banner114

Nasıl mutlu olacaksınız?

Ya da sizin mutlu olmanız için yönetim kurulu ne yapmalı?

Adamlar transfer yapıyor.

Vay efendim ‘sakat oyuncuyu aldılar, yine kandırıldık’ diyorsunuz!

‘Transfer yapılması gecikiyor.

Siz orada niye oturursunuz? Bu takım bu kadroyla kümeye oynar, bu yönetim gitmeli’ diyorsunuz!

Yahu arkadaş neyin peşindesiniz?

Amacınız nedir?

Ne yapmak istersiniz?

Sahi aklıma geldi sorayım dedim, hiçbir şey beğenmeyip, sürekli eleştiren sizlerin, Trabzonspor’un içerisinde nesi var?

Veya şöyle sorayım, attınız mı mangalda kül bırakmıyorsunuz, Trabzonspor’a acaba ne gibi katkınız oluyor?

Acep, bir tane ürününe para verip almışmısınız veya kombine bilet alıp maçlara gidiyor musunuz?

Biliyorum hiçbirini yapmıyorsunuzdur.

Ama dediğim gibi atıp tutuyorsunuz!

Bırakın boş yere atmayı, inanın mangaldan kül bile kaldırmıyorsunuz attıklarınızla!

AH BU FANLAR!

Mübarekler her maç sonrası, hele de maç kötü sonuçla bitmesin.

Sistemli bir şekilde sallayıp, saldırıyorlar.

Kime mi?

Öncelikle yönetim kuruluna…

Yönetim kurulundaki öncelik ise Başkan ve Asbaşkan…

Kim için sallayıp, saldırıyorlar?

Tabi ki Ünal Karaman için.

Peki, kimler saldırıp sallıyor?

Tabii ki, sosyal medyada akıllarınca cirit atmaya çalışan klavye kabadayılığı yapan Ünal Karaman fanları…

Haa bu fanları harekete geçiren ve tetikleyen ise çıkar ve menfaatleri karşılanmayan ve her dönem hainliği ile gündem olan Trabzon medyasında yandan çarklı bir silahşoru!

Dede korkutun güzel ve anlamlı bir sözü vardır, söz sanki bu hain için söylenmiştir!

Ne diyordu Dede Korkut?

“Hain içerde olunca kapı kilit tutmaz oğul”

Neyse haini yine fırıldaklığı ile baş başa bırakıp biz konumuza geri dönelim.

Arkadaşlar Ünal Karaman defteri Trabzonspor için kapanmıştır.

Bundan sonra açılması da zor!

Ve Ünal hoca üzerinden yönetime ne kadar çakmaya çalışsanız da, nafile...

Konu için boş yere sinekten yağ çıkarmaya çalışmayın.

Benden söylemesi, bu sinek yağ vermez!

KİMLER GELDİ GEÇTİ?

Ünal Karaman’dan konu açılmışken yine oradan devam edelim.

Trabzonspor’dan, teknik adam olarak Şenol Güneş dâhil kimler geldi geçti?

Hiç birisi kendilerini göreve getiren, yani kendilerine işveren yönetimlerle çatışmadılar, kavga etmediler, kamuoyunun önünde hesaplaşmadılar.

Gelip giden teknik adamların hiç birisi ‘kılçık’ olup kimsenin boğazında kalmadılar.

Biraz desturun.

Kimse Trabzonspor’un üstünde değil.

Bakıyorum, yaşanan küçük bir olumsuzlukta, Ünal Karaman gündeme getirilmeye çalışılıyor.

Bilmiyorlar ki bu gibi davranışlar hocaya büyük zarar veriyor.

Biz dememiştik!

Rizespor Başkanı söylemişti.

Peki, ne söylemişti?

“Birinci hatamız İsmail Kartal hocamızın gönderilmesiydi. İsmail hoca ile biraz daha devam etseydik puan anlamında daha iyi olacağımızı düşünüyordum. Taraftarlara bu anlamda sesleniyorum. Her kötü gidişte hocanın gitmesiyle ilgili tepkilerin yanlış olduğunu düşünüyorum. Çünkü sonrasında gelen Ünal hoca ile hiçbir şekilde uyum sağlayamadık. Geldiği günden itibaren problem yaşadık. Geldiği günden itibaren buradan gitmek istedi, kafası burada değildi. Samimi olarak söylüyorum ki Kasımpaşa maçından sonra Ünal hoca gitmeseydi biz düşmüştük. Bu anlamda değişiklik yapmamızın isabetli olduğunu düşünüyorum. Yani İsmail hoca ile devam etseydik bu sıkıntıları yaşamaz ve almış olduğumuz sonuçlardan daha iyi sonuçlar elde ederdik.”

Hadi Rizespor başkanının bu yorumunu koyun bir yere…

Az daha unutuyordum, Yapılan bir toplantıda, Rizespor başkanı ile Ünal Karamanın arasında yaşananları, yazmaya kalksak, ortada “kahramanlık” yapmaya çalışan kimse kalmaz! 

HARİÇTEN GAZEL OKUMAK

Yönetim kurulunun hiç mi hatası yok?

Hiç mi yanlış yapmıyorlar?

Elbette yapıyorlar.

Elbette hataları vardır.

Ama çok değil biraz elinizi vicdanınıza koyunuz, öyle yorum ve eleştiri yapınız.

Söylemekte fayda var, hariçten gazel okumak en kolay şey!

Daha düne kadar…

Sakın yanlış anlamayın, bugünde böyle…

Trabzonspor’un bırakın transfer yapmayı, kasasında çalışan personelinin maaşlarını ödeyecek parası yoktu.

Çarkın nasıl döndüğünü, paranın nasıl bulunduğunu dışardan gazel okumaya çalışanlar nereden bilecek ki?

Onlara göre her şey güllük gülistanlık!

Onlara göre her şey lay lay lom!

Belki, “bıraksınlar kardeşim yapan gelir ya da bulunur” diyeniniz olacaktır.

Kimse kusura kalmasın kazın ayağı hiç de öyle sizlerin düşündüğü, sizlerin dediği gibi değil.

Kulüp çarkının nasıl döndürüldüğünü, gidin sizlere beş kilometre uzakta olan kulüp yetkililerine sorarak öğrenin.

Sonra, ‘yapan gelir, yapan bulunur’ deyip de, o getirdiklerini ve o gelenleri de gördük!

Kulüp hala onların bıraktığı borçların içerisinde boğulup can çekişiyor.

Bıraktıkları borçlarla da kulübün iflah olması mümkün görünmüyor.

O nedenle diyorum ki biraz da bu pencereden bakalım yaşananlara.

OLSA NE OLACAK Kİ?

Belli ki divan başkanlığı seçiminde, kıyasıya kıran kırana yarış olacak.

Mevcut başkan Ali Sürmen devam etmekten yana gibi.

Daha önce aday olmuş ama seçim kaybetmiş Şükrü Kuleyin ise aday çıkaracağını açık seçik beyan ediyor.

Bir de İstanbul kanadı var.

O kanattan da öyle bir sesler geliyor ki aman Allahım tam bir facia niteliğinde!

Ne varmış bu Divan Başkanlığı’nda anlamış değilim?

Divan Başkanlığı için camianın önde gelenlerinin, bir birlerini bu kadar kırıp dökmenin bir karşılığı, bir anlamı olması gerek!

Öyle ya;

Nedir bu kavga?

Nedir bu kadar söylenen fütursuzca sözler?

Daha dün kol kola geziyordunuz!

Daha dün aynı masanın etrafında lagara lugara yapıyordunuz!

Bu gün sizlere ne oldu?

Hesaplarda yanlış bir şey mi görüldü?

Mevcut Divan Kurulu Başkanı Ali Sürmen işini iyi de yapıyor.

Temsilde de hata etmiyor gördüğümüz kadarıyla.

Sorun yaşanıyorsa onu da camia olarak çözmeye çalışıyor.

En önemlisi, konuşan ve ihtiyaç hasıl olduğunda divan kurulu üyeleriyle toplantı yapıp, camiayı bilgilendirmeye çalışan bir başkanlık profili çiziyor.

Kimseyle de kavga etmiyor.

Camianın değerlerine sahip çıkıp, sevgi ve saygıda kusur etmiyor.

Eee daha ne olsun?

Daha ne yapsın?

Devam etse ne olacak ki?

Devam etmesi halinde, Trabzonspor’u başka bir yere mi taşıyacak?

Vay anasını be Trabzonspor, Divan Başkanlığı seçiminde bile bir araya gelinmiyorsa, varın siz düşünün yöneticilik yapıp başarısız olanların halini!

YAZIK GÜNAH DEĞİLMİ?

Trabzonspor’da giden oyuncular için yönetim kurulunun, kalmaları yönünde adım atıp, ısrarcı olmamalarına sonuna kadar katılıyorum.

Doğru bir iş yapılmıştır.

Kimse öküz altında buzağı aramaya kalkmasın!

Gidenlere bir bakalım.

İlk on birde oynayıp ta, sözleşmeleri sona eren iki tane oyuncu vardı.

Biri Sosa, diğeri ise Novak’tı.

Bu iki oyuncuya yönetim kurulu sezonun ortasında sözleşme yenileme teklifi götürdü.

Sosa ve Novak yönetim kurulundan gelen sözleşme yenileme teklifine “Hayır, biz beyin olarak şampiyonluğa odaklandık, mukavele yenilemek için sezonun sonunu bekleyelim” dediler.

Sezon sonunda da nelerin olduğunu hep birlikte görmedik mi?

Bu olayın bir boyutu…

Ya ikinci boyutunda neler var?

Sosa yıllık Trabzonspor’dan 3 milyon 240 bin euro alıyordu.

Bizim paramızla Sosa’nın aldığı ücreti hesaplarsak. Eski parayla 29 trilyona tekâbül ediyor.

Sosa’ya verilen paraya bir bakar mısınız.

Sosa ile devam edilmeye karar verilseymiş, Trabzonspor’un anahtarını alması an meselesi olacakmış!

Ey benim Trabzonspor’um, önceki yönetimler tarafından paralar nasıl çarçur edilip savrulmuş.

Tam bir ibretlik öykü!

Gelelim Novak’ın aldığı ücrete, bu kardeşimiz ise yıllık 860 bin Euro alıyordu.…

Yani Novak’ın aldığı ücret bizim paramızla 7 trilyona yakındı.

Ancak bu oyuncuya yönetim kurulu yeni bir teklifle gitti, Novak ise yönetim kurulu tarafından kendisine gelen teklife sıcak bakmayarak, sezon ortasında göz kırptığı Fenerbahçe’yi tercih etti.

Şimdi bu iki oyuncu gitti diye özde değil sözde Trabzonsporlu onlar peşlerinden ağıt yakıyorlar.

Sevsinler sizin yaktığınız ağıtı.

Yahu arkadaş, hesap kitap ortada, bu kadar paralar Trabzonspor’un kasasından çıkartılıyorsa, belli ki gelenler Trabzonspor’u yönetmeye değil, Trabzonspor’u yok etmeye gelmişler!

Bakın Sosa ile birlikte Burak ve Kucka’nın üç yıllık anlaşmaların karşılığında Trabzonspor’a maliyetleri 53.414.750 milyon Euro.

Hadi gelin bu üç oyuncuya ödenen Euro’nun Türk parası karşılığını sizler yazın.

Bir başka yazımda, Sosa, Burak ve Kucka ile nasıl anlaşma yapıldığının ayrıntılarını yazacağım.

Son söz;

YAZIK HEM DE ÇOK YAZIK.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.