banner114
banner146

Eğer bahçedeysem bizzat ben karşılıyorum konukları.
Veranda, güverte ve kısa bir çevre turunun ardından kütüphaneye geçiyoruz.
Yine aynısı oldu.
Fakat verandadaki mankenlerle ahşap masalar dikkatlerini çekmiş olacak ki daha fazla ilgilendiler. Ağaçkavunu, ahududu ve manolya da öyle...
Balık masalar...
Kütüphane, en sıcak günlerde bile serin kalabildiği için rahat bir nefes alabiliyor insan.
Ahmet, Trabzon’da çalışan Konyalı bir genç.
Eşi Alyona ve kayınvalidesi Viktoria ile birlikte gelmiş.
***
Şana’da kalıyorlar.
Hafta sonu vadiyi daha yakından tanımak istemişler ve yola çıkmışlar.
Anlattıklarına bakılırsa kütüphane tabelasını görünce tüm planları değişmiş.
Ve başlamış tabela takibi.
Birkaç yere de sormuşlar "Şana Taka" diye...
Herkes biliyor zaten.
Hem, 23 Nisan için astığımız dev Türk Bayrağı da uzaklardan görülebiliyor.
***
"Burada yaşayanlar çok şanslı" dedi Ahmet.
Vadi inceleme gezisinin onlara bir kütüphane sürprizi yapacağının hiç akıllarına gelmediğini söyledi.
Açık pencereden kuş sesleri geliyordu.
Bir de karşılardan köpek havlamaları...
***
Ukraynalı anne kız oldukça sessizdi.
Alyona Türkçe öğrenmiş fakat annesi Viktoria birkaç kelime haricinde bilmiyordu.
Yabancı romanlar dikkatlerini çekebilirdi. Kril Alfabesiyle yazılmış birkaç kitap vardı, o kadar.
Derken, o bizim meşhur sorumuzu sorduk.
"Ukrayna’nın neresinden?
"Harkiv."
Savaş yüzünden haritayı ezberlemiştik adeta.
Rus sınırındaydı ve şiddetli çatışmalar yaşanan kentlerden biriydi.
"Özlüyor musun?"
Sanki içine doğmuşçasına, şimdilerde yerle bir olan memleketini 2021’de görmüştü.
Gözyaşları içinde anlattı.
Kırları, bahçeleri, sokakları dolaştığını...
"Trabzon da çok güzel fakat benim şehrim..."
Arkasını getiremedi, ağladı ağladı ağladı...
Nasıl da özlemiş şehrini?
Annesi teselli etmeye çalıştı fakat ne yapsa nafile...
Yerinden yurdundan edilmenin acısı altında eziliyordu insan ve kimsenin de elinden bir şey gelmiyordu.
"Bizim şehirler bombalandığında... Onca masum insan öldüğünde... Rusça konuşmak içimden gelmiyor."
Oysa önceleri hemen herkes Rusça konuşur, şarkılar türküler...
Ahmet Rusça bildiğinden, Victoria onunla mecburen Rusça konuşuyordu.
***
Bir sorun vardı.
Savaş yüzünden daha da büyüyen bir sorun.
Başta Putin olmak üzere Rus yöneticileri Ukrayna kültürünü yok saydıkça... Hemen her gün başlarına bomba yağdırdıkça... Ukrayna Milleti daha çok kenetleniyor, renklerinin farkına varıyordu.
Özellikle de dillerinin...
"Bir milleti yok edemezler" dedi Alyona.
Kendini toparladıktan sonra anlatmaya devam etti.
Zaman zaman gözyaşlarını siliyor, bir çocuk masumiyeti içinde ağlıyordu.
***
Ülke sevgisi böyle bir şey işte.
Elinden sadece ağlamak geliyorsa ağlayacaksın, o kadar.
Gözyaşı kadar ne ifade edebilir ki bizi?
Viktoria’ya döndüm, "çok vatansever bir genç yetiştirmişsiniz" dedim.
Gözyaşları içinde tercüme etmek de yine Alyona’ya düştü.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.