dışında ne varsa hepsine özenir ve kendince ö yerleri över ya da yerer.

Ne çok övmek ne de çok yermek iyi bir sonuç getirmez. Esas olan var olan değerlerin kıymetini bilmektir.

Elimizdeki değerlerin kıymetini bilmezsek kaybettiklerimizin farkına hiçbir zaman varamayız. Daima arayış ve eleştiri içinde oluruz. Buda bize kaybediş sağlar kazanım sağlamaz.

En kıymetli varlığımız topraklarımızdır. Bu herkes için geçerlidir. Bir ilin çok kalabalık insana ya da çok değerli kaynaklara sahip olması, stratejik özelliğinin olması önem fazla taşımaz. Esas önemli olan o ilin geçmişten günümüze taşıdıkları ve bu taşıdıklarının zamana kattıklarıdır.

Zamana katılan her değerin her zerrenin bir önemi vardır. Bu önemi bilmez ve önemsemezsek. Ve o şehrin statüsü ile kafamızı yorarsak yaşam statümüzü ve toplumsal statüye müdahale etmiş oluruz.

İnsanın yaşam kalitesi çoğu zaman şehrin statüsü ile bağıntılıdır. Var olduğu şehrin daha farklı statüye ulaşacağını sınırları ile oynayarak değişeceğini düşünenler. Aslında kendi yaşam kalitelerinin düşünce yapılarının düşük ve kalitesiz olmasındandır.

Kendini çok bilen strateji uzmanları gibi yorumlarda bulunanlar aslında o coğrafyaların eleştirmeni değil o coğrafyaların yok edenidirler.

Bir şehre statü kolay kolay verilmez. Ne kadar torpil yaparsanız yapın ne kadar siyasi gücünüz olursa olsun. Ve o şehir ne kadar küçük gelişmemiş olursa olsun. O şehrin tarihi geçmişine bakmalısınız.

Tarihte eğer o şehir bir yerlere hizmet vermişse. Yine o şehrin toprakları, eğer o zaman katma değerde bulunmuş ise siz o şehrin asla günümüz durumunu eleştiremez, yeremezsiniz.

Öyle topraklar vardır ki oradan bir değil birkaç kalem kıymet elde edersiniz. Mücevherlerin birkaç çeşidini oradan alırsınız. Öyle yerler var ki oralardan sadece insan yetiştirirsiniz. Oralarda coğrafi anlamda bir kazanım sağlayamaz sadece coğrafyanın şartlarından dolayı sürekli yetişmiş insan alırsınız.

İnsanların kaliteli, verimli ve başarılı olması, üretken olması yaşadıkları coğrafyaları ile direkt olarak bağıntılıdır. Bu bazen belirgin ortada olur bazen hiç farkında olmadan kendiliğinden oluşuyor sıradan görünümde olur.

Siz kayalar arasında olan Gümüşhane ilimizin tarihten bu güne her zaman memlekete kazandırdıklarını bilmeden o güzide şehrimizi kasaba olarak göremezsiniz. “TAŞI TOPRAĞI ALTIN” dediğimiz yer hep İstanbul olsa da aslında ülkemizin taşı toprağı altın olan şehir adı ile de münhasır şehirlerden biridir Gümüşhane bunu bilmeden böyle bakmayı öğrenmeden. Ne bilgi nede bakı değerlerimiz kıymet bulur.

Selam saygı ve sevgilerimle… 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.